Sen fabrikadaki kadının baş örtüsünü görüyorsun ben ise nasır tutmuş ellerini.
Sen yüzündeki makyajını ben anlında ki kara yazısını
Sen ev işlerindeki marifetini, ben ruhundaki güzelliği..
Sen evde pişirdiği yemeği, ben haksızlığa karşı öfkesini.
Ben kadının paylaşımcılığını, sen paylaşılması gerektiğini.
Ben kadının analığını, sen doğurması gerektiğini
Ben kadının insanlığın, sen nasıl kullanılacağını
Ben kadının her yerde olması gerektiğini, sen evde diz kırıp oturmasını..
Ben tarladaki kadının emeğini, sen evde ne pişirdiğini
Sen sokaktaki kadının bacaklarını, ben havadaki yumruğunu
Sen kadının gözlerindeki maviliği, ben kalbindeki derinliği
Ben kadının ayakta durabilmesini, sen hareme alınmasını
Ben kadının idareci olabileceğini, sen idare edilmesi gerektiğini görüyorsun.
Üstat birinin yüzüne göt demiş. Bundan dolayı hakim karşısına çıkmış. Hakimin "Neden adama göt dedin?" sorusunu duyunca da "Valla Hakim Bey, bizim köyde göte göt derler de ondan." cevabını vermiş. Yani bu hayatta göte göt demek o kadar da zor bir şey değil. Kulağınıza küpe olsun.
şiiri sokağın diline indiren, küfürü bile edebi bir malzemeye dönüştürebilen ama bütün kabadayılığının altında son derece kırılgan, duyarlı ve memleketine bağlı bir şair.
Anamın ipiyle indim gökdelen damınızdan
Kelebek gibi girdim kelebek camınızdan
Taksinize mülkünüze dairenize...
Heceleyerek üzerinde ayak ve el uçlarımın
Belledim seyyarenizi ve kelimelerinizi...
Gözlerinize baktım, mukaddes ciltlerinize, büfelerinize
Vesairenize...
Şiir fenerimle de baktım, son çığlık!
Aşk yokmuş sizde beş paralık!
Gidiyorum ben boşçakallar
Sıçmışım ortalık yerinize
Kıçımın fosforuyla aydınlanın siz artık.