asi, şehirli, serseri ama gerektiğinde aristokrat olabilen adamın sigarası. sabahın köründe bir sırt çantasıyla kendisini tren istasyonunda bulabilen adamın sigarası. hayatımın önemli bir parçası.
ek olarak: winston'la karşılaştırmak gerekirse;
winston'ı herkes sever ama az sever. camel'ı ise sevmeyen hiç sevmez, seven ona aşıktır, aşırı sever. yani winston'a göre çok daha kişlikli bir sigaradır camel.
4 çeşidi bulunmaktadır. mavi sarı siyah beyaz. denemedim siyahla beyazı. bide bildiğimiz develi paketi vardır. box ve soft arasındaki fark camelda bariz şekilde belli olmaktadır. şuan itibariyle 6 tl dir. ama kalitesi düşmüştür.yine de tercihimdir.
yaklaşık 3 aydır birlikte oldugum sevgilimdir kendileri, kısa surede vazgecemez oldum kendisinden öyleki camel black bile eline su dökememiştir.
edit: camel black kendisinden çok daha iyidir.*
black ve white şeklinde çıkan yeni modellerinin black olanı leş gibi kokuyor ama sağlam olmuş. white olana kıl kaptım ilk içişte. yavşak geldi nedense. neyse soft olana devam dedim ben de.
marlboro, parliament türü sigaraları kullananların çoğu adından yada cakasından kullanır. camel bu anlamda çok farklıdır. neredeyse bir asırlık sigara olmasına rağmen caka satmak gibi bir derdi yoktur içenin. * soft paketi bilhassa üzerine gül koklanmayacak sigaradır.
camel'ın benim hayatımda da sigarayla ilintisi çoktur ancak bilindik anlamda sigara markası olan camel değil de progresif rock grubu olan camel'la birlikte daha çok sigara içtiğimi fark etmiştim.
rajaz sigarasız dinlenmiyordu, yapacak bir şey yok.