uefa kupası 1. turunda metalist kharkiv ile eşleşerek 2008-09 sezonu başında ülke futbolu açısından önemli bir görev üstlenmiştir. zira, avrupa ülkeler sıralamasında ukrayna 28,350 puanla 10. sırada, yani tam üstümüzde bulunuyor (türkiye'nin puanı 27,475). şayet beşiktaşımız bu ekibi şöyle iki maçta da tokatlayarak geçerse hem ukrayna'nın 2008-09 sezonundaki aktif takım sayısı 2'ye iniyor; hem de puan farkımız kapanıyor. metalist takımı son iki yıldır liginde 3. oluyor ve belirli bir istikrar yakalamış bir ekip, kabulüm. ancak avrupa kupalarında sadece 6 maç yapmışlar tarihlerinde. 128 maçı bulunan beşiktaşımız'ın tecrübesi tabi ki ağır basıyor. ancak inönü'deki ilk maçta gol yememek ve 1-0 olsa dahi kazanmak çok önemli.
20 ekim 2007 tarihinde 3-2 yendikleri trabzon maçında 18 kişilik takım kadrolarında 3 tane paf takımdan futbolcu bulunması kuralını ihlal etmiş takım. aynı maçta kalecisi haksız yere ihrac edilmiş, maçı forvetinin kaleye geçmesiyle bitirmiştir. pardon "haksızlık" mı dediniz?
kötü bir yönetime sahip olunca kötü yönetilmeye mahkum olan kulüp. serdar bilgili zamanında galatasaray - fener rekabetine ve medyadaki önemine bir nebze olsun katılabilmişlerdi. fakat şu sıra ne medyada ne de rekabette yer bulamamaktadırlar. bunun baş sorumlusu çakma aziz yıldırımyıldırım demirören'dir.
fakir edebiyatı yapmaya bayılan yönetim ve taraftarlara sahip olan futbol takımıdır. hatta şöyleki ortamda pek tanınmayan birisi, ileriden ileriden bu ligde bize çok haksızlık ediliyor vesaire gibisinden muhabbet ediyorsa, bilin ki beşiktaşlıdır...
ancak ligin son haftasında sivas'ın yerine uefa kupasına gitmesi bir sürü kişinin kafasında soru işareti bırakmıştı, üstelik 3lü averaj gibi komik bir uygulama ile... daha sonra bugünlerde çıkmıştır ki, 20 ekim 2007 tarihinde 3-2 yendikleri trabzonspor maçında, 18 kişilik takım kadrolarında, 3 tane paf takımdan futbolcu bulunması kuralını ihlal etmiş, hükmen yenik sayılması gerekirken hem haluk ulusoy hem de hasan doğan federasyonu tarafından kollanmış ve bugün sivas'ın yerine uefa kupasına girmeye ve kasasına 5-6 milyon dolar koymaya yakın olan futbol klubudur...
15 yıl boyunca süleyman seba gibi futbol camiasının görüp görebileceği en düzgün adamın yönettiği camiadır. peki sizce tek erdemi dürüstlük ve doğruluk olan, para babası olmayan biri diğer büyük kulüplerde bu denli uzun süreli başkanlık yapabilir miydi ? beşiktaş camiasının farkı da bu noktada ortaya çıkıyor sanırım.
sözlerin bir türlü tutulmadığı klüp. altyapı takımıyla maça çıkacağız derler çıkamazlar, iboları affetmeyeceğiz derler affederler, çarşı kapandı derler 2 ay sonra geri döner. işte böyle bir klüptür beşiktaş.
iki kez istifa edip geri dönen bir başkana, artık türkiye kupasına paf takım ile çıkacağız deyip çıkmayan bir yönetime ve beşiktaş tribünlerinden kovulmuş bir amigoya sahip olmasına rağmen konuşabilen taraftarların varlığını hatırlamamızı sağlayan kulüp.
ambleminde türk bayrağı bulunması, milli takımı temsil etmiş tek takım olması ve bu hakkın yalnız kendinde olması bazı arkadaşlarda besbelli ki kıskançlık yaratmıştır. konu hakkında entryler havada uçuşuyor zira. konuyla alakalı bir de bakınız vereyim, tam olsun; (#353542)
ayrıca başında bu yönetim olduğu sürece, hayatta düzlüğe falan çıkamayacak olan rakibimizdir, beşiktaşlı arkadaşlar bence hiç umutlu olmasın o yüzden. bizim başımızda össan abi varken yaşadıklarımızı şimdi onlar yaşıyor ama biz bir kere şampiyon olmayı başarmıştık gene. keza para biriktirip de tüpçüyü şutlarlarsa kulübün istikbali parlaktır, batuhan karadeniz gibi keser sapı tadında adamlar yetiştirmediği sürece.
edit: bu entry bazı vatandaşların belirttiği gibi kıskançlık değil, halkı yanlış bilgilendirmeyi engelleme duygusu taşımaktadır. beşiktaş jimnastik kulübü de güzide bir spor kulübümüzdür, saygılar...
amblemi ve milli takımı temsil etmesi hakkında fazlaca spekülasyon yapılan takım. ortada fazlaca bilgi var haklısınız. işin gerçeği ise 1952 yılında bir türkiye - yunanistan milli maçı için türk futbol federasyonu'nca beşiktaş'a türk milli takımı'nı temsil etme hakkının verilmiş olduğu ve bu gerçeğin -ister kabul edin ister kabul etmeyin- değişmeyeceğidir.
eski besiktasli futbolcu ulvi yenal'in federasyon ba$kani oldugu donemde yine ulvi yenal'in istegiyle ambleminde ay-yildiz bulundurma hakkina sahip olmu$ spor kulubu.
bu hakki kazanma sebebi ise besiktas'in bir sezon icerisinde yabanci takimlarla 14 mac yapip bunlarin 10 tanesini ust uste kazanmasidir. tabi bu olay zamanla efsanele$tirilip "be$ikta$ milli takimi temsil ediyordu", "ataturk oyle istemi$ti" gibi hikayelerin dogmasina da sebep olmu$tur.
evet, be$ikta$ bir mac icin turk milli takimini temsil etmi$tir ama amblemde ki ay-yildiz'in bununla alakasi yoktur.
gençlik dönemleri beşiktaş hezimetleri ile geçenlerin, objektif insanlar da hakkında olumlu şeyler yazınca başlığınA üşüşmek zorunluluğu hissettiği takım. ooo hoşgeldiniz, biz de sizi bekliyorduk.