sözlüğe veda edeceğini duydum bu yazarın. kendisine şunları söylemek isterim:
--spoiler--
bak güzel kızım, sözlüğe ben bir kere ara verdim. bi boka benzemiyor. yani ilk veda anında iyi hissediyorsun da sonra canın falan sıkılır. sonra koskoca bluevelve döndü demesinler. sıkıldım vs. dinlemezler hemen laf sokmaya kalkarlar. şimdi sen diyeceksin ki ben gidince dönmem... yahu sen gidince karşıt görüşle kim ilgilenecek.
satırlarımı bir moskova gecesinin soğukluğu ile süslerim.
esen kal...
--spoiler--
sözlükteki ciddi görünümlü entryleri ile kesinlikle söyleyebilirim ki başarılı bir trolldür.
bu güne kadar kendisini kesinlikle fikren değil ama, sözlüğe kattığı, zengin kelime haznesi bulunan entry ve formata uygun başlıkları ile hep destekledim bundan sonra da destekleyeceğim.
kendisini severiz, ilgi ile de okuruz.
zombileri sevmekte ortak özelliğimiz bluevelve ile.
ben gitmemesinden yanayım.
gitmezse sözlük için daha iyi olur. neden daha iyi olur?
evet..
formatın sikildiği şu dönemde, bluevelve ve onun gibi uludağ sözlüğün duayenlerine ihtiyaç var. kimileri terk etti, kimileri küstü, kimileri dışlandı, kimileri yanlış anlaşıldı...
bluevelve Allah bilir bu yazdıklarımın hepsine uğramış, görmüş geçirmiş yazar.
ben de diyorum ki hacım:
sen de gidersen kim kalacak peki bu sözlükte?
işi gücü boş bakınız vermek olanlar mı?
entrylerini sadece dün en çok entry giren yazar istatistiğine girmek için yazanlar mı? bunun için çabalayanlar mı?
peki kim?
kimileri gibi "sen gidersen eğer karşıt görüş ile kim uğraşacak" tandanslı yazmadım bunları. lan şu amına koduğumun sözlüğünde bluevelve'in girilerine en muhalif adam benimdir!. ama ciddiye almamak lazım. gülmek lazım. zevk almayı bilmek lazım.
hem yazdığı şeyler sadece trollük için değil ki amına koyim!..
bir ton sevgi ve aşk hakkında yazdığı şeyler var.
bunlarda da güzel anlatıyor duyguları, bir çok cümle kurarak.
neyse birader.. karar senin ama emin ol benim gibi düşünen çok var burada...
ilginçtir kendisi hakkında övgüyle yazılan entryler 2 dakika aralıklı .bu 'acaba bu herifin birden fazla hesabı var da tek tek girip kendini mi övüyo' sorusunu da beraberinde getiriyor .
"bu ülkede güzel şeyler de yapılıyor" un yegane kanıtı. düşünceleri ve mükemmel ötesi tespitleri ile beni benden almış, bambaşka diyarlara, ayak basmadığım topraklara götürmüş, oraların havasını ciğerlerime doldurmuş, ufkumu genişletmiş insan. düşünmek yetmez düzgün düşünmek gerek felsefesinin kurucusu ve önderi.
bu şiir bluevelve e aşık olan bir kızın ona hediyesidir.
Gidersen,
Başlar içimdeki ülkede ayaklanmalar
Yüreğim
Özledikçe büyüyen aşkına örgütlenir
Her şehrimde seni yaşar kurtarılmış bölgem
Sokaklarıma taşır her gün adaletsiz bir düzene karşı yapılan eylemler
Meydanlarım, anıtlarım zamana haykırır
Kederim grev çadırları kurar
Sana akmak isteyen sesim ölüm orucunda
Şekerli suya konuşur sustuklarını yalnızca
Gidersen
Sana hediye ettiğim türküler izinsiz yürüyüşe geçer
Şiirim her dizesine pankart açar
Sazım tellerini boykot eder
Savunmam yapılır konuşmalarda
Dağıtılan bildirilerde
Gizli adreslerde
Bodrum katlarında yapılan toplantılarda
Eleştiri üzerine eleştiri alır
Özeleştirimi bir tek sana yaparım
Gidersen
Yaz, kış her mevsim sonbahar olur
Hani hangi yaprak düşse içinin titrediği
Hani dallar kırgın
Gökyüzü içli mi içli
Dokunsan ağlayacak
Aylardan Eylül ya hani...
Hüzün bulutları gözlerimde
Sonra yağmurlar yağar yetim yüreğime
Bir sabah
Mitinglerde buluşur içimdeki binler
Binler bir olur
Bir ben,
Ben sen
Ansızın
Gaz bombaları atılır içime
Genzim yanar, kirpiklerimi yakar
Avuçlarımdan nefes diye içime çekerim seni
Çatışmalar başlar alanlarda
Sol yanım çaresizce vuruşur sağımla
Mantığım ruhumla
Taşlar sopalar fırlar her yana...
Göğsüme
Tam da senin olduğun yere
Tazyikli suyu yerim olanca hızıyla
Yığılır kalırım öylesine bir duvar kenarına
Dilimde çiğliğini beklemekte olan sloganımla...
Anlayacağın sevgili
Gidersen içimdeki ülke olağanüstü hal durumda
O gün
Bir ilkbahar sabahı gibi önce ortalık sanki
Sonra kus seslerinin, yaprak salınışlarının, güneş parıltısının
Üzerinde ağır ve yorgun panzerler...
Tanklar arka sokaklarımdan geçer
Baslar akşamüstü caddelerde jandarmaların gece devriyesi...
Bir cinayet olurum "faili meçhul" denilen
Örtmeye çalışır koca bir kaldırım taşına tutuşturulan eski bir gazete sayfası
Tenimdeki yalnızlığın kurşun izlerini
Parçalanmış, delik deşik hayallerimi
Kaskatı kesilirim gecenin ayazında
Ay ışığında
Gazete altında sıcacık kanım çekilir buz gibi asfalta
Teşhis ettiklerinde cesedimi
"Dudakları ve elleri morardı önce" diye geçer otopsi raporunda
Şafağın ilk ışığıyla
ilk olarak ulusal televizyonlardan bildirir
Üç cuntacı donuk bir ifadeyle haberi
Ya da radyodan çıkan o ürkütücü sesleri...
Gidersen
içimdeki bu karanlık ülkeden
Sana, sesine doğru uçarım usulca rengarenk kelebekler gibi...
Sokağa çıkma yasağını delerim uğruna sevgili
Taşırım narin kanatlarıma taktiğim özlemimi
Özledikçe büyüyen sevgimi
Nerde olursan ol
Ben yine de bulurum seni...
Bir günlük ömrüm sana yetişmez
Issiz caddelerde
iki kırık kelebek kanadı olursa eğer
Bil ki benim
Kelebekler uzun yaşayamaz ki...
Unutma
Gidersen bir "Eylül" sabahıymış gibi darbe iner yüreğime
Ve yarım kalır devrimim sevgili...
aslında çok şey bildiğini sanıp, hiçbirşey bilmeyen yazar. yazıları uzun olmasına karşın sıkıcı ve anlaşılmaz. kendisini belli bir kalitede görüyor. ilginç.. ben göremedim.. bence bırak biz görelim bir anlamı olsun..