bir zamanlar küçük olduğunu hatırlatan ne varsa o işte; lego örneğin, ya da atari o çok teknolojik olanlardan değil ama; yaşına başına bakmadan senin her istediğini yapan bıyıklı mario amca mesela, ya da 'telefonun tuşunumu duyayım, önümdeki çukuramı bakayım?' şaşkınlığındaki hugo ve sırıtan suratıyla tolga abi yanında.
sabah pokemonun saatinde uyanıp, babamın işe giderken televizyonun üstüne koyduğu bakkaldan bir halley bir lolipop almamı sağlayan parayı alıp pokemon başlamadan önce koşarak bakkala gidip o iki şeyi alıp tekrar televizyon başına geçip pokemon izlemeye başlamak.
en acı verici anlarda annenin samimi bir gülümsemeyle seni kolları arasına alıp, sarmalaması..
O an tüm acının dinmesi..
Şimdi samimi gülümsemeye bile hasretiz..
benimle bahçede oyun oynayan hatice teyzem. mezarının her gün önünden geçtim. her gün daha da bir özledim. ağaçlarla uğraşmaktan çatlayan parmak uçların bile hala aklımda. tabutun önümden geçti ya teyzem, o kadar acıdı ki ağlayamadım. senelerdir içimde o acı.
toz pembe olan her şey. cidden, toz pembe düşünebilmeyi özlüyorum bazen. alıp başımı gideyim, hiçbir derdim yokmuş gibi, her şey benimmiş gibi, ben ne istersem olacakmış gibi olsun.. annem babam olsun yanımda ve en fazla bir damla gözyaşı dökerek elde edebileyim istediklerimi.. ve ekmek elden su gölden olsun, ama çocuk olayım. tadı çıkmaz çünkü başka türlü. nasıl diyeyim, büyüyeyim diye hırs yapayım hep, abilere ablalara özeneyim. şimdiki gibi küçükken özendiğim o abi olmayayım, bi bok yokmuş çünkü. sorumluluklarım çişimi tuvalete yapmaktan ibaret olsun sadece. başka bir şey için sorumlu tutulmayayım hayatta.. akşam erkenden uyuyayım, sabahlara kadar. ya da gece yatağımda uyanıp, annemle babamın arasına yatabileyim tekrardan.. bir ona sarılarak, bir diğerine.. sabah uyandığımda gün içinde neler yapmam gerektiğini düşünmeyeyim hiç, annem olsun sarılabileceğim yanımda, ve hep peşinde dolanayım ev içinde..
öğlen 11 gibi evden çıkıp dörde beşe kadar deli gibi top oynayıp annenin balkondan tehtidkar bağırışları ile zar zor eve girip yemek yedikten sonra türlü yalvarmalarla tekrar dışarı çıkmak ve saklambaç oynamak. hey gidi günler be.