babam beşiktaşlı, iyi bir beşiktaşlı üstelik... alkışlanması gereken zamanı da, eleştirilmesi gereken zamanı da iyi bilir. çok sessiz ancak çok da dikkatli maç izler, oyunu eminim ki skibbe' den daha iyi okur. fanatik değildir, kazananı alkışlar, ben de galatasaray - beşiktaş maçlarında beşiktaş yenilince susuyor ve odama gidiyorum, babam üzülmesin diye galibiyet sevincini odamda kutluyorum.
konuya girersek, babam beğenmiyor beşiktaş' ı, mustafa denizli' nin yönetimini. hakem hatalarını da tartışıyoruz ama 1 - 3 biten ankaraspor maçı gibi maçlarda açık ve net söylüyor: ' yenilmeyi hakettiler. '
merak ediyorum, bunu kaç tane beşiktaş taraftarı söylüyor yenilgiler sonrasında? sözlüğü okuyorum bazen, beşiktaşlılar sürekli hakemlerden şikayet ediyor. ancak beşiktaş maçlarına bakıyorum, bazı futbolcular o kadar isteksiz ve ruhsuz ki, yenilgiye ve kötü oyuna onlar zemin hazırlıyor. beşiktaş' ı da taraftarını da her zaman çok sevdim, beşiktaş duruşunu her zaman takdir ettim. ancak suçu kendinde aramadığı sürece beşiktaş' ın başı çok ağrıyacak. bunu yazan da bir dost...
zoraki tanım: büyüklüğünü tarihinden alan güzel takım.
Koyu bir beşiktaş taraftarı olunsa dahi bu kadroyla ligde iş yapamayacağı kabul edilmesi gereken ilk ve son göz ağrımız. Takımdaki mevcut futbolcular ölmüştür. Sizlere ömür.*
ligin son bilmem kaç maçında futbolcuları aşırı sinirli olan ve kaptanı profesyonelce davranmayıp oyundan atılınca galatasaray' a yenilmesi kaçınılmaz olan takım. taraftarının cüneyt çakır' dan önce mustafa denizli ve yıldırım demirören' e yüklenmesi gereken...
beklenen sonuçtu.
değil 2103, 2503 yılına kadar şampiyon olmasa sevgimizde, aşkımızda 1 gram bile eksilme olmayacak takımdır. sevgimiz şampiyonluğa endeksli değil diye 1000 kere söyledik. rüştü'yü fenerbahçe eskisi gibi gören fb'li taraftarlara diyecek bir söz bulamıyorum. rüştü gibi efendi bir insan ve kaliteli bir kaleciyi kaybettiğine üzüleceğine beşiktaş'a bok atan taraftarlar mevcuttur. sadece yazık. futbolcu eskisi dediniz de (bkz: tümer metin)
her sene büyük umutlar, her yıl hüsrandır beşiktaş. kadrosunun çok iyi olduğu iddia edildiği ve rakiplerinin kötü durumda olmasına rağmen onların gerisinde kalmış takımdır aynı zamanda. galatasaray ile fenerbahçe yarışırken onlara ayak uydurmaya çalışan ufaklık misali biraz bu yarışın dışındadır. son zamanlarda bir çok teknik direktör ve futbolcuya ekmek kapısı olmuştur beşiktaş. bu takımın oturması için de baya bi yolu vardır. başındaki adamlardan süleyman seba'yı yollayan bi kısım taraftarına kadar herkes de bu başarısızlıkta suçludur.
star wars'taki cumhuriyetten imparatorluğa geçiş gibi kötü zamanların en ağırından geçmektedir. sportif başarı artık harbiden beşiktaşlı olan kimsenin umurunda değildir. ama futbolcusuyla, yönetimiyle, teknik kadrosuyla beşiktaşlılık duruşunun, kimliğinin yavaş yavaş ama etkili bir şekilde erozyona uğraması... işte içim buna kan ağlamaktadır. şampiyon olmuşuz olmamışız; sinan engin konusunda tavır ortaya koyamadıktan sonra ya da yönetimden gittiğim anda kulübün bana olan bilmem kaç milyon dolar borcunu tahsil ederim diye tehdit eden bir başkana sahip olduktan sonra... (daha onlarcası var da zaten bilinen şeyler)
hayatımda hiçbir şeyin acısını zamanında seba gitsin diye tezahürat ettiğim kadar yoğun pişmanlıkla yaşamadım.
mazileri tertemiz takımların taraftarları tarafında sıklıkla eleştirilen, hiç bir zaman bir beşiktaşlı gibi düşünemeyecek, bir beşiktaşlı gibi sevemeyecek olmasının kıskançlığını yaşayan rengi bozukların küçük diye tabir ettiği büyük takım.
aklımda bir tek sen, fikrimde bir tek sen
ne farkeder kartal sen her gün yenilsen
uğrunda herşeyden öyle vazgeçmişken
nasıl vazgeçerim beşiktaşım senden
ne kadar çirkef futbolculara sahip olduğunu 1 yenilgi ile görebileceğiniz takımdır.
taraftara gelince o rekor bu rekor diye saçma sapan hava atarlar en ufak mağlubiyette futbolcu yuhalarlar. kısacası camia olarak kendilerini kaf dağının ardında görürler fakat 5 para etmediklerini 1 mağlubiyet sonrasında kendi elleriyle ortaya çıkarırlar.
bu seneki kaybının sebebi mustafa denizli değişikliğidir. veyahutta başka bir deyişle ertuğrul'Un gönderilmesidir. birileri gitmedikçe kendine gelemeyecektir ne yazıkki.
Asilliğin,onurun,gururun,kızgınlıgın,öfkenin,intikamın,ihtirasınmutlulugun,göz yasının,sevincin,kederin,isyanın,heycanın,başarının,yenilmez olmanın ne demek oldugunu anlatan takımdır BEŞiKTAŞ!
efsane: yarışı kaybettikten sonra da koşmaya devam eden yarış atı: beşiktaş. bunu ancak kalbi hep siyah ve beyaz olan, başkalarının yenilgilerin bizi takımımıza nasıl bağladığından habersiz oldukları, efsanemiz.