Şaka maka 18 Ağustos tarihinden itibaren yaşamaya başlayacağım şehir. Önerileriniz için yeşillendirin pls. Orada olan varsa da söylesin bi biramı içer.
gezilesi, gorulesi, efsane bir sehir. tuna nehrinde tekne turu yapilabilir, turk hamamlarinda rahatlanabilir, sehirdeki sayisiz barlarda ve restoranlarda eglenebilirsiniz. euro kullanmamasina ragmen, bazi restoran ve muzelerde fiyatlarin viyana'dan daha fazla olduguna tanik oldum.
Hizmet sektorunde calisan insanlari epey suratsiz gibi. Dunya suratsizlik skalasinda polonyalilardan bile daha suratsiz olabilirler, yada gittigimiz yerlerde bana oyle denk geldi. ozellikle restoran ve publarda ye, ic, s.tir git dercesine yuzunuze bakabilirler, aldirmayin.
her ne kadar insanlarini gozlemlediginizde oyle gozukmese de, ulkede sagci parti yanlis hatirlamiyorsam tek basina iktidar suan. hal ve hareketlere de bu oranda dikkat etmek lazim.
sehirde inanilmaz derecede turk restorani var. bunlarin bir bolumu turk turk, bir bolumu de yabancilarin islettigi turk isimli restoranlar.
bunun disinda eski yahudi yerleskesi etrafinda bir cok enteresan dizayna sahip, bence budapesteye fazla geldigini dusundugum restoranlar ve barlar var. bir tanesi icin (bkz: mazel tov)
eski zamanlardaki dizaynini korumus retro kafe ve restoranlardan hoslananlar icin (bkz: new york cafe). fiyatlar az tuzlu, ama dizayni ve ambiyansi cok guzel bir mekan.
budin kalesini gezdikten sonra yorulanlara, yemek yiyip, bir seyler icip dinlenmek isteyenler icin (bkz: jamie's ıtalian budapest)
Eski bir hostelde kaldığımdan mı bilemem ama bence şehre artı puan kattı çünkü değişik bir havası vardı. Kafeleri çok beğendim gerçekten, güzel bir manzaraya karşı saatlerce sohbet edilebilir. Fiyatlar da fena sayılmaz ve yemek açısından da alternatifler var bizim damak tadımıza uygun. Fakat şehrin güzelliği, gezerken aldığın keyif ve insanların sabaha kadar şehrin manzarasına karşı oturup sohbet ettiği bir yer var ki efsanedir, bu açılardan ise kesinlikle bir prag değildir.
Hediyelik eşya dükkanlarında çin malı dandik mallar yerine el yapımı, orijinal kendi üretimi malları içeren şehir. Langos isminde bizdeki hamur kızartmasını peynir, yeşillik gibi birçok garnitür ile sundukları lezzetlerini de es geçmemek lazım.
Daha önce birkaç ay kaldığım, köprüleri ve binaları ile, radyosunda sürekli çalan enstrümental müzikleri ile büyüleyen şehir.
Sap sap gitmeyin, hiç tadı çıkmıyor.
Planda yokken euro nun fırlamasıyla ispanya’dan vazgeçip gittiğimiz macaristan’ın başkentidir. Şimdi iyi ki gitmişiz diyorum. Tarih ben buradayım diyor resmen.
Gezilecek yer sayısı fazla olduğu gibi, ciddi anlamda değerli mimari eser barındırıyor şehir. Örneğin parlamento binası falan efsanevi, dünyadaki ikinci büyük parlamento binasıymış.
Bunun yanında acayip de hüzünlü bir yanı var şehrin. Coğrafi konumu da sanırım etkili bunda, yoksa hem nazilerin hem de rusların eziyetini çekmelerinin başka bir açıklamasını bulamıyorum. Adamlar terör müzesi yapacak kadar çok çekmişler.
Langoş dedikleri pişileri gerçekten çok güzeldi. Bizim pişilerin kocaman hali tabii, boş da yiyebilirsiniz ama herkes üzerine istediği malzemeleri koydurup öyle yiyor. Kumpirin içine seçer gibi seçiyorsunuz. Kurtoskalacs isimli böyle makara şeklindeki tatlıları da bayağı güzel. Oiy canım çekti gece gece.
geceleri bir başka güzel olan şehir. nehrin kenarında bir şeyler içerken inceden de müzik açarsanız eğer, sabaha kadar oradan kalkmayabilirsiniz. tuna nehrine akşamları bakmak insana hiç düşünmediği şeyler düşündürtür ve hiç aklına gelmeyecek kararlar aldırır. zannımca prag ve paris kadar romantik bir şehirdir.
tabi budapeşte'ye yazın gitmek çok hoş olmayabiliyor. malum adım başı turist. ama eğer sonbahar veya kış aylarında giderseniz tuna'nın romantizmi iliklerinize kadar işler.
bu şehir çok büyük acılar görmüştür. 2. dünya savaşını şiddetli yaşayan ülkelerden birisidir. bir dönem nazileri, bir dönem rusları desteklemişlerdir. her iki tarafın da merhametinin olmaması bu şehri çok yormuş. ve hala o büyük savaşın etkilerini şehirde görebiliyorsunuz. bir akşam nehir kenarında yürürken yerde ayakkabılar görmek ve onların 2.dünya savaşında katledilen yahudileri temsil ettiğini öğrenmek çok koyar insana mesela. tarihi bilinmesi gereken şehirlerdendir. ayrıca müzelerinde osmanlı himayesinde olduğu dönem için "osmanlı işgali dönemi" başlıklarını ve tabelalarını görebilirsiniz.
son olarak da eğer hostel veya otelde kalacaksanız seçebileceğiniz en eski binayı seçin. tahta kapılı asansöre binmenin heyecanı çok başka oluyor.
3 kere gidip her gidişimde farklı şeyler yaşadığım şehir. hemen hemen her yerini gezdiğim, tarihi ayrı, şehrin ayrı güzel estetiği inanılmaz. zincirli köprüsünün ihtişamı, budin kalesinin hoş görünümü ortadan geçen tuna nehri oraya gelince macaristan parlemento binası.
balıkçı tabyasına cıkıp şehri tepeden izleyip, ama en güzeli gellert tepesine çıkıp şehri kuşbakışı görmek. gitmeyi düşünen arkadaşlara kesinlikle öneriyorum. türkleri seviyorlar, hiç yabancılık çekmedim. güzel bir şehir, tarihi bir şehir ve bütçeye uygun bir şehir..
he unutmadan Kemal Ataturk Setaut yani kemal ataturk caddesine gitmeyi unutmayın. ve elbette ki kahramanlar meydanına gidip atilla ile resim cekilmeyi..
Tuna'nın iki incisi buda ve peşteye ev sahipliği yapan orta Avrupa'nın en önemli tarihi eserlerini içerisinde barındıran Macaristan başkenti . Her açıdan bu şehre gittiğinizde tıpkı istanbul gibi sizi dizginler ve kendi akışına güzelliğine dalıverdirir sabah kahvenizi yudumlarken aklınıza istanbul'u getirir tıpkı sabahları işe Anadolu yakasından Avrupa'ya yada akşam iş dönüşü Avrupa yakasından Anadolu yakasına evine dönen insanlar gibi burdada buda ve peşte durmadan insanlar yer değiştirir . insanları genç ve dinamiktir Budapeşte'nin . Eğer daha önce gitmediyseniz gidin tavsiyemdir .
ruin pub'larını merak ettiğim güzelliğinden çokca bahsedilen ve son birkaç senedir ilgimi çeken şehir. kampanyalı uçuştan gayet ucuza bilet buldum lakin şehir hakkında pek bir fikrim yok. 3 günlük kısa bir turda nereleri görebilirim bilgisi olan varsa kardeş ilan ederim.
Gündüzü ayrı güzel gecesi ayrı güzel olan şehirdir. Her sokağında birbirinden güzel barlar bulabilirsiniz. Herşeyi güzel tamamda tek kusuru sanırım metrosu. Nostalji falan değil bildiğin yürüyen teneke. Zaten aşağıda 50 sene önceki macaristan devleti yaşıyor gibi.