güzel bir şehrimizdir. yaşanılası, hoş bir yerdir. ilçe ve köylerinde yeşiliyle insanı oksijen zehirlenmesine sokacak kadar cennet atmosferine sahiptir. ülkenin ekonomisinin can damarlarından biri bu şehre bağlıdır....
herşeyi iyi hoştur da istanbul takımlarına bizans deyip kendilerinin de bir zamanlar bizans topraklarına ait olduklarını unutmuşlardır sanırım...
belediye otobüsü 2 lira dolmuş fiyatı 1.5 lira olan tezatların şehri. Her yönüyle çok pahalı bir şehir. 5 lira ya 1 tas çorba başka ilde yoktur. Yada 1 kg baklavanın 50 lira olduğu başka şehir bilmiyorum. Esnaf milleti yolunacak kaz görüyor bu açık. Altıparmak denen yer bence altıncı parmak gibi. çekirge dedikleri bölgede kimse penceresine perde takmıyor. Aranızda dikizleme sevenler varsa doğru çekirgeye derim.
sevgilimin nefret ettiği, istaanbuuul da iistannbuuul diye tutturduğu, ama eninde sonunda aşık olduğum yer olan bu topraklarda yaşayacağım için, -bence- eninde sonunda onunda yaşayacağı şehir.
bilmiyor sözlük. 4 yıldır her tarafını gösterdim, ama görüklede yaşadığı için Bursayı bilmiyor.
yıl 1999. tayinimiz çıkmıştı bursa'ya. zaten karmakarışık olan aile yaşantımızı daha da beter etmişti. çok zor günler geçirdim. hem yeni ortam, hem de sorunlarla boğuşmak. nihayetinde anne-baba ayrıldı, bursa hikayem tek güzel gün geçiremeden sona erdi.
yıl 2010. işimden olabildiğince şikayetçiydim. ülkemin her köşesinde kısa periyotlarla konaklayarak denetim yapmaktaydım. doğu-batı, kuzey-güney... hiç durmadan. dayanamadım bu hayata. otel köşelerinden kurtulmaktı tek arzum. istifa ettim, yeni iş buldum ve bursa'ya yerleştim. artık evdi, huzurdu. o 11 sene önceki huzursuzluktan eser yoktu.
nefretle başlayıp, huzurla devam eden bir şehir. sonuna kadar güzel olsun umarım.
ilk gittiğim yıl nefret ettiğim, kaçmak için çabaladığım, yolları daracık, anayolları sokak genişliğinde, fazla göç almış, ulaşımı zor ve zahmetli olan, halkının otobüse binmek için kesinlikle sıra beklemediği, arabanız yoksa kolayca nimetlerinden yararlanamayacağınız,pahalı, fakat 1 yıl dayanılabilirse alışkanlık yaratan, festivallere evsahipliği yapan, keyifli eğlence hayatına sahip, yollarında başınıza bir şey gelme riskinin biraz daha az olduğu, dolmuşlarda "şurada kalıyım, babada kalıyım" gibi eğlenceli lafların edildiği, 3 seneyi devirip 4. senedir yaşadığım, denizi de, dağı da olan güzel şehir...
3 kuşak bursalıyız, dedelerimden öncekileri bilmediğim için bir şey söyleyemiyorum. bursalı olmak için yeter bir süre olduğunu düşünüyorum. balıkesir ve istanbul da yaşamış bir kişi olarak bursa gerçekten bambaşka bir şehirdir.
ayrıca havasını sevmeyenlerin kış vaktinde ova diye tabir edilebilecek yerlerde hava solumasından ötürü dağ eteklerini ve muazzam havasını farkedemedikleri şehirdir.
karma orijinlerden oluşmuş tek şehirmiş muamelesi yapılan şehir- şehrim. insanı anlamadan kendine bağlayan, hiçbir neden yokken sadece sokaklarında dolaşması bile huzur veren, kendi gibi huzuru da büyük şehirdir. isteyene deniz, isteyene dağ, isteyene merkez, isteyene köy.. her seçeneği sunar insana. bursalı olan bilir, türkiye'nin en gözde şehirlerine bile gitseniz, 1-2 hafta sonra, geziyor olmak istediğiniz yer heykel'dir. bilen bilir,bursa can'dır...
göt kadar alana sıkışmış; büyümek için v çizen kent.
haritada baksak en uzak mesafe kuş uçuşu neredeyse dip dibe. ama birinden diğerine gitmek için dar açılı bir yayı dolaşmak gerek işte.
bir de gemlik yönünden girişi tezatlarla doludur. kentin içinde yer yokluğundan yapılamayan alış-veriş merkezleri ile gecekondudan bozma oto tamircileri, hayvan otlakları hep yan yana. bu yolda kaza eksik olmaz. genelde de araç yayaya çarpar.
sabahının trafiğinde beşevler semtinden (bursa'nın en batıdaki merkez ilçesinin semti), otosansit'e (bursa'nın en doğudaki merkez ilçesinde bir sanayi sitesi) 1 saatte gelmemi sağlayan şehirdir.
aynı yolu pazar günü 10 dakikada almak işten bile değildir.
dağa çıkılıp kayak yapılabilinen, mudanyada deniz havası alınabilinen, hanlarında oturulup huzurla çay yudumlanan bir şehirdir bursa. istanbula,izmire, ankaraya yakın bir şehirdir. sanayi oldukça gelişmiş ve ayrıca turizm bakımındanda oldukça önemli bir şehirdir. eskiden yemyeşil olan bursanın şuan binalarla dolu olup yeşilliğinin azaldığı söylenmektedir ve doğrudur, fakat bir ankaraya göre amazon ormanı gibidir adeta.( evim bursada okulum ankarada olduğundan bu kıyası yaptım). inegölden bursaya gelirken her zaman manzaraya mest olmuşumdur ayrıca.
hayatımın sonuna kadar yaşamak istediğim memleketim. üniversite için bile terk edemedim ben bu şehri sırf onun için öğrencilik yaşamımı burada geçirmeye karar verdim. belki de bir çok şeyden eksik kaldım ama yine de pişman olmadım ilerde olur muyum bilmem ama böylesi işime gelmiyor değil. öğrencilik hayatı dedikleri o sıkıntılı fakat eğlenceli bir hayatı yaşamayı elimin tersiyle itip ne evimi, ne şehrimi ne de arkadaşlarımı değiştirmeden bir üniversite yaşamını yaşamayı tercih ettiysem bir bildiğim vardır belki dedim. sonra baktım hiç bir bildiğim yok nedenini çok sonra fark ettim bu şehri özlüyordum ben hem de herşeyiyle.