Savunma amaçlı ve çoğunlukla polisler tarafından kullanılmakta olan 'göz yaşartıcı spreyler' halk arasında 'Biber gazı' olarak bilinirler. ilk üretimi 1870'li yıllara kadar uzanmakla birlikte sprey ve gaz bombası halinde üretimleri 1960'ların ortalarına rastlamaktadır.
ana bileşeni 'Oleoresin Capsicum' (oc) olan bu spreyler; doğal olarak yetişen ve gıda maddesi olarak tüketilmesinin dışında eczacılıkta da kullanılan 'Şili biberi' adlı bitkinin ekstraksiyon işlemine tabi tutulması sonucu üretilmektedirler. Şili Biberi, yeryüzündeki en acı biber türlerinden biridir.
vietnam savaşında kimyasal silah olarak da kullanılan bu spreyler, 1969'da içlerinde abd'nin de diğer 80 ülke ile birlikte imza koyduğu Cenova Sözleşmesi'yle savaşta kullanımı yasak maddeler arasında kabul edilmesine karşın, halen abd dünyadaki en büyük üreticilerden biridir ve bu ülkede tüm dünyadaki üretimin yüzde 41'ini gerçekleştiren 108 üretici firma bulunmaktadır.
suda çözünmeyen bileşime sahip olması nedeniyle, biber gazına maruz kalmış bir gözün bol suyla yıkanmasının dahi, 45 dakika ile 1 saatlik ortalama etki süresinin kısalmasına bir faydası olmaz. sadece duyulan acıyı belli oranda azaltabilir. bilinen en etkili tedavi yöntemi, göze 'kontakt lens solüsyonu' uygulamaktır ki o dahi etki süresinde maksimum 10 dakikalık bir azalma sağlayabilmektedir.
ithaldir. başbakanımızın ihracatçılar birliğinde yaptığı konuşmada nedense bu konu gündeme gelmemiştir. halkımızın yeni isyan konusu bu da olabilir; kendi biber gazımızı bile üretemeyecek miyiz lan?
itibarını kaybetmeye başlayan gaz özellikle 2 gündür beşiktaş'ta kapsül kimin önüne düşerse o kişi onu yerden alıyor,
güzelce bir 10-20 metre koşuyor ve polisciklere veya denize atıyor.
tahminim 1-2 gün içinde herkes aman boşver yanar yanar söner moduna geçecek,
o ne bok olduğu belli olmayan ve solunduğu taktirde ayakların vücudu taşıyamamaya başladığı gazdan sonra mumla aranılandır..
tamda alışmıştık..