iyi bir tribünü, iyi seyircisi ve iyi sayılabilecek bir stadı olmasına rağmen başarısız olan takımım. başarısızlık şampiyon olamadı diye değil, ligdeki genel görünümünden dolayı.
takım 32 haftada 17 galibiyet/7 beraberlik/8 mağlubiyet! almış. toplamda 41 (kırk bir) gol atmış. maç başına düşen gol ortalamamız 1,28. sezon başında alınan delgado, ricardinho ve nobre' nin gol toplamı 16. yenilen gol 28. maç başına 0.87 gol yeniyor. yani kısaca takım her maç hemen hemen 1 gol yiyor ama gol atmakta zorlanıyor. lan a.q biz bu adamları gol atsınlar veya attırsınlar diye almadık mı? bir hoca * bu kadar mı sistemsiz oynatıyor bir takımı? gözü saha dışında bir yerlere mi bakıyor ?
beşiktaş artık kendi içinden birilerine görev vermeli ve yönetimini futbolun içinden insanlarla kurmalıdır, karakter yoksunu insanlarla bu nereye kadar gider bilemiyorum ama bu taraftar elbet akıl almayıda bilir. takımı diğer büyüklerin kayıp oyuncuları ile doldurmakla, 2 maçını izleyip milyon dolarlık oyuncular almakla, sürekli iskender kebap yemiş gibi ağzında kürdanla gezenlerle olmuyor gerçekten.
adam günlerdir onur mücadelesi diyor, meydan okuyor, sahaya çıkıyor, 3 tane atıyor gönderiyor, ulan maçın özetini izliyorum beşiktaş' ın çektiği şut yok. yok bir tane var, penaltı. oda kaçtı. yıllık kazancı bir doktordan veya bir mühendisten kat be kat fazla olan bir futbolcudan ne beklenir, çıkıp formasını terletmesi, oyuna katılması, para verip maç izleyenleri kanser etmemesi. el belde gezinecek ise, futbol oynanmayacak ise, saldım çayıra tipi top çevrilecek ise, benden yönetime açık teklif, ben o paraların dörtte birine sahada gezebilirim. hatta o kadar güzel gezerimki zevk alırsınız.
yönetim basiretsiz, teknik yönetim basiretsiz, futbolcular basiretsiz. kimse 'şampiyon olsaydı böyle denmezdi' demesin. bu futbolla * şampiyon olunacaksada hiç olunmasın. japonya' da deprem olunca kesilen sulardan dolayı utanç duyan belediye başkanı intihar etmişti. kimse bu kadar duyarlılık beklemiyor, ancak müsade sizin, alıp ceketi gitmek en hayırlısı.
ulan bu takım öyle bir seyirciye sahip ki, şampiyonluk beklemez, başarı beklemez, bazen diğer takımlarla makara yapar, bazen kendi dalgasına bakar. evinden kısar maça yatırır, okulu kırar maça gider, işine gitmez tribüne gider. istediği tek şey o formayı terden ıslanmış görmektir. anlaşılan çok büyük şeyler isteniyor. yazıklar olsun lan.
fenerbahçe şampiyonluk sevinci yaşarken, payına 'tiganadan kutulma sevinci' düşen takım. umarım bir gün yönetimden kurtulma sevincini de yaşarız doyasıya.
babadan zengin çocukların(!), bir şekilde parayı bulmuş futbolla uzaktan yakından ilgisi olmayan yönetim kurullarından kurtuluruz bir gün umarım; tüm takım taraftarları olarak. işi bilen, profesyonel yöneticiler görürüz; futbolcusuna parasını ödeyebilen, garip garip adamları bulup takıma teknik direktör yapmayan, kulübü 'kendi takımında oynayamayan' topçularla doldurmayan, sezon başında hedefini 'feneri şampiyon yapmamak' olarak belirlemeyen...
yazacak çok şey var aslında ama.. kısaca, beşiktaş tigana'dan kurtuluyormuş, yönetimden de kurtulduğu günleri görmek dileğiyle...
