bu sözün nerede ve nasıl söylendiği şevket süreyya'nın*tek adam kitabının üçüncü cildinde açıklanmıştır. ilgili kitap ne yazıkki yanımda değil, o yüzden aklımda kaldığı kadarıyla yazıyorum, elime geçtiğinde tam detaylara girerim;
--alıntı--
mustafa kemal cumhuriyet kurulduktan sonra bir yurt gezisine çıkar. kocaeli, düzce taraflarında* yolda bir garnizona misafir olur. garnizonun girişinde bir türk on düşmana bedeldir yazmaktadır, atatürk garnizon subayını yanına çağırtır ve sorar;
'sizce bu doğru mudur?' *'doğrudur efendim, bir türk on düşmana bedeldir.'
atatürk kafasıyla hayır der ve 'yanılıyorsunuz, bence bir türk dünya'ya bedeldir' diye düzeltir.
--alıntı--
bu gaz verici cümlenin söylenmesindeki amaç ta; son 200 yıldır iki savunma savaşı dışında**** savaş kazanmamış, çil yavrusu gibi dağılan, balkanları* yani ege ile marmara bölgelerinin toplam büyüklüğü kadar olan bir toprağı 2 günde ardına bakmadan terkedip kaçan ve gene aynı süre içinde adam gibi bir taaruza kalkamamış orduya güven aşılamaktır. çünkü kurtuluş savaşı kazanılsa da henüz daha balkan savaşları'ndan doğan eziklik ve 1. dünya savaşı'nın yarattığı çöküklük ordunun özellikle subay kadrosunda kendisini göstermektedir. gene halk tarafından da düzenli orduya geçişte çok muhalefet görülmüştür çok değil 4-5 sene önce, halk düzenli orduya güvenmemekte ve nerdeyse askerden nefret etmektedir savaşlarda oğullarını kaybetmenin, askerlerin halka zulüm etmesinin, zorla vergi toplamalarının acısıyla. atatürk bu yüzden askere bu tip sırt sıvazlayıcı kıvamında vecizelerde bulunmuştur özgüvenin yeniden kazanılması için. ha tabi şimdi bu sözün bir değeri kalmış mıdır? hayır. bu söz urspu encüğü gibi herkesin diline pelesenk ola ola p.ç edilmiş midir? evet.
atatürk'ün sözüdür. bunun yanında yüce önder bir de: "bana insanlar üstünde bir doğuş atfetmeye kalkışmayınız. doğuşumdaki tek fevkaledelik, türk olarak dünyaya gelmemdir!" demiştir.
dünya kupasında 3. olup bu tezi kendisi çürütmüştür.
yani tek bir türk dunyaya bedel ise 11 yada bilemedim 22 türk neden bir brezilyaya bedel olamadı. *
not: gerçekten bu önermeye inanıp yaşayan varsa en kısa zamanda pevlimetreyi bulup uygun bir yerinden şey ettirsin.
atatürk de bu milletin evladı olduğuna göre, aramızda ne atatürkler var da göremiyoruz ya da kıymetini bilemiyoruz.
atatürk, kendisine verilen bu payeyi milletinden almış ve yine milletine emanet etmiştir. bir türk dünyaya bedeldir. kendinize güvenirseniz ve onun izinden giderek türklüğü yaşatır, milletinizi dünya üzerinde yüceltirseniz, siz de onun gibi "dünyaya bedel bir türksünüz" demektir.
80 milyon dünya eden ama gelişmekte olan, ekonomik krizlerle boğuşan büyük şehirlerde piskolojisi bozulan, küçük kentlerde daralan bunalan, nereye baksan bir anlamsızlık nereye baksan bi işlevsizlik içinde yaşayan bir milletin içinde yer aldığımızı da hatırlayınca bu sözler gönlümüzü hoş ve bihoş ediyor.
"sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı;
verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı."
zekası çok ileri insanlar var. "1 türk, 1 dünya ise toplam 300 milyon tane dünya olmalı" eşitliğini kuran. bir de "3 azeri 5 kırgıza" eşittir diyenler var, onların eşitliği ise "3 dünya, 5 dünyaya eşittir; demek ki dünya boş, eğlen coş" ifadesine eşit oluyor.
ama çoğu kimse, bu topraklarda birleştirici unsur olan türklüğün, türk milleti olma bilincinin emperyalizme karşı üstün geldiğini, yani bir türk'ün dünyaya bedel olduğunu göremiyor.
kağıt üstünde bir türkiyelilik gibi bir dağ evinde ya da ormanın uçsuz bucaksız bir noktasında tek başına yaşanan bir insanlığa rağmen; tek bir yürek olabilmek, "hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için" diyebilmek, yedi ceddinin neslini karıştırarak "ben türk değilim, ne olacak şimdi?" diyerek kendini milletten soyutlama çabaları gösteren gerçek ırkçılara rağmen, türk milleti'ni ırkına bakmadan oluşturabilmek adına,