müdahale esnasında polislerin kendilerinin de en az müdahale edilen kadar etkilendiği zamazingodur. bu yüzden polis okulunda öğrencilere bol bol biber gazlı eğitim verilir.
sanırım az önce ürettiğim madde. mantı için kızgın yağ yapıyım dedim. sanırım yanlış biber kullandım. kızgın yağa biberi koyunca aniden hoşşşş yaptı buhar çıktı o biberde sonradan anladım çok acı koklayınca bile burnu yakan cinsten genzim ve ciğerlerim yanarak nasıl mutfaktan çıktım bilemedim.
buradan emniyet müdürlüğüne sesleniyorum. ben daha iyisini yaptım.
ders çalışmaya gelen bayan arkadaşında çantasında gördükten sonra kendimi sorgulamama neden olan cisim.
not:benle ilgisi yokmuş.
(bkz: etrafa güvenmiyorum)
şırıl şırıl akan gözleriniz ve dinden imandan edecek kadar bulanan mideniz ile körlemesine yürürken, ağzınıza (evet, damağımı dahi yaraladı) otomatik piyade tüfeği namlusu dahi girebilir... o değil de silahını, ağzınızdan ve elinizden, kurtaramaya çalışan asker de * tetiğe basmaya niyetli mi anlamanız mümkün değil *... yani o derece şerefsiz bir gazdır bu.
polis tarafından "kendisine tehlike oluşturan durumlarda yakalanmakta zorluk çekilen suçlulara, direnen kalabalıklara karşı" kullanılan kimyasal sprey*: https://galeri.uludagsozluk.com/r/62327/+
aslında sıkıştırılmış sarımsaktır kendisi. bir tane daha vardır ki hoş kokusu ile sizi mest eder. o da portakal gazıdır ki biber gazından 15 kat daha fazla etkilidir. ayrıca biber veya portakal, denemek isteyen arkadaşlara tavsiye edilmez. *
arkadaşımızın derslerin iptal olması için sıktığı korunma aracı. bana göre gözlerden çok boğazda verdiği acı fenadır. nasıl o günkü tüm dersler iptal oldu diyorsanız, her teneffüs tekrar girip sıkıyordu.
insanı hareket eden varlıklardan koruyabilecek bir sprey. bu kadar kötü insanların yaşadığı bir devirde bir de bayansanız bakkala bile giderken yanınızda bulundurmanız şart. tabi önce spreye değil allah'a güvenin.
hakkında gerekli tanımlamalar uzunca yapıldığı için, bir hikayeyle konuyu dağıtalım...
uzun zaman önce, bir tanıdığımın araba tamir servisine ziyarete gittim. oldukça geniş bir alanda, 15-20 usta ve çırakları çalışıyorlar. pahalı bir markanın yetkili servisi olduğu için içeride çok sayıda lüks otomobil var. asma kattaki ofiste çaylarımızı yudumlarken, bir taraftan da bilgisayarlı test cihazlarıyla donatılmış, modern servisi inceliyorum. karşılıklı muhabbete daldığımız sırada, aşağıdan hafif bir patlama sesi geldi. kafamızı çevirip baktığımızda, simsiyah lüks arabalardan bir tanesinin altından beyaz dumanlar çıktığını, çalışanların çıkışa doğru kaçtığını gördük. ben ilk başta araba yanıyor zannettim, ama ustaların söndürmeye çalışmak yerine niçin kaçtığını anlayamadım. onca havalandırma çalışmasına rağmen, o duman kısa sürede bütün servisi sis gibi kapladı. sonradan öğrendim ki, o araç, önemli bir şahsiyetin korumalarının aracıymış. aracın bagajında büyükçe bir gaz tankı ve altında da bu gazı püskürten bir sistem varmış. bir tehlike anında korumalar panik düğmesine basınca saldırganlar bu gazdan etkileniyormuş. işin komik tarafı, o araba üzerinde çalışan ustalara bu durum anlatılarak uyarılmış, ama meraklı bir çırağımız, gaz tankından gelen boruları kurcalarken, bütün gazı servise yaymış. servisteki ustaların tamamı, hatta kapalı camların arkasında olan biz bile ciddi şekilde etkilenmiştik. sonradan duyduğum kadarıyla içerideki acaip koku haftalarca gitmemiş...
festival günü yanımızda kavga çıkınca sağolsun polis amcam kavgayı çıkaranlara değil de, bizim üstümüze üstümüze sıkmış gibi oldu bu gazı. o tadı, kokuyu insan hissedince yüzünde kendinden geçiyor. bir yandan limon arama derdi diğer yandan da biber gazı yemenin verdiği değişik duygularla barınırken insan tarif edilemez bir hale bürünüyor. sonrasında geçiyor ve başka bir arkadaşı daha berbat halde görünce yalnız kalınmadığı anlaşılıyor. artık kavga çıktığında polis gelsin diye dua ederken polis gelince kaçmaya başlar oldum.