Çernobil virüsünün aktifleştiği tarihten(26 nisan) yaklaşık bir hafta önce almıştım ilk bilgisayarımı. Virüsün aktifleştiği gün bana bilgisayarı satan dükkana gidip ordaki abinin keyifle o gün gelen makinaları yapmasını izledim, zira en az yirmi tane kasa gelmişti, hepsi de format için, yani iyi para kaldırmıştı o gün. Ben de "Ulan bunlar ne mal, böyle bilgisayar mı bozulur" diyerek götümle gülmüştüm makina sahiplerine.
Akşamında eve giden ben annemlerin evde olmadığı saatlerden yararlanmak üzere bilgisayarı açmaya yöneldim fakat benim bilgisayarımın bağlı olduğu altılı prizin ayrıca bir açma-kapama anahtarı vardı ve o an anahtar açıktı, yani ana karta elektrik geliyor ama bilgisayar çalışmıyordu. işte o an o küçük kırmızı düğme beni cezbetti. Üzerinde 110-220 yazıyordu. Meraklı bendeniz herhalde voltaj düğmesi diyerek maksimum beş saniyeliğine düğmeyi 110'a getirdim. Eski haline getirmeye kalmadan suratımda patlayan güç ünitesiyle sıçtığımı anladım. Zira siyah bir duman ve yanık kokusu gelmişti ki fenaydı.
Ertesi gün kasayı yüklenip gittim dükkana. Olayı anlatmamla birlikte bu sefer abi bana götüyle gülmeye başladı ve "Eline balyoz alıp iki tane vursan hasarın daha az olurdu" dedi.
Sonuçta bir güç ünitesi, bir anakartla yırttım ama eğer o bilgisayar açık olsaydı herhalde şu an çöpteydi kendisi.
Bunun dışında sayısız kere windows çökerttiğimi ve yukardaki yazılan entrylerdeki hemen hemen her mallığı da yaptığımı eklemek isterim.
en yakın bilgisayarla alakası olan arkadaşa telefon edip ekranda çıkan şeyleri anlatarak "şimdi ne yapmalıyım?" sorusu sorulur. karşı taraf genelde "karıştır abi öğren bulursun birşeyler korkma bozulmaz" demesine rağmen "bozuluuur..." diye korkarak karıştıramaz.
herhangi bir uygulamanın kısayolunu sildiğinde uygulamanın silindiğini de sanırdık.
bilgisayar kirlenmesin diye streç filmle sarmak.*
sonra da bilgisayar alev alev yanmaya başlayınca bi hışımla aldığı firmaya gidip tonla laf saymıştır.
yetkili abicik kabloyu takmak için olması gereken deliğin kapalı olduğunu farketmiş ve yapılan salaklığı gururla arkadaşımın yüzüne şırrraaak diye çatlatmıştır.
her işlem sonu hiç bıkmadan dakikalarca yenile yapmak
disket sürücüsünden gelen sese ayar olmak
sistem dosyalarını karıştırıp arkadaşı aramak
görüntü ayarlarından ekran çözünürlüğünü sonuna getirip pire kadar yazıları okumaya çalışmak bu sayede ekran kartını yükselttiğini sanmak.
resimlerim'deki resimlerden birini masaüstü arkaplan yapmak.
niye hep aynı resimler vardır sormak lazım.
bide hayatında hiç dinlememiş adamın acaba bilgisayarın sesi nası çıkıyo diye mozartı dinlemesi