hediyeden çok hediyenin verilme şekli önemlidir. bir kolyeyi löp diye eline vermek var bir de farklı bir şekilde vermek var.
bundan bir kaç sene evvel bir sevgilim vardı. ben sürekli balığa gittiğim için bu da ısrarla benle balığa gelmek istiyordu. peki dedim. sabahın 5. de kalkacaksın dedim ama. üff püff çok erken derken ikna oldu. sabah aldım bunu galata köprüsüne geldim. olta takımını hazırladım, tam oltayı salacağım. " ya git şuradan bir iki simit al da yiyelim" dedim ve onu gönderdim, o giderken ben cebimden onun için aldığım kolyeyi çıkartıp oltanın ucuna bağladım. daha sonra dikkatlice köprüden aşağı saldım denize girmeyecek kadar. daha sonra bunun gelmesini bekledim. tam geldiğinde "balık vuruyor balık, tut çek" diye bağırdım buna, bu hemen oltayı aldı çekmeye başladı. çektikten sonra neyin geldiğini anlamadı tabi salak. daha sonra oltayı kaldırıp misinadan elimle tutup kancadaki balık figürlü kolyeyi ona verdim. "al balığın" dedim. tabi bunun gözleri doldu, benim için verilmiş en güzel hediye falan filan dedi. tabi ben içten içe kasıldım böyle deyince ama sonra "tamam tamam hadi balık tutacağız daha " deyip geçiştirdim. ama sevinmişti yavrucak gerçekten.
Bizzat kendim yapmıştım; çok değil bir altı ay kadar önce. " şiir sokakta " grubundan 365 tane şiir fotoğrafını windows üzerinden sayfaya dokuzlu bastım. onları güzelce kesip renkli zarflara koydum. zarfları da sırayla dört renk zarf birbirini takip edecek şekilde dizip tamamen onlara göre yapılmış gibi olan bir kalpli kadife kutuya koydum. ilk günü beraber çektik, öğlen rakısı eşliğinde. " Her sabah bana bunun resmini çekip atar, artık günlerimize beraber uyanacağız " diyordum. En son 09.12.2015'te konuşmuşuz. *