nasıl özlüyorum bir bilseniz. o temiz havasını, her yanı saran yeşilliğini, sakinliğini, huzurunu, evimden görünen manzarasını, insanları bile özlüyorum. ankarada her yer gri beton, ne bir huzuru var ne manzarası, ne adam gibi -istinalar var- insanı var ne bir şeyi. bildiğiniz buraları göksupark, Güvenpark, gençlik parkı vb. yapmışlar doldurmuşlar ama hepsinde bir sunilik bir yapmacık hava, hepsinde bir göz boyama. hiçbir yer memleketim gibi olamaz hiçbir yer. özlüyorum velhasıl.
gün geçtikçe istanbul'a benzeyen ildir. her nasıl istanbul'un 15-16 milyonluk nüfusu için yapılan her şey yetersiz kalıyorsa, 3-3,5 milyonluk bursa için yapılacak her şey yetersiz kalmaktadır. planlaması yapılmamış tüm büyük şehirler gibi bu hantallıkla daha da yaşanmaz hale gelmektedir.
memleketin en optimum şehridir. kısa sürede istanbul, izmir ve ankara'ya ulaşabilirsin. ayvalık ve çanakkale gibi yerlere de yakındır. para kazanabilirsin ve o parayı harcayabilirsin.
Su an arkamda birakip istanbula dondugum sehir. Isim olmasa hic gitmem. 15bin tl icin degiyo ama. 14bin tl olsa gitmem o kadar net soyluyorum. Bok gibi sehir. Insaninin geneli comar laftan anlamaz sozde dindar gerikafalisi da cok. Benim ayda 3 gun kaldigim evimin oldugu semt disinda at cope.
çok sevilendir. öyle çok ki o kadar yani anlatamıyorum. sokaklarında kendimi bulurum. asla mutsuz olmam eğer evde değil de dışarıdaysam. nilüfer' de ya da heykel taraflarında mal mal gülerek gezen birini görürseniz yüzde seksen benimdir. doğduğum büyüdüğüm şehri ilk kez görüyormuş gibi olurum her zaman. her sokağında anılarım vardır halbuki: arkadaşlıklarım, kahkahalarım, ilk ve tek aşkım...
uzaktayken ailemi mi yoksa bursa' yı mı özlüyorum bilemem mesela. eskişehir taraflarından şehre yanaşınca otobüs, sağlı sollu ormanları başlar ya bursamın. ondan sonra terminale kadar içim içime sığmaz işte, bildiğin kalp krizi geçirecek gibi olurum heyecandan. terminalde böyle derin bir nefes alırım otobüsten inince. sonra 92 yolculuğu başlar. hilton' a bakarım bir. sonra dikkaldırım yokuşundan iner otobüs. sonra beşevler: tüm çocukluğum.
bir şehir niye bu kadar sevilir anlamam. kendime de kızıyorum hatta bu nedenle. markete giderken bile mutlu olur mu bir insan? vallahi oluyorum. ama nasıl sevilmesin. bahar da kış da hatta yaz da en çok bursa' ya yakışır. denizine, dağına. yeşiline, tarihine kurban olduğum.
Hanlarıyla ünlü, koza hanında çay içmeye bayıldığım, o eski taş yerleri gördükçe huzur bulduğum, görükleye giderken sinir küpü olduğum nilüferde sakinliği bulduğum, kayhanda yediğim pideli köftesine bayıldığım. gittiğim vakit özleyeceğim şehirdir. beni sen büyüttün bursa.
Bir insan sevmediği şehri nasıl sever diye sormayın.
insanlar önemliymiş.
4 yıldır Bursadayım, 6 aydır Bursa'yı çok özleyeceğim diyorum.
Enteresan ama gerçek işte.
Hayatimstrat bile sevmiş orayı dersiniz...