edit: yönetim kalacaksa şayet, gelecek sezon için transferlerini şimdiden tahmin edebiliriz. mesela, galatasaray'dan ergün penbe, cihan haspolatlı, song belki; fenerbahçe'den şimdi isim gelmiyor aklıma ama kulübede oturan kim varsa artık.. küçük takımlardan baki mercimek tarzı bir futbol dehası, burak yılmaz tarzı süper bi yetenek filan. aşağı yukarı böyle olur transferler.
taraftara da yine maç izlerken kanser olmak düşer...
tezahürat konusunda en yaratıcı taraftar Beşiktaştadır. ancak Delikanlı Adam Çarşı Pazar Dolaşmaz diye de çoğu takım tarafından makaraya maruz kalır. Beşiktaş Jimnastik Kulübü gibi garip bir isme sahiptir. Ancak her basın toplantısında Beşiktaş Spor Kulübü denir ve orjinal isim katledilir..
yıldırım demirören'in yaptıklarını savunacak herhangi bir beşiktaşlı tanımıyorum ben... ama beşiktaş hakkında atıp tutan arkadaşların 1856 defa istifa edip geri gelen bir başkana, kaybedilen maçlardan veya elenen kupalardan sonra rakibini şerefsizlikle, hırsızlıkla suçlayan yöneticilere, sırf bir kanalda biriyle ters düştü diye o kanalın yayın kablolarını kesenlere, elenmeyi hazmedemeyip otoparkta rakip futbolcuya mahalle kabadayısı gibi tekme tokat dalan futbolculara, arkadan uçan tekme atan kim olduğu belirsiz ama başkanın sağ(!) kolu olduğu belli olan adamların bulunduğu bir camiadan olması gerçekten de şaşırtıcıdır...
besiktas ı yıldırım demiroren sanan zihniyetin besiktas ı sadece yonetiminin soylemleriye degerlendirip ona bok atmaları kendi takımlarının yonetimlerine olan aşırı ilgisinden * kaynaklanmaktadır.
besiktas üç yıldır yonetim problemi yasamaktadır. kendi basarızlıgını ort bas edebilmek ugruna besiktas ın yıllardır sahip oldugu degerlerine zarar vermişir.dogrudur.lakin bu besiktas baslıgı altına 'cirkef takımdır ' entrysi yazmayı dogru kılmaz. unutma once besiktas vardı...
yıllardır galatasaray'a ne kadar da haksızlık ettiğimi anlamama sebep olan kulüptür. beşiktaş'ın şampiyonluğa oynadığı yıllarda ne kadar çirkefe yattığını, sahada oyuncuların yaptığı çirkinlikleri, sadece fenerbahçe'nin türkiye kupasını kazanamamasına sevinebilen bir taraftara sahip olması zaten çoğu şeyi açıklıyor. insanda biraz utanma ve akıl olsa kendinden 5 fazla şampiyonluğu olan fenerbahçe'ye türkiye kupasının yıl hesabını yapmaz zaten ama kapasite olarak bu insanlarda onları beklemenin lüks olduğunu farkettim. yıllardır saygın bir takım olarak gördüm beşiktaş'ı, duruşuna, fikrine, sevgisine hep güleryüzle baktım. fakat sonrasında federasyon başkanıyla yakın ilişkileri, şampiyonluk hedefi koymaktansa, feneri şampiyon yapmama hedefi koyan bir camia olması işin rengini değiştirdi. saçma işlere bulaşmaya başladılar. bir de utanmadan komik tişortlar giyer bu takım taraftarları. ''şerefimizle oynadık, hakkımızla kazandık'' diye. insanda biraz utanma olur onu giyerken. erciyes şerefsizliklerle mi geldi oraya, ya da erciyes'in verilmeyen penaltısına ne oldu, selçuk dereli bir şey ifade etmiyor mu bu insanlara. şimdi çıkıp bir taraftar körü körüne bu yazdıklarıma kendince ayar verecek adım gibi eminim. ama bu türkiye neyin ne olduğunu çok iyi biliyor. haluk ulusoy'dan öğrenmiş olacaklar ki, her maç sonrası şeref, hak, delikanlılıktan bahsediyorlar mahalle ağzıyla. neyse ki fenerbahçe bu camiaya sus işaretini bizzat inönü'de yaptı da, hiç değilse kuru gürültü yapan insanların biraz sesi kesildi, rahatladık. son olarak galatasaray'a ve taraftarına yıllardır yaptığım haksızlığı farkettim, beşiktaş sayesinde ne kadar görgülü ve şerefli olduklarını ve ağlak olmadıklarını anladım. tüm galatasaraylılardan özür diliyorum.
kırmızı kart pozisyonunda taç ile başlaması gerekirken faul vuruşu ile başlanmış. bu da kural hatasıymış. beşiktaş'ın tezi bu.
bir fenerbahçeli olarak benzer çabalarda bizi ağlaklıkla suçlamış beşiktaşlıların bunu yapması beni içten içe güldürse de, kendi başvurularımızda bu ağlaklık değil hak aramaktır. bir hata olduğu düşünülüyorsa, başvurmamak aptallıktır demiş bir kişi olarak sevgili beşiktaşlılara bu hak arama mücadelesinde başarılar diliyorum.
canın sağolsun lan, valla içtenlikle söylüyorum. canın sağolsun! yenilmişsin, hem de öyle dandik bir takıma kendi sahanda yenilmişsin hiç önemli değil kartalım, aldırma. biz seni sadee sevinmek için mi sevdik ki? biz seni en asil duygularla sevdik. hiçbir zaman tesisini basıp da futbolcularını dövmedik. 2 yıldır boşa oynadığımız ligde sürekli stadı doldurduk. eğer verdiğimiz paraya acıyorsak namert olalım. senin için herşey değer. biz senin renklerini, asaletini sevdik. senin için üzümeyi bile sevdik. yenildiğinde gelen uykusuz geceyi sevdik. yendiğinde boğazımız patlarcasına bağırmayı sevdik. seni görünce yaşadığımız o müthiş duyguyu sevdik. istersen hiç şampiyon olma biz seni yine seveceğiz.
başın öne eğilmesin
aldırma kartal aldırma
en büyün sen değil misin?
aldırma kartal aldırma.
fenerbahçe taraftarına göre şampiyonluğun en az yakıştığı takım, renklerini mi dersiniz, camiasını mı dersiniz, tüpçüsünü mü dersiniz, taraftarını mı dersiniz, çarşısını mı dersiniz, medyasını mı dersiniz, baki mercimek'ini mi dersiniz, ne kadar çirkeflik arasanız varmış bu camiada...
bunu ben demiyorum ha yanlış anlamayın, fenerbahçe taraftarı diyor... *
ne yapmamızı bekliyorlar anlamıyorum bir maçtan sonra çıkıp takım aleyine bir ton laf söylememizimi bekliyorlar, seviyoruz, ama bilmiyorlar ki bu takım için yağmurda karda maç izledik hangi koşulda olursa olsun destekledik bir maçı kaybettik diyemi bırakıcaz bu takımı diğerleri gibi. beşiktaşlı doğduk beşiktaşlı öleceğiz.*
bir bulgaristan göçmeni olarak, 2. lige düşse onu da geçtim adı unutulsa bile seveceğim takımdır. zira bu takım renklerini balkan topraklarının kaybı anısına siyah'a çevirmiştir. ve o siyah balkanlara döndüğümüzde yerini kırmızı'ya bırakacaktır.
bir gün tribünlerde "kırmızı beyaz, en büyük beşiktaş" diye bağırmak dileğiyle...
kim ne derse desin, turkiyenin en saglam taraftarina sahip olan kluptur. digerleri gibi takim ilk 3ten a$agida kalinca destegini kesmez, agresiflik yapmaz, kalbi kirilir sadece. bu ulkede taraftarina en cok $ampiyonluk yaki$an kluptur, klubumdur, hayattir.
20 senedir aralıksız tuttuğum takım.doğuştan gelen bir özellik bende beşiktaşlı olmak.ayrıca; balkanlar tekrar bizim olana dek renklerimizde siyah beyaz.
balkan savaşlarının matemi anısına kırmızı beyaz olan renklerini siyah beyaz'a çeviren futbolun da sporun da çok ötesinde anlamlar taşıyan bilinçli kulüp.