çok uzun yıllardır "pop" kelimesi barındıran herşeyden kaçıyorum. ama şöyle bir düşünüyorum da, bir yaşa kadar ben de o "pop" kültürünün tam ortasında yaşamıştım. hepimiz yaşamıştık. ancak şahit olduğumuz şey tarihe damgasını vuracak kalitede işlerin ortaya çıkması idi. adeta birbiriyle yarışırcasına ince çalışılmış albümler çıkıyordu üstüste. bahsettiğim dönem, artık çok "pop" bir tabirle: "80'lerin sonunda doksanların başında çocuk olmak". bu paradoks bile başlı başına yakıyor içimi.
BU ALBÜMLERi O ZAMANlara canlı şahit olmuş kime söylesen biraz efkarlı, biraz keyifle bir "offf" çeker. demek ki unutulmamış. demek ki unutulmuyor bunlar. demek ki bunlar "popüler" değilmiş sadece. bambaşkaymış. zaten şu yaşımda dinlediğim zaman bu albümlerin altyapılarınadaki zekaya, kaliteye şaşıyorum.
çok önemli, çok güzel işler yapılmış ülkemde... ve ondan sonrası... ekseriyetle içi bomboş... özlenmez mi şimdi?
büyüdükçe insanın içinde kocaman bir delik oluşur yani kocaman bir boşluk. yalnızlık der kimi kimiyse soğuk kanlılık. ben ne zaman o deliğin içimi acıttığını hissetsem o delikten habersiz olan cocukluğumu özlerim işte.
+rahatça saklanbaç oynamak,
+eve gelen genç kızları rahatça elleye bilmek ( ee nede olsa çocuğuz )
+kız dolu ortama girince herkesin mıncıklaması.
+bilyalı ile kaymak
+misket oynamak
+en çok özlediğim ise hala bir çocuk kadar günahsız ve masum olabilmek..
her canının bi'şey istediğinde ağlayıp zırlayıp, günlerce tripler atıp o isteğinin ailenin tarafından alınması... büyüyünce anlıyor ki insan, bazı şeyler için ağlasa da, kendini parçalasa da, uğruna bi' çok emekler verse de elde edemiyor...
ve mutluluklar büyük çıkarlara dayanıyor... çocukken, işten eve dönen babanızın elinde gördüğünüz bi' gofret sizi mutlu etmeye yeterken, şimdi hiç bi' şey bu kadar küçük umutlarla döşenmiyor insanın yüreğine...
-akşamları aile ile oturmak, e tabi ozman bilgisayar cart curt yoktu.
-çırılçıplak denize girmek, kimse yadırgamıyordu.
-bisiklete binmek ama 4 tekerli olanına *
salıncakta sallanıp bütün gün sokakta gezmek. iş güç para derdi olmadan elini cebine attığında anne/babanın verdiği parayı çikolataya harcamak, hayal kurmak bol bol, masum olmak...
aslında en çok bana anlatılana, masallara inandığım gibi inanmak isterim... gelmeyeceğini bile bile noel babayı beklemek gibi o'nu beklemek yerine...