brave'in kökeni neolatince "bravus" sözcüğüne kadar sürülebiliyor, ama bravus latince "cesur" değil, "vahşi, barbar" demek, zaten kökeni de (yunanca "kuş dili konuşan" anlamına gelen bir yansıma sözcüğü olan ve aslında persleri tanımlayan) "barbaros'a" dayandırılıyor. zaman içinde bravus italyanca "bravo = vahşi, cesur" anlamını kazanıyor, buradan fransızca'ya "brave = cesur", almanca'ya ise "brav = uslu" olarak geçiyor.
eski fransızca'dan ingilizce'ye geçiş sırasında brave sözcüğü "vahşi > cesur > hayranlık uyandıran/mükemmel/görkemli/büyüleyici" anlamında bir dönüşüm geçiriyor, "cesur" anlamının üzerine olumlu anlamlar ekliyor. “brave gentleman” cesur adam değil, iyi giyimli, etkileyici adam; “a brave sight” ise etkileyici bir manzara demek.
huxley'in brave new world romanının ismini aldığı shakespeare dizesinde miranda adaya baktığında "ne cesur bir dünya" demiyor, "ne görkemli, mükemmel bir yer" diyor. huxley ve ingiliz edebiyatına aşina okuyucusu için bu anlam o zamanlar zaten açıklama gerektirmiyor. yani huxley kitabının adını aslında "mükemmel yeni dünya" olarak seçmiş ve shakespeare'in dizesini de kinayeli olarak kullanıyor: onun mükemmel görünen dünyası aslında altındaki karanlığı gizleyen bir cila. ve bu anlamıyla bakınca romanın adı daha yerine oturuyor.
See her sadness in your face
She's inside you
And she's crying
Bir marillion albümü ve o albümdeki şarkılardan biridir. Albümde intihar etmek için yüksek bir köprüye çıkan genç bir kızın hissettikleri anlatılmaktadır.
Yüksek sesle, ışıklar kapalıyken dinlemelisiniz.
inanılmaz basarılı buluduğum, harika pixar filmi. 4 yasındaki oglumla birlite izledik. onun ilk uzun metraj filmi oldu. zaman nasıl gecti anlamadık. animasyon böyle yapılır dedirtmiştir.
kaderle ilgili derin felsefesinin aslında çocuklara mı yoksa büyüklere mi gönderme yaptığını tam olarak anlayamadım. zira her iki yaş grubu içinde derin laflar var...
kimileri kaderimizin toprağa bağlı olduğunu söylerler. çünkü sonuçta onun bir parçasıyız. kimilerine göreyse kader bir kumaş gibi dokunmuştur. pek çok kişinin kaderi iç içe geçmiştir. bulmak için bazende değiştirmek için çabaladığımız tek şeydir kader. kimileri kaderini asla bulamaz. kimileri ise kaderine yönlendirilir..! kimileri kaderin bizim elimizde olmadığını söyler.kaderimizi kendimiz çizemezmişiz. ama ben öyle olmadığını öğrendim. kaderimiz içimizde yaşıyor...
bu filmi eleştirenlerin genelde düz mantık üzerinden düşünen insanlar olduğu kanaatindeyim. adı üstünde animasyon film. gitmeden önce kurgusu hakkında da az çok fikir veriliyor; fragman olsun afiş olsun. elbette absürtlükler, doğa üstü şeyler olacak. zaten gerçek hayatta olan biten onca gerçekler sinirlerimizi yeterince germişken; yanınıza küçük bir çocuk da alarak huzurla izleyebileceğiniz bir film olmuş. ayrıca beren saat'in oyunculuğunu çok da ahım şahım bulmamış biri olarak; merida adlı karakter için yapmış olduğu seslendirmeyi gayet yerinde buldum. her şeyden biraz bulabileceğiniz bir film işte yeri geldi güldürdü yeri geldi hüzünlendirdi.
ne doğru düzgün bir senaryo ne doğru düzgün bir kurgu ne de eğlenceli bir şeyler var.
merida güzel , tatlı o kadar. sırf güzel kız tek başına kaldırmaz yapımı.
anlaşılan karakteri tasarlamışlar ama o karaktere yaptıracak iş bulamamışlar.
o koduğumun cadısı ortamın anasını ağlatmış. kimse de hesap sormaya çalışmıyor çok enteresan.
anne ayıya dönüşüyor. anne kız sevgisi , sonra birazda özgürlük isteyen ergen tribi , en sona da herkes özgür iradeye sahip olabilmeli mesajı. sonuç sıfır.
malum ortamlardan izledim. tek kuruş haketmiyor.
Türkiyede 7 eylülde vizyona girmis olan animasyon filmi. Güzel bir filmdi. Izlemeyen arkadaslar icin cümlemin burasindan sonrasi sorun olacak fakat belli etmeden anlatmaya calisacagim, filmin sonuna cok az kala, agladim. Böyle demicektim ya. Neyse kizin ayiya söyledikleri falan. Fena oldum sözlük. Ne alaka yani, animasyon izliyon demi! Ama yok. Akti böyle bir damla. *