tarzını sevdiğim, ülkemin aklı başındaki en iyi yorumcularındandır. serkan korkmaz ile birlikte yaptığı takım oyunu programı da izlenesidir. yaptığı yorumlarla yarmaktadır.
antipatik ol, reytingi kap akımının son halkasıdır. gerçi televizyonda daha dikkatli davranıyor ama radyoda dinleyicilere it gibi davranması nefret ettiriyor.
takım oyunu adlı programında adnan sezgin'e teşekkürlerini sunmuştur.
teşekkürün sebebini ise şöyle açıklamıştır;
''3 aydır adnan sezgin sayesinde ekmek yiyorum. bu programda ondan konuşuyorum, gazetemdeki köşemde onun hakkında yazıyorum. allah ondan razı olsun. adnan sezgin iyi bi malzeme yani... ''
sevdiğimiz cool abimiz. dün akşamki programında ters köşeye yatan yorumcumuz.
ersun yanal'ın istifa haberi geldiğinde, bilgin bey klasik eleştirilerine başladı. avrupada böyle şeyler olmaz, antrenörler kolay kolay kovulmaz diye. ve örnek olarak da bayern münih'i ve jurgen klinsmann'ı gösterdi. oysaki verdiği örnek, öğle vakitlerinde patates olmuş, bayern klinsmann'ı kovmuştu.
şimdi, doğru oturup doğru konuşalım. severiz bilgin abimizi de, eğer sen futbol yorumluyorsan, bir de bunu global bir vitrin ile yapıyorsan ve bu işten para da kazanıyorsan, dünya futbolundaki önemli gelişmeleri takip edeceksin arkadaş. etmessen o ekrandan başkalarını gelişmeleri takip etmiyorlar, yerlerinde sayıyorlar, yok italya'da yıllarca kaldım böyle olmaz tarzı eleştirilere giremessin.
her pazartesi akşamı kanal 24 de serkan korkmaz ile yaptıkları takım oyunu adlı proramda yorumları ile koparan ve tarzını sevdiğim nadide gazeteci şahsiyettir.
Radyospor'da ki köyün delisi adlı programında çaktırmadan polemiğe girebileceği tarzda insanlara ayar vererek mesaj potansiyeli yakalamak ve istanbul trafiğinde manyaklaşmış dinleyicileri dur şuna iki sinkaflı küfür de ben mesajlıyayım belki okur keltoş umudu ile frekansta tutma hesabıyla program boyunca hiç birşeyden bahsedilmemesini sağlayan ki zaten hiçbir konuda alıntısız orjinal veya marjinal hiçbir diyeceğinin bulunmadığının aşikar olduğu,bu ince hesaplarını anlayamayacak kadar salak olmayan insanları da telefona bağlanmaları durumunda hattan cart diye kesen italyan balet,yazarımsı,düşünür *.
lig tv'de yaptığı programda böyle etrafına üç beş kişi toplanmış bunu dinliyor gibi bir görüntü olan spor yazarı. hepsinde bir hüzün hakım nedense bu abide iki lafı bir araya getiremiyor üzüntüden öyle bir şekil yani . ayrıca stadyum zamanlarında ömer üründül sık sık alaksız gülüşlerle "ne diyo lan bu" moduna girmekteydi bu abi yorum yaparken sonra zaten sepetlediler.
Maldonado'nun Fifa tarafından ülkeye futbol elçisi olarak gönderildiğini iddia etmektedir. Bu hususta hiç haksız değildir.
Maldonado gibi adamları sahada gören vatandaşlarımız o oynuyorsa ben alasını oynarım deyip eşofmanlarıyla halı sahaya inecekler ve ülkemize spor kültürü yerleşecektir.
Yılmaz Özdil gibi "enter tuşu" müptelasıdır. Kendisini spor yazarlarının obdusmanı sanmaktadır. Kendi dünyasında herkese ayar verir. Ulusal bir gazetede yazarlık yapmaya herhangi bir yönden yeterliliği yokken yıllardır tutulması ancak "biz bilirizci" sıradan türk insanına hitab ediyor olmasıyla açıklanabilir.
radyospor'da saçma sapan bir program yapan kişi. programın tek konusu; programda nelerin konuşulmayacağıdır. program boyunca, sürekli olarak arayan ve mesaj atan kişilerle gergin muhabbetlere girmekte, kavga etmektedir.
kanal 24'de bugün yayınlanan moderatör programında serkan korkmaz ile şöyle bir diyaloğu yarmıştır;
-bilgin gökberk: iş adamlarının pazar günleri ne giydikleri önemlidir çünkü o gün giydikleri kendi zevklerini yansıtır diğer günler takım elbise giydikleri için hepsi aynıdır.
-serkan korkmaz: sen de her gün siyah tişört giyiyorsun ama.
-bilgin gökberk: beni karıştırma ben iş adamı değilim...
kendisini çok karizma, çok marjinal, en acısı da çok "bilen" zanneden; bambaşkaymışsın kalıbını köküne kadar hakeden bir değişik insan.
bir futbol maçını analiz eder, futbolcunun 10 sene önce giydiği takım elbiseden girer, anne kızlık soyadına kadar uzanır. fatih terim'i eleştirmek ister, sadece italya'da hangi restoranları gezdiğini anlatır. yazı yazar, anlamak için tercüman tutmak icap eder.
ve bu adam bu işler için para alır. bu medya sektörü hakikaten güzel, hem durmadan saçmalıyorsun hem de eşşek yüküyle para kazanıyorsun.
ikinci bir hıncal uluç ve ya deniz gökçe olur muyum acaba diye her türlü boka atlayan kişidir. mesela televizyonlarda ilk gördüğümüzde basketbol yorumcusuydu bu arkadaş. sonra bir baktık futbol yorumcusu olmuş. formula 1, voleybol en önemlisi at yarışı organizasyonlarında da görmek istiyoruz kendisini...
türk spor medyasının en sevilmeyen tipi. ego tatmini için radyoculuk yaptığını düşünmekteyim. radyo spor'da yine ne acayiplik yapıp insanları rencide edecek diye ara sıra dinlemekteyimdir kendisini, her geçen gün sevimsizliğinin derecesi artmaktadır. kendisini anlatamamaktan yakınmaktadır ancak aslında anlatabileceği çok da şey yoktur.
sürekli kendiyle çelişen spor yazarımsı. beşiktaş taraftarı staddan çıkmadıydı da geçen sene olay yaptılardıydı. bu yorumcu herif te çok büyük yanlış beşiktaş taraftarına yakışmıyor demişti aradan 5 dakka geçti taraftar haklı en güzelini yapıyor gibisine yorumlarda bulunduydu da ben de ne güzel dümdüz gittiydim...
her lafı böyleydi her lafı saçmaydı yurtdışından tanıdığı futbolcu sayısı bir elin parmağını geçmez.
yillardir gazetecilik, radyoculuk ve televizyonculuk alanlarina farkli bir ses, yorum, düsünce getirmeye calisiyor ve bence de bunda cok basarili oluyor. bir cok kisinin bunun tersini düsündügünü de biliyorum. ama bilgin gökberk'i 8-9 yildir cok siki bir sekilde takip eden biri olarak sunu diyebilirim:
türkiye'nin bilgin gökberk'lere ihtiyaci var.
mütemadiyen "biz niye bunları tartışıyoruz" "teknik direktörleri neden eleştiriyoruz" "maçları neden yorumluyoruz" diyen adam. yavrucum yorumlamak istemiyorsan de get katılma programa sonuçta biz veriyoruz senin paranı vergilerle.