klasik, yüzeysel ve bağırarak yorum yapan futbol otoritelerinden oldukça farklı bir konumda duruyor. tarzı daha çok sosyolojik, felsefi, düşünsel, oyunun kültür tarafına bakan bir yorumculuk. işin içine sadece skor katmıyor; futbol aklı, sistem, psikoloji, ülke futbol kültürü katıyor. bu durum izleyiciler tarafından fazla teorik bulunabilir ama türk spor medyasında farklı duruşa sahip. bizde futbol programları bazen tartışma programı + ses yarışı haline dönebiliyor.
Cem Dizdar kadar anlamsız, boş konuşan, bokuyla kavga eden, anlattıklarının zerre değeri olmayan, kafa açan bir adam olamaz. Dediklerinden zerre bir şey anlamadığım için, evde ses yapsın da günün yorgunluğunu atayım, kafamı boşaltayım diye dinliyorum. Gerçekten böyle.
Galatasaray taraftarı olarak çok sevdiğim Beşiktaşlı spor yazarı ve futbol yorumcusu. Trt spor kanalında yaptığı yorumlarla dikkatimi çekiyordu. Kendisiyle daha sonra karşılaşmış, iki üç kelam konuşma imkanı yakalamıştım. Zaman buldukça da seyrederim kendisini. Çünkü kendisini dinletmeyi başarıyor. Konuşmalarında sadece yüzeysel futbol yok, spor yorumlarına edebi ve felsefi dokunuşlarda bulunuyor.
hayatınızda böyle tipler varsa çıkarın, televizyonda görürseniz kanal değiştirin, gazetede görürseniz hemen sayfayı çevirin. bu tip insanlar gereksiz yere sinir bozmaktan başka hiç bir işe yaramaz. kimseye gram katkıları yoktur ve boka benzediklerini kabul etmedikleri için hep böyle gergin ve saçmalar halde sanki kendisi mükemmel, başkaları onu anlayamıyor zannederler. bokumun filozofu...