değil amerika başbakanı (aşagılamak için değil)bakkal ahmet efendide olsa karşısında önünü ilikleyen, nevi şahsına münhasır, naif bir insandı. Karşısındaki hangi insan olursa olsun terbiyeyi elden bırakmazdı. Amerika karşısına adam çıkartmamışsa suç rahmetlinin miydi?
biz milliyetçiliği duvarlara, afişlere değil. kıbrısın dağlarına, anadolunun haşhaş tarlalarına yazdık!
diyendin. senin o masumluğun, namusluluğun, vatan aşkını cebinden kat kat daha düşünen ender insanlardandın. sen türkiye'nin yıkılmadığını inönü'den sonra atatürk'ten sonra bir kez daha hatırlattın. senin milliyetçiliğin davoslarda laf söyleyip icraat yapmamak değildi, senin milliyetçiliğin türk askeri kaçırılırken hiçbir ses etmeyen kişilerinki değildi, senin milliyetçiliğin gerekirse aç kalırız, bize ambargo uygularlar, gaz vermezler, yiyecek vermezler ama kimseye türk milletinin boynunu büktürmem elin itine dedin, böyleydi senin milliyetçiliğin, gerekirse aç kalacaktık ama boynumuz bükülmeyecekti ve sen bunu yaptın. ama ne yazıkki senin bu şerefli duruşunu eleştirip her yerde biz gaz sıralarına giriyorduk onların düşünecsi buydu, midesinden, cebinden, mevkiden başka şeyler düşünmezdi. sen yalancı milliyetçiliklerle değil, sokaklara yazı yazmakla değil, istiklal marşı'nı bağırarak okumakla değil, icraatle vardın, pislikleri, terörü kınamaktan başka bir şey yapmayanlar gibi değildin, icraat yaptın. yapmam dediğini yapmadın, yapacağım dediğini yaptın. sözde dinine değer veren bu ülke rasmussen'e oy vermek için 3 şart sunan şahsa hiçbirini rasmussen yerine getirmediği halde o şahıs ona oy verdi ama halk sapkınlığı, şaşkınlığı ile kaldı,
şimdi söyle! sen olsan yaparmıydın...
merve kavakçı'ya "burası devlete meydan okunacak yer değildir, bu hanıma haddini bildiriniz" diyerek sözde devlete sahip çıkan insanlık onurunu ayaklar altına alan, milletvekillerine "dışarı, dışarı, dışarı" diye slogan tutturan bir acayip eski, rahmetli başbakan.
kıbrıs'lı rumlar tarafından sevilen tek türk siyasi. şöyle ki, bülent ecevit kıbrıs barış harekatı başlamadan önce ingiltere'ye ikili görüşmelere gider, başbakanlık 3 günlüğüne de olsa necmettin erbakan'a kalır. necmettin erbakan da ecevite danışmadan, haber bile vermeden harekatı başlatır ve kıbrıs adasının %35'lik bölümü türklerin eline geçer.
ecevit türkiye'ye döner dönmez harekatı durdurma emri verir. bu sebeple rumlar bir açıklama yapar "iyi ki bülent ecevit geri dönüp de başbakanlık görevini geri aldı yoksa adanın tamamı türklerin eline geçecekti. bir daha mümkünse bülent ecevit türkiye dışına çıkmasın"
bugün, adada rum tarafı varsa mevcudiyetini tamamen kendisine borçludur.
kıbrıs barış harekat'ını düzenleyerek türkiye'nin yaklaşık yarım asırlık siyasi geçmişindeki tek somut başarıyı elde etmiş olan düzgün siyasetçi, rahmetli başbakan.
şu an kasımpaşa çocuğu tayyip yapsın öyle bir şey yiyorsa.
toprağı bol mekanı cennet olsundur. bu millet ne zamandır ölünün ardından terbiyesizleşmeye başladı ölüye bile saygı göstermeyen insanlara dönüştü diye düşündürür bazen hakkında yazılanlar.
Ölüye saygı diye nutuk çeken tipler olmasina rağmen hakkında çok şey söylenecek kişidir. Ölüye saygı duyulur. Ama hak edene duyulur. Ülkenin ağzına anayasa kitabı fırlatarak sıçmış, Bill Clinton önünde gerçek anlamda eğilmiş sünepelik yapmış, Rahşan Ecevit kuklası silik insanın tekiydi rahmetli.
Bülent Ecevit dürüst, mert bir insandı, ülkesi için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı, yakın geçmişimize kulaktan dolma bilgilerle bakmayan araştıran, sorgulayan insanlar bunu çok iyi bilir, kimi yaptıklarını beğenir kimi beğenmez o tartışılır. ama kimse onun için yedi, yudu diyemez. kurtlar sofrasında fazla iyi niyetliydi, tek hatası buydu.
hatasız siyasetçi olmaz, başlangıçta doğru olduğuna inanılıp alınan kararlar sonrasında ağır olabiliyor, tuncay mataracıyı bakan yapması onun dürüst olmadığını göstermez, kaldı ki siyasetimizde alınmış bir ton hatalı karar var. buda bunlardan biri, demiyorum, dedim ya siyasetçi kurtlar sofrasında kurttan daha gözü açık olmalı. Hatası da oydu.