az son sonra kol gibi ayarı vereceğim büyük trolldür. isterse sivrisinek sesi gibi algılasın hiç farketmez ve bunun da ayar olduğu gerçeğini de değiştirmez. trollüğüne lafım yok. şahsi bir meselem de yok. ama o yol olarak sisteme başkaldırıyorum diye yola çıkıp orospuluğa farklı bir teori kazandırmaya, ilkel komünal sistemi yeni ve çok matah bir şeymiş gibi yutturmaya çalışıyorsa ve de bu uğurda takipçiler ediniyorsa benim de onun nick altında genele seslenmemden daha doğal bir şey olamaz.
insan sadece düşünen bir hayvan değildir. aynı zamanda erdemli bir varlıktır. erdem, fazilet, haysiyet, soyluluk, fikri olsun ya da cinsel olsun namus insan olmanın, insanlığın ve medeniyetin olmazsa olmazıdır. misal insan ne kadar zorda kalsa da atını, köpeğini, kedisini yemeyi düşünmek istemez. çünkü kendisine olan katkılarından, yardımlarından dolayı onların da erdem sahibi olduğuna inanır.
madem din bunları kapsıyor ve madem ben de ateistim o zaman hepsine birden karşı çıkmam gerekir mantığı sakat bir mantıktır.
roma da, yunan da çin de ateist, putperest olsun ya da olmasın bu medeniyete katkısı olmuş pek çok insan erdemleri uğruna, idealleri uğruna ölmekten çekinmediler. peki neydi onları böyle davranmaya iten şey? niye bir gün daha yiyip içmeyi, sevişmeyi seçmediler de elinin tersiyle ittiler? çünkü bunların nihayetinde geçici olduğunu biliyorlardı ve onlar kalıcılığa uzanan yolu seçtiler.
iyi ahlakı bile tanımlarken güzel ahlak diyoruz, sanat için de güzel sanat diyoruz. işte güzellik tüm bu değerleri anlatmaya yarayan bir sıfat. güzellik sanatın çıkış noktası. sanat da ölümsüzlüğün. sanatçı topluma karşı sorumlu, toplum sanatçıya karşı sorumludur. bu konu sırf sanatla, sanatçıyla sınırlı değil elbette herkes herkesten sorumludur. medeniyet de böyle bir şey. bazen diyoruz her koyun kendi bacağından asılır. doğru faturayı kendi öder. ama bir bütünün parçası olduğumuz gerçeğini de etkilemez. hep diyoruz ya, isteyen istediğini yapsın, kendi bileceği iş. hayır, gerçek öyle değil. bu biraz da gelişigüzel söylem. bıkkınlıkla edilmiş laf. gerçek şu, ahlaksızlıktan tiksiniyoruz. tiksindiğimiz içinde herkes kendi meşrebince tepkisini ortaya koyuyor. tepkiyi tartışırız ama tiksinmenin tartışılacak yönü yok. kusmuktan, kakadan, domuzdan nasıl, niye tiksiniyorsak onun için tiksiniyoruz.
neyse bu kadar felsefe şimdilik yeter. ayar lafına da fazla takılma. ayar lafına takılan adam değil, ergendir. kal sağlıcakla.
hani kapıcılar kralında kemal sunal kapıyı temizlerken apartman sakini teyze ciğer atıyo kedilere böyle, şaban'da böyle bakıp "insanın kedi olası geliyo valla teyze" diyo ya işte onun gibi bir şey yapıyor bu adam da.
oğlanlığı öyle bi anlatıyor ki, insanın oğlan olası gelir amına basıyım ya.
buradaki (#16398087) suserin bizim velve'nin klonu olduğunu düşünüyorum. başlık, giriş herşey aynı. daha okumaya başlar başlamaz lan ben bu trolü tanıyorum dedim. trollün de markalısı makbul tabi...
yada belki
(bkz: copycat)'tir...
cümlelerinde hiç nokta kullanmayan üfürükçü yazarımsıdır. upuzun cümleler kurar, zaten saçma sapan olan fikirleri vardır bu uzun cümleleri yüzünden ucunu tamamen kaçırırsınız. okumadan yazdıkları atlanarak değersiz tanımları es geçilebilir.