imam hatip liselerinin önünü kapamak, orada okuyan öğrencilerin de üniversite geleceğini bitirmek için var gücüyle çalışan siyasetçi. insanların istediği yerde özgürce eğitim görebilme hakkını gasp etmiştir.
çevrende herkes şaşırsa ve bunu da senden bilse,
sen aklı başında kalabilirsen eğer,
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
hem de kendine güvenebilirsen eğer,
bekleyebilirsen usanmadan,
yalanla karşılık vermezsen yalana,
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana,
düşlere kapılmadan düş kurabilir,
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer,
ne kazandım diye sevinir,
ne yıkıldım diye yerinir,
ikisine de vermeyebilrsen değer,
söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz,
kandırabilir diye saflar dert etmezsen,
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz,
koyulabilirsen işe yeniden,
döküp ortaya varını yoğunu
bir yazı turada yitirsen bile
yitirdiklerini dolamaksızın diline
baştan tutabilirsen yolunu,
yüregine, sinirine "dayan" diyecek,
direncinden başka şeyin kalmasa da,
herkesin bırakıp gittiği noktada
sen dayanabilirsen tek,
herkesle düşer kalkar erdemli kalabilirsen,
unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken
dost da düşman da incitmezse seni,
ne küçümser ne de büyültürsen çevreni,
bir saatin her dakikasına emeğini katarsan hakçasına,
böylece dünyalar önüne serilir,
üstelik oğlum adam oldun demektir.
türkiye'de hemen herkesin saygısını kazanmış siyasetçi(bu niteleme hakaret gibi oldu biraz ama mesleki anlamda kullandım burada).
sebep mi? çok basit... ecevit, hemşehriciliği, kayırmacılığı kökten reddeden bir adamdı ve siyasi yaşantısı boyunca da böyle olmaya devam etti. son dönemleri ilerleyen yaşı, akli ve önemli kararları alabilme yeteneğini etkilemiş olsa da bu duruşundan kaybettiği hiçbirşey yoktu. bugün dahi sokaklarda sağcısı, solcusu "kara oğlan" diye bahsedebiliyorsa bu adamdan, bu denli benimseyebilmişse ceketi giymek gerekir bıraktığı eser karşısında bana göre.
garipsediğim ise ssk'da görev yaptığı yıllarda küçük tayyip denilebilecek kadar kayırmacı davranabilen kemal kılıçdaroğlu'nun, rahmetli ile mukayese edilmesi. ama bu benim garipsediğim birşey. özünde garip değil. zira kartal da bir kuş nihayetinde, akbaba da...
büyük adamdı. fkö'yü dünyada ilk tanıyan, yaser arafat'ı ankara'ya ilk çağıran, bütün dünyaya ders niteliğinde tarihi kararlar veren bir siyasetçiydi. hem de amerika'ya rağman!
1974'de afyon yasağı, 1975'de kıbrıs harekatı sebebiyle abd'ye kafa tutmuş, 1996'da refah partisinin başarısı karşısında abd'ye "gelin bizi bu dincilerden kurtarın" diye yalvar yakar olmuş büyük devlet adamı.
sonradan bütün kontrolün rahşan'da olduğunu öğrenince büyük şok geçirmiştik. halbuki karaoğlan'dı, halkın umuduydu. gümrük ve tekel bakanlığını türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük kaçakçısı tuncay mataracı'ya verdiği gün uyandık tabi. meğerse hiç bir zaman halkın umudu olmaya layık değilmiş.
merve kavakçıyı paketleyip meclisten atmış, akp iktidarını ülkenin başına getirmiştir.
Tıpkı ismet inönü gibi şansız saydığım siyasetçidir. 1978'de neoliberalizm salgına yakalanmasından ötürü iktidar gücü namüsait şartlarda eline geçmiştir. Ben olsam onu 1970'de iktidar yapardım dediğim ve Bağlantısızların lideri olarak görmek istediğim adam gibi adamdr.
siyasetçi yerine keşke asker olsaymış dediğim rahmetli.
siyaseti çok da becerememiştir, ekonomiden çok iyi anlamıyordu, ne zaman hükümette olsa ya siyasi krizler çıkmıştır yada ekonomik krizler, ama askeri strateji konusunda genelkurmay da görev yapmış pekçok rütbeliden daha iyi idi.
kıbrıs barış harekatı ve apo'nun yakalanması meselelerinde inanılmaz başarı göstermiştir. ama bu olaylardan sonraki süreci iyi yönetememiştir.
o yüzden diyorum rahmetli siyasetle uğraşıp başbakan olacağına, asker olup genelkurmay başkanı olsaymış keşke, terörü kesinlikle bitirirdi.