nedense bana pek sempatik gelmeyen takım. bursa'da yaşadığım zamanlarda destekledim, gollerine sevindim. hatta fener'li olmama rağmen, geçen sene şampiyon olduğunda bursa şampiyon olduğu için çok ta üzülmedim.
ama bursa'dan ayrılınca bana bir şey ifade etmiyor artık. düşünüyorum da sarıp sarmalayamamış sanki beni. bilmiyorum belki sorun bende. ama çevremde de görüyorum ki, aslında şampiyon olmasına rağmen bir şehir takımından öteye geçememiş. insanların çoğu, yalnızca beşiktaş'lılar, fener'liler değil, diğer takım taraftarları da çok sempati ile bakmıyor bu takıma. bir trabzon'un yaptığı devrimi şampiyon olmasına rağmen başaramamış sanki. bursa'lılar dışında pek seveni yok.
sivasspor bile bir zamanlar şampiyonluğa oynarken daha çok sempatizanı vardı türkiye'de. sivaslılar dışında da.
istanbul'da olduğum zamanlarda altay denilince, göztepe denilince izmir ile alakası olmayan insanların bile sempati ile bahsettiklerini gördüm bu takımlardan.
eskişehir'e hiç gitmedim ama es-es denilince sempatik gelir bana. hayır es-es'in bu sene trabzon'a çelme çakması ile alakası yok bu durumun. geçmişte efsaneymiş ya bir zamanlar, belki de ondan.
ya da trabzon. trabzon'a hiç gitmemiş trabzonspor taraftarları olduğunu gördüm değişik illerde.
ama bursa bu durumu pek yakalayamamış. bilmiyorum belki de sorun bende değil, biraz bursa'lıların ve bursaspor'un da çuvaldızı kendine batrması lazım.
ligi 3. bitirmek için kendi göbeğini kendi kesmiş takım.
ligi 3. bitirmek başarı mı?
bence değil...zira ligin ilk 10 haftasında en yakın rakibimize 8 puan fark atmıştık, üstelik son şampiyonduk. ama ne taraftarımız, ne teknik yönetimimiz ne de futbolcularımız bu şampiyonluğu kadıramadı. üzerine eyyamcı hakemlerin maçlarımızı katletmesi ve koca sezon lehimize hiç penaltı düdüğü çalınmaması da eklenince ligin ikinci devresinin ilk periyodunda hedeften koptuk, geride kaldık...
neyse sağlık olsun.
büyük hedeflere ulaşabilmek için öncelikle yavşak medyayı yeneceksin. rakipler, federasyon, hakemler...geçin bunları öncelikle yavşak medya.
ya da yenemiyorsan kendi medyanı yaratacaksın ki bu 3 milyonluk bir şehir için gayet kolay.
sesini yükselt, hedefini yükselt, vitesini yükselt artık bursa.
ligi 3. bitirdiğine sevinen bana "ben bursaspor taraftarıyım" demesin hiç. bal gibi başarısız olduk bu sene. şayet ibrahim yazıcı'nın yerinde olsam sercan, volkan ve turgay gibi yıldızları küstüren ve özellikle ligin 2. devresinde basiretsiz bir kenar yönetimi gösteren ertuğrul sağlam'ın görevine son verirdim.
dediğim gibi, 3 milyon nüfuslu bir hinterlandın takımıdır bursaspor.
gaziantep, kayseri ve hatta trabzon camiaları için 3. olmak başarı kabul edilebilir ama bu saatten sonra bursaspor için 3. olmak başarısızlıktır.
umarım bu sezon hatalardan ders alınır ve 2011-2012 sezonuna ona göre hazırlanılır.
"gönüllerin şampiyonu olur ehehe" diye dalga geçenleri, şampiyonluk kupasına oturtmuş, "seneye küme düşer ehehe" diyenlere üçüncülüğü geçirmiş, büyük bursa'nın büyük futbol kulübü.
uefa ligi gruplarına kalması, oynayacağı 2 ön eleme maçına bağlı olan takımım.
öncelikle, bu takım için şampiyon olmak, alice harikalar diyarında tadında bir ütopyaydı. inkar etmiyoruz.
kasedi başa sarmadan, futbolun da bir tanrısı var ise, bu takım geçen sene şampiyon oldu. bazı fenerbahçeliler de dahil olmak üzere tüm anadolu kutladı. niye? ilk olduğu ve bir daha tekrarlanmasına ihtimal vermediği için. denildi ki, "seneye sivas gibi küme düşmemeye oynar" ve bu minvalde olumsuz görüşler belirtildi, yazıldı çizildi. sonra n'oldu?
takım ilk periyotta kaldığı yerden devam edince, ilk devreyi zirvede tamamlayınca, medya dahil herkes savaş baltalarını gömdüğü yerden çıkardı. neden? sivriltilen kazık göte girmeye başladı çünkü. yavşak istanbul medyasının tirajları düşmeye başladı, telegol az izlenmeye başladı. galatasaray dibi, beşiktaş orta sıraları gördü. başarı, kupa taraftarları ilgisiz kaldı medyaya. sizce bu yavşak istanbul medyası ister mi böyle bir durumu? istemez.
çok sevdiğim bir bursasporlu ağabeyim bursaspor'un 3.lük elde etmesini başarı saymıyorum demiş. ben bunu hırsına bağlıyorum. 3. lük başarıdır elbet. ama 4.lük değil. bundan sonra değil.
şampiyonlukta payı olan futbolcuları ile yollarının ayrıldığını okuyunca aklıma alakasız bir şekilde polat alemdar ile testere necmi nin konuşmasını aklıma getiren takım:
-freud necmi öldü.kürt bedo öldü.demir görkemli öldü.üstün kısa öldü.fariz sarıyayla öldü.cerrahpaşalı halit öldü.süleyman çakır öldü ve ben polata alemdar karşındayım.
şampiyonlukta ve lig 3.lüğünde payı olan lakin bursaspor'daki misyonunu tamamlayan futbolcuları ile helalleşerek yollarını ayıran kulüp.
lakin transferin ilk günlerinde bir halil altıntop lafıdır dolaşıyor.
miller,
sercan,
turgay,
batalla
gibi forvetleri mevcut iken bursaspor'un kesinlikle bir forvet transferine ihtiyacı yoktur.
ozan ipek asıl yeri olan sol beke çekilmeli, wederson ise ozan'ın yedeği olmalıdır. sağ açıkta akıllanmış bir volkan şen ama onun arkasında ise o'nun açıklarını kapayacak dinamo gibi bir sağ beke ihtiyaç var.
defansın göbeğine ise transfere gerek yok.
ömer kaptan, ibrahim, serdar aziz, stepanov bu ligin en iyi defans hattıdır. tartışılmaz...
kaleye ise ivankov gibi bursaspor için kalpten oynayabilecek ama daha genç ve daha iyi bir kaleci transferi olmazsa olmazımız.
asıl sıkıntı orta sahada.
ergiç ve bekir ozan ile yollar ayrıldı. ergiç misyonunu tamamlayanlardan ama bekir ozan'ın gidiyor olmasını aklım almıyor. bekir kesinlikle yuvada kalmalı. svenson yetersiz. daha kaliteli ve hatta şöhretli bir isim gerek, taraftarı heyecanlandıran, tribünleri doldurabilecek iki kaliteli orta saha...
tabii ertuğrul sağlam faktörü de devrede.
yine birçok genç yetenek kadroya adapte edilecek, herkes "nereden çıktı bu çocuk" diye soracak isimleri de vizyona çıkartacak bu sene bursasporumuz.
sözün özü
bir adet kaleci,
bir adet sağ bek,
bir adet sol açık,
birisi savaşçı olmak üzre iki orta saha
transferini gerçekleştiği takdirde gözü kapalı ilk 3'e girecek kulüptür bursaspor...
stresi kaldıramaz dediler kaldırdı.
şampiyon olamaz dediler oldu.
şampiyonluktan sonraki sezon kümeye oynar dediler, mali şubenin baskınlarına, federasyonun acımasızca cezalarına, hakemlerin en az net olarak 5-6 penaltı pozisyonunu yemesine ve ligin penaltı atmayan tek takımı olmasına rağmen sezonu 3. sırada bitirip uefa avrupa liginde mücadele etmeye hak kazandı.
eğer göt olmaktan bıkmadıysanız şimdi neler diyorsunuz neler diyeceksiniz sabırsızlıkla bekliyoruz.
tsl' de şampiyon olduğu sezonun ertesi sezonunda penaltı vuruşu kazanamayan takım.
18 takım var bu ligde, içeride dışarıda birer kez oynuyorlar toplam 34 maç oluyor. 90 dakikadan hesaplasak uzatmalar hariç 3060 dakika yapar. Hadi 60 ı da attık 3000 dakika. 50 saat yani. 2 gün ve 2 saat . 2 saati de attık diyelim kalan 2 gün. 2 gün futbol oynuyorsunuz ve ne tesadüftür ki size bir kez bile rakip ceza sahası içinde faul yapılmıyor.Hadi faulu de geçtim rakip bir kez bile topu eliyle kesmiyor.
Rastlantının bu kadarı, olmazlar oluyor.
Kendinden en az 10 kat bütçeli 3 takıma karşı durup mücadele gösterip 34 maç sonunda onların önünde bu ligi bitiren, şampiyon olan takım ve şehir olmazları oldururken,koskoca TFF, MHK olmazları çok daha rahat olduruyor tabi ki.
Sizinle de bir hesabımız var Özgöner, artık sıra sizde.
adalet konusunda hep uç noktaları yaşar bu takım. ya her şey hakkıyla, ya da tamamen tek taraflı.
bana "futbol asla sadece futbol değildir" sözünü tekrar hatırlattı sercan. yıllardır savunuyoruz ya, kendi alt yapımız kendi şehrimizin çocuğu, parayla değil gönül aşkıyla.. faso fiso.
besle büyüt, medyanın manşetine kendi ellerinle taşı. sonra ne mi oluyoR? "yıllardır" galatasaraylı olduğunu öğreniyoruz beyfendinin. tabii ya profesyonellik. sende haklısın.