sahilinde 'kardeş bir dal cigara versene, bak biz burda onu 5 kişi içeriz' diyerek sözü biz 5 kişiyiz çabuk 1 dal çıkar lauk demeye getiren tinercilerle dolu ilçemiz. yanınızda 2 tane arkadasınız varsa ve eğer bunlar kızsa 2sini birden götürüyormussunuz muamelesi yapan cicekci teyzeler size 2 tane gül uzatmaktan mahrum kalmazlar. tek çareniz kaçmaktır. yine de sahilinde arkadaslarınızı toplayıp gitarınızı alıp birkaç bira çakmanın keyfini baska hiçbir yerde alamadığım yer.
sportif olarak başarısız günler geçirirken, borsa'da hisseleri enteresan bir şekilde değerlenen kulüp.
son bir haftada beşiktaş hisseleri yüzde 54 yükselişe geçmiş. tabi ki bu durum imkb ve spk'nın dikkatini çekmiş ve inceleme başlamış.
arkadaş ben şimdi işkilli adamım, bu takım mahsustan mı bu kadar başarısız oluyor? denizli ve demirören ikilisi bu yüzden mi çok başarılılarmış gibi ahkam kesiyorlar? kafam karıştı.
Türkiye'nin "üçüncü" büyük takımıdır. galatasaray ve fenerbahçe'ye kıyasla medya gücü yoktur, lobi faaliyetleri etkin değildir, ülke çapında taraftar kitlesi azdır, ekonomik gücü sınırlıdır, yerli ve yabancı futbolcuların öncelikli tercihi değildir, sportif başarıları azdır. bunların yanı sıra bir galatasaray gibi altyapıdan futbolcu çıkarma becerisi de pek yoktur.
son 1.5 aydır beni futboldan soğutan takımım. hayatımda sadece 2 maçta beşiktaş maçını maçın ortasında seyretmeyi bıraktım biri dünkü cska maçıydı. geçen sene 2-0'dan 3-2'ye maç çