sevgilinizden ayrılıp yalnız geçirdiğiniz ilk pazar gününde odanızda kaldığınız vakit boyunca kafa dinlemenize yardımcı olacak sanatçı. olmalı mı olmamalı mı sorusunun cevabını vermeyecektir muhtemelen. *
çok ilginç ses tonu olan müzisyen. o cüsse ve tiple o adamdan daha kallavi bir ses çıkması beklenirken, çocuk sesi taklit eden hatun sesi çıkması hep ilginç gelmiştir. "mıy mıy mıy oynaymışın benimle, seveemişin beni yinede"
iki tane şarkısını severim sadece onları bazı zamanlar dinlerim. nevi şahsına münhasır insanlardan.
en son gittiğim, kadıköy sahnede izlediğim, tuvaletin de ot içicem diye 'değirmeler'i kaçırdığım müzisyendir. -diğer parçaları dinledim tabi-
lakin sahnenin en önünden izlemek pek hoş değildir. Sayın Ortaçgil kendi bedeninden daha dar giyinmektedir. Gözler daha cok sıkışan pantalondaydı. Olmadı Bülent Ortaçgil.
cdlerimin tamamını getirdiğimi gördüğünde ohaa dercesine bakıp hepsini tek tek itinayla imzalamış, bunların dışında bir tane de yurtdışında çıkmış kaydım da olacaktı demiş daha sonra şahsımı kendi fanatik dinleyicisi ilan etmiş usta müzisyen. ağzından fanatik kelimesi çıktı, şahsen düzeltirdim fanatik değil sadık ve hassas bir dinleyicinizim derdim ama bana sanki az biraz içmiş gibi geldiğinden bir de kendisine duyduğum büyük saygıdan şu sevemediğim fanatik lafını düzeltmedim. o kelime öylece eğreti bir şekilde kaldı.
kendi adıma boş kaset yapsa alır dinlerim adamıdır. çünkü bilirim ki eserlerine dair hayal kırıklığına yer yoktur. her ne kadar ''fanatik'' kelimesini üzerime almasam da...
kelimelere sigamiycak adamdir. onun sesine sarilip uyumak hissi ne guzeldir, ne paha bicilmezdir. kendisine de sarilma sansini yakalayabildigim insandir. lakin benimki hayranlik degildir. sesinde, sarilisinda, konusmasinda 'baba'lik vardir onun. bu yuzden hic cekinmeden bulent baba demisimdir ona. hakeder o cunku.