Evde yapması zor değildir.
Bulgur lezzetli oluyor. Ancak ezip süzmek biraz uğraştırıcı.
Pirinciyse bira mayası ile mayalandırmayı başaramadım. Bir bardak hazır bozayla mayalamak gerek. Ancak blenderla karıştırıp hiç süzmeden içmek mümkün. Tadı biraz daha farklı. Ama güzel.
Kolay olması nedeniyle tercih ederim.
orhan pamuk kafamda bir tuhaflık kitabında osmanlı' nın alkol ihtiyacını bozayla karşıladığından bahsetmiş. orjinalinden alkol varmış. ben onun yalancısıyım.
ne olduğunu 18 yaşıma kadar bilmeyip istanbul a geldiğimde öğrendiğim akşamları sokağımda sesini duyduğum an eski adetler ölmemiş diye mutlu olduğum bir içecek türü.
Küçükken gece geç vakitte, dışarısı buz gibiyken, kimseler yokken bozaaa diye bağırarak geçerlerdi mahalleden. Kimse almıyor diye çok üzülürdüm. Herkes evinde sıcacık otururken onlar dışarıda diye çok üzülürdüm. geçmediği geceler sevinirdim evinde diye. Aradan yıllar geçti, artık ben de büyüdüm, aptalmışım küçükken diyordum kendime geçenlerde.
Az bir zaman sonra, bir akşam yine aynı sesi duydum. Yine gözlerim doldu. Belki onlar çalışma şartlarına alışkın, belki iyi para kazanıyorlar bilmiyorum. Ama yer etmiş bu duygu bende. Büyüsem de silemiyorum. Bütün bozacı abilere allah kolaylık versin. Hayırlı işler...
Yağmurlu bir gece;
" booozaaa" sesini duyan babam fırlamış koşmuş adamın peşine.
Sırf ben istedim diye.
Anam karnı burnunda camdan izlemiş, yüzünde hafif bir tebessüm.
Daha doğmadan almışım tadını.
3 - 5 yaşlarında tutmuş elimden babam götürmüş vefa bozacısına taze taze yerinde içmişim.
Böyle işte tat katmış anılarımıza.
Bu içecek kültürünün olduğu yerlerde kış akşamlarında satıcılarının garip şekillerde bağırarak insanın dikkatini çekerler. ilk başta boza sonra artan şekillerde boooo-zaaaaa duyarsınız. Elinde güğümlerle satışlarını yaparlar.
genellikle kış geceleri içilen, alkolün yasak olduğu dönemlerde şimdikinden daha çok tüketilen az alkollü içecek. " kafamda bir tuhaflık " romanını okuduktan sonra bozacılara ve bozaya olan sevgim ve ilgim artmıştır. meğerse boza sandığımdan daha değerli bir içecekmiş.
kar yağarken kapı aralığından kol ileri uzanır elde bir tasla. bozacı elindeki çinko güğümün tepesindeki kulplu kapağı çekerek çıkarır ve güğümü eğerek tası, zamana direnircesine yavaş akan bozayla doldurur.
cebinden kocaman üstü delikli silindir bir metal kutuyu kısa kısa sallayarak tasın içindeki bozayı tarçınla adeta süsler. uzanan kol geri çekilir, boza tasını yer koyar ve tekrar uzanır elde bozacının parası. kapı kapanır.
koşar adımlarla soğuk mutfağa gidilir. tastaki boza fincanlara pay edilir. raftan sarı leblebi kavanozu alınır. bir koşu oturma odasında sıcak sobanın etrafında sabırsızlıkla bekleşenlere tepsideki boza fincanları sunululur. kavanozdan ellere sarı leblebi dökülür. damaklarda tatlı-ekşi karışımı tat ve burun deliklerine kaçan tarçın... sıcak soba etrafında muhabbet koyulanır.