2017 yılının ilk Ramazan dayağı bu güzide şehrimizden gelmiştir, evet siz gidin anca Kürt halkına çamur atın, siz kendi halinize bakın yobaz faşistler.
Yaklaşık 3 gündür nemin %65 dolaylarında olduğu , yağmur bulutlarının üzerinde eksik olmadığı şehrim. Artık tam da yaz geldi şeklinde sevinirken , sadece bunaltıcı bir sıcaklık ve yağmurlu bir hava ile içimizi karartmakta .
Osmanlı kendini anlatırken başlarmış dünyanın göz bebeği üç şehirin yegane sahibi Bursa Edirne istanbul.
Biz kendimizi anlatırken başlıyoruz istanbul istanbul istanbul diye.
Belkide eskilerin söylediklerine azıcık kulak vermeli ne var şu Edirne ve Bursa'da diye.
Birisine Selimiye öbürüne yeşil demekle biter mi bu işler.
Bitmez herhalde.
Bilen biri anlatısında dinleyelim şu Edirne'yi Bursa'yı bilelim bilmediğimizi.
Bursa, adı bile güzel şehir.
Çocukluğumun geçtiği ve her fırsatta gittiğim şehirdir. Hangi şehirde bu kadar tarih sanat kültürü iç içe görebilirsiniz ki? Her gidişimde şehri ayrı güzel görüyorum. Bursayla aramızdaki bağ bir başka.
bursa güzel şehir falan değil arkadaşım. tamam büyük şehir, tamam sanayi ve yine tamam istediğin her şeyi bulabilirsin. ama bunun yanında trafiği, kalabalığı, suriyelisi( ciddi söylüyorum bunu bursanın merkezi dediğimiz yerlerin çoğunda bizden fazlalar) ve saçma sapan projelerle git gide daralan yolları. ayrıca yapılan kentsel dönüşümler hepsine bir hata. kafa dinleyebileceğiniz çok az yer burada. sahillerine önem veren bir belediyesi yok bursanın. önem verdiği şeyler de işi bok eden bir belediyesi var. çok yazık.
özellikle yurtdışından(arap ülkeleri hariç) dönünce kültür şokuna sokan şehir. kıçı kırık görükle pubuna girip bira içip hamburger yemek istersiniz, boş mekana rezervasyon yok diye almazlar. starbucks'taki ortak masada bilgisayarla çalışırken karşında oturan kadına telefonunuz şarj olunca haber verir misiniz lütfen ben bilgisayarı şarja takayım dersiniz, üff snne be salak tarzı cevap alırsınız. yaya geçidinden karşıya geçmeye çalışırken içinde birkaç kertenkelenin olduğu tüplü şahin üzerinize sürer, eve giden yoldaki bir metre derinliğe sahip çukur hala onarılmamıştır. Neyse ki doğası güzeldir. Dağ bisikleti, kaya tırmanışı gibi şeylere ilginiz varsa diğer boktan durumları bir nebze telafi eder.
Doğduğum, doyduğum, mutlu olduğum şehir.
Hakkındaki eleştirilere saygı duymakla birlikte nefret dolu söylemlerde bulunanların art niyetli olduklarına inanıyorum ve kendilerine kozmopolit istanbul da yaşamaya devam etmelerini tavsiye ediyorum.
Sakinlerinin Şu anki Yaşanacak halini 30-40 sene ile kaçırmış oldukları büyük şehir. O devri bilen biri olarak büyümenin hayal kırıklığını müşahade etmek içler acısı. Şu an görebildiğimiz 20 ila 25 sanayi bölgesi, mantar gibi yükselen inşaat ve blok tarzı siteleri, alternatifi yok denecek kadar az olan, sabah akşam trafiği işkenceden farksız izmir ve ankara yolu caddesi ile Bir 10-15 sene içinde istanbulu aratmayacağına kesin gözüyle bakılan şehir. Yeni yalova yolunu köstebek yuvasına çevirmişler bi ipek böceği için. Yazık etmişler. Değmez. içine etmişler. Eski değerini korumak adına sadece hanlar bölgesi ve diğer tarihi eserlerin resterasyonuyla belediyecilik olmuyor sayın büyük şehir belediyesi. Sağlam bir yağmurda kapalı çarşıyı su basıyor hala. Nasıl bıraktıysak öyle. Bizim özlediğimiz nostalji bu değildi. Garaj heykel hattı yeşil dolmuşları bari kaldırmasaydınız keşke. Aracınız yoksa gece 12:30 dan sonra, kaçak at eşek eti baskınlarıyla ünlü, --gülümseyin nilüferdesiniz-- tarafına ancak taksi tutup gidebilirsiniz. Bursa fsm den ibaret olmamalıydı. Yada kentsel dönüşüm adı altında müteahhitlere rant sağlanan, tarım arazisinin göbeğine türlü usulsüzlüklerle dikilen, yazın eski çöplüğün kokusundan durulamayan yasemin park evleri, şehreküstü kentin göbeğine kazık gibi dikilen 25 katlı doğanbey tokileri gibi projelerle bursa şehirleşmiş midir ki acaba diye düşünmektedir şehrin sakinleri.
Üçevlerde yada bademlide villalarda oturanlar değil sadece bu şehrin sakinleri. Onlar kaymağını yiyenler. Zahmetini çilesini çekenlerse sesi duyulmayan kalabalıklar. Asli sahipleri. Varoşlaştırılan ama asla varoş olmayanlar.
Herşeye rağmen ulucamide kılacağınız 2 rekat namazla, mahfelde içeceğiniz bir bardak çayla tüm bunları unutmaya görmezden gelmeye hazırsanız, nereden göç etmiş olursanız olun siz bu şehri seviyorsunuzdur ve siz artık bursalı olmuşsunuzdur.