Tarihimizdeki ilk feminist harekete ev sahipliği yapmış şehrimizdir.
1801'de 3.selim tarafından yayınlanan bir fermanla ipek tüccarlarının vergileri yük başına 110 kuruştan 220 kuruşa çıkarılır. Bunun üzerine ipek ticaretinin merkezi olan bursa'ya tüccar akını kesilir.
Aynı yıllarda bursa'da çıkan yangın ipek üreticisine bir darbe daha vurur. Bu zorlu koşullarda ipek üreten fakat bu ipeği vergiler yüzünden satamayan Bursalı ipekçi kadınlar ayaklanır.
Padişahın fermanının okunmasına izin vermezler. Defalarca protesto gösterileri düzenlenir. Ve en sonunda kazanan kadınlar olur. Vergilerdeki düzenleme tekrar eskiye döner.
Bu olay bursa ve toplum tarihimizin ilk feminist hareketi olarak kayıtlara geçer.
Zaman denilen kavramın insana en merhametli davrandığı şehirdir. Büyürüz, yaşlanırız, ölürüz, çürürüz ama bursa'da eski bir caminin avlusundaki şadırvanın sesinden geçmişi dinleyebiliriz.
okuldan boşta kalan zamanlarda garaj-heykel arasında dolmuş taksicilik yapardım. köfteci yusuf'un tek şubesi vardı o zamanlar. setbaşında mahfel'de dondurma yerdik, hayyam'da içer, gölyazı'na balığa giderdik, sevdiğim bir kız vardı, sırf tanıdığı denk gelmesin diye trilye'ye giderdik haftasonları, sırf saçlarının ucundan yarım dudak öpmek için.
Yazın Geneli itibariyle yukarılara çıkıldığı zaman insanın üstüne ince bir hırka alıp giyebileceği, her köşe başında size geçmişten selamlar ileten çeşmeleri ve zamanın büyüsüyle harmanlanmış tarihiyle türkiyenin en nadide şehirlerinden biridir.
Foto sanırım 1950'lilerden. Merkezde ulucami. Ve bursa'yı ikiye ayıran maksem caddesi. En aşağıdaki yalnız bina ise semte ismini veren fomara tütün binası. Dikkatli bakıldığında çoğu ev iki katlı kagir yapı. Ve sadelik!
Bir efsanedir bursa. izmirden sonra ikinci yaşadığım yerdi. Ulu camisinin o buyuleyici özelliği aynı zamanda Uludağın o azametini mi desem yoksa cumalikizigin nostalji evlerinde bol köpüklü ayranını mi desem. Bir tarihtir bursa...