Belli bir süre yaşandıktan sonra insanı kendi monotonluğuna alıştıran şehir. Sanayinin gelişmiş olması ve işçi yoğunluklu nüfus yapısından mıdır bu yavaşlığı ve boğuculuğu bilinmez.
öncelikle söyleyeyim karacabeyde oturuyorum üniversiteyi önce ankara (bırakıldı) şimdilerde de eskişehirde okuyorum. yani eve gitmek için her seferinde eskiden içinden, şimdilerde kenarından kıyısından geçmekteyim. bursada oturan milyon tane akrabam var ancak yaklaşık iki senedir bir kere bile gidemedim. her geçişimde dağa doğru bakıp hatıralarıma kapılıp giderdim ancak şimdi sözlükte şu toki'nin sıçtığı blokları görünce neden son zamanlarda otobüsle geçerken bursa'nın, havanın ya sisten ya yağmurdan bana yüzünü göstermemesini anladım ve bir kez daha aşık oldum ona. bu şehir tamamen canlı ve insanların ona yaptığı işkenceden büyük bir utanç duyuyor. nolur ona daha fazla acı çektirmeyin. nolur...
başlarda nefret etsem de büyüdükçe aslında her şeye sahip çok güzel bir şehir olduğunu anlıyorum. dağa mı çıkmak istiyosun? deniz kenarı mı istiyosun? park bahçe yeşillik mi istiyosun? ne ararsan var etrafa bakınca. insanları biraz göçler nedeniyle sıkıntılı olabilir ama kesinlikle bursa'nın güzelliğini bozamaz. biraz da cepte para olması gerekiyor bu şehrin tadını çıkarmak için. makine mühendisliği okuyan biri olarak ayrı avantajlı benim için. umarım ilerde sağlam bi kapak atarım sana bursa.
Arabayla Ankara'dan Bursa'ya giderken alabildiğince uzanan bozkır, Bursa' ya yaklaşıldıkça kendini muhteşem bir yeşilliğe bırakır. Resmen yeşillik, Bursa ve çevre şehirlerle doğal bir sınır çizmiştir.
15 senelik bursa yaşantımda bu şehir hakkında kayda değer şeyler söylemek isterim.
öncelikle türkiye' de bursa denilince insanların zihninde genel olarak yeşil, modern, zengin, kültür beşiği, belediyecilik olarak düzenli ve gelişmiş bir yerleşke şeması akla geliyor. özellikle gençlerin bu şehirden beklentisi çok yüksek oluyor. fakat bursa' yı gören büyük bir hayal kırıklığına uğruyor. sebebi bursa' nın hiç bir kavramla net olarak nitelenemeyecek kadar çok kavramı barındırmasıdır. bursa bana göre küçük bir türkiye minyatürüdür. büyük bir kaos içinde, doğu batı ikilemini çok şiddetli olarak göreceğiniz, zenginliği fakirliği, kültürü ve yozlaşmayı, düzeni düzensizliği ve birçok yönüyle aklınıza gelecek her türlü dualiteyi yaşayan bir şehirdir. kesinlikle tek bir kavramla bu şehri asla niteleyemezsiniz. köy değildir, metropol değildir, büyük veya küçük şehir değildir, apaçi yuvası değil, elit insanları olan değil, köylüsü zengini olan değil, tarım şehri değil, sanayi şehri de değil bunların hepsidir. yani genel bir kavram verecek olursak karmaşa anlamıyla çöplüktür aslında. derseniz batı şehirlerinin çoğu böyle diye kabul ancak bu zıtlıkları en şiddetli yaşayan bursa' dır.
15 sene içinde tanıştığım binlerce insanın hiçbirisinin bursalı olmaması kaotik yapısı hakkında ipucu verir sanırım sizlere. birçok etnik köken farklılığını içinde barındırır. sanayisi istanbul ile başabaş bence. ama ne hikmetse yukarıda dediğim gibi, gene de sadece sanayi şehri diyemezsiniz. çünkü aynı zamanda bi o kadar tarım ve turizm şehridir. yediğiniz gıdaların, bindiğiniz arabaların ve hatta yeşiliyle soluduğunuz havanın bile çoğunu bursa karşılar.
osmanlı eserlerinin varlığı bakımından istanbul' un hemen arkasından gelir. bu eserleriyle, uludağ kayak merkeziyle, deniziyle turizmde de hatırı sayılır bir yeri vardır. dağ ve deniz arasında mükemmel coğrafyası ve iklimi vardır. arabanızla giderseniz deniz 20-30 dakika, teleferikle de dağ 30 dakikadır. coğrafyası size çok şey sunar fakat şehir o kadar ihmal edimiştir ki bursa' da yaşantınız sadece betonların arasına sıkışıp kalır.
şehir ve şehircilik olarak son derece vasat bir yerdir. sanayi merkezi olması sebebiyle doğudan aşırı derecede göç alır. şehir tam bir şantiye gibidir. fabrikalara çalışmak için göç edenlerin hepsi şehre 2-3 katlı gecekondular çıkmıştır ve bursa' nın ortalama %65 i kaçak yapı ve gecekondudur. bu yüzden şehrin silüeti tam bir köy gibidir. modernizme dair pek bir şey bulamazsınız. ve bursa' nın düzensiz bir şehir olarak değerlendirilmesi de büyük oranda bu yüzdendir. çünkü buna bağlı olarak ulaşım mahvolmuş durumdadır. yol sayısı çok azdır ve dardır. park alanları çok azdır, yeşil bursa terimi tamamen palavradır. aslı beton bursa' dır. sadece dağ ve ova yeşildir. mimarlık ve estetik kavramı yoktur.
aslında inanın hiç abartmıyorum çok az bir ilgiyle istanbul'u gölgede bırakıp türkiye' nin sembolü olabilecek bir potansiyeldedir ama yazık ki belediyelerin aşırı ihmalkarlığı ve son derece yanlış projeleriyle, kaçak yapılanmaya göz yumulmasıyla ve aşırı göç nedeniyle değerini yitirmekte olan bir yer olmaya mahkum bırakılıyor.
tüm olumsuzluklara rağmen bursa herşeyiyle büyüktür. kimse dışarıdan gelip şehre biraz göz gezdirmeyle öff bende bir şey sanmıştım dememelidir. eğlenmek ve güzel zaman geçirmek isteniliyorsa şehrin hemen her yerini bilen biriyle gezilmelidir. kültür parka gidilip ruhunuzu dinlendirebilir, sevgilinizle aşkınızı doruklarında yaşayabilirsiniz. heykel de yürümenin tadını çıkarırken ulucami'yle karşılaşırsınız. tarihi yapılara çok heyecan duymayan biri olarak söylüyorum, ulucami ve çevresi gerçekten müthiştir, etkileyicidir, manevi havasına sokar. etrafındayken heyecanlanırsınız. heykelin yukarı kısmında geri planda kalmış bir çok tarihi evler vardır. osmanlı' yı gerçekten koklarsınız, mecazi değil, gerçekten hissedersiniz. yine heykel arkalarında birçok kafe ve güzel mekanlar vardır. bursa' da asla ana yol üzerlerinde gezinmekle yetinmeyin, dalın ara sokaklara. tabi gidip yıldırımdaki yavuz selim, mimar sinan, beyazıt gibi mahallelere dalarsanız ordakilerde size dalar. ıhlamur leylak ve tarih kokan sokakları tespit edin ve gezin.
tophaneye kesin çıkarsınız zaten bursa' ya geldiyseniz. manzaranın keyfini çıkarın. zenginlik sosyete felan derseniz çekirgeye gidin. nilüferde takılmaya gayret edin. bursa' nın ve türkiye' nin en modern yerlerinden biridir nilüfer. bar, kafe, alkol felan derseniz fsm bulvarı ya da arap şükrü derim. fsm daha modern, arap şükrü daha otantiktir. bursa' da merkez tek bir yer etrafında toplanmadığından, hemen her yeri çarşı hüviyetinde oldugundan zevkinize hitab eden mekanları arayıp bulmanız gerekir. bursa istediklerinizi ayağınıza getirmez siz aramalısınız. o kadar sene bursa' da kaldım ve inönü caddesinin aşağı taraflarında ki birçok barı diskoyu gazinoyu yeni keşfettim. yani eğlenebilmek için şehri çok iyi bilmek gerekiyor.
yedi adet büyük avm si vardır bursa' nın. tam bir avm şehridir. zafer plaza zaten bir sembol olmuştur ancak korupark' ı veya anatolium' u tavsiye ederim. ama alışverişte kapalıçarşının yeri bambaşkadır. insanlara çarpa çarpa sımsıcak ve otantik bir gezi yapılabilir kapalıçarşıda. tramvaylı cumhuriyet caddesinde de otantik bir atmosferi yakalayabilirsiniz.
şehir çok bunaltırsa asla ama asla üşenmeyip inin denize. alt tarafı 30 dk. ya da çıkın dağa kayak yapın. paranız az ise leğenle felan kayın. ama dağda mutlaka sucuk ekmek için paranız olmalı. kestane şekerini, iskender kebabını yerinden, şeftalisini dalından yemelisiniz. haftasonu alın arkadaşınızı hayvanat bahçesine ve hemen yanındaki botanik bahçesine gidin. sukaypark' a gidip sörfçüleri felan izleyin ya da hipodroma gidip at yarışlarını izleyin. bursaspor' un maçlarına gidin. ahmet vefik paşa tiyatrosu' nu sanırım anlatmama gerek yok. vs. vs. uzar gider ama vaktim yetmez.
saydıklarım zaten en bilindik şeylerdir. daha saymak isterdim ama ne buna ne entry yeter ne de vaktim. bunların haricinde aramaya inanır ve istemeyi bilirseniz bursa annenizin size veremeyeceği şey yoktur inanın bana. bursa' yı sevin, sevdirin, ona iyi davranın.
Gençliğimin en güzel,dönemleriydin aslında
Ama hep stres, hep sıkıntı ile yer ettin aklımda
Bir yanda gurbet acısı,sınavlar bir yanda
Şimdi kıymetini yeni anlıyorum ey Bursa
Güzellerin her yerlerde de salınsa
Akılda ne vardı ki okuldan başka
Zaman kalmazdı gerçek bir aşka
Şimdi kıymetini yeni anlıyorum ey Bursa
Yağmurun durmaz her an yağardı
Yeşilliğinde her mevsim bahardı
Güzelliğinin tadı damakta kaldı
Şimdi kıymetini yeni anlıyorum ey Bursa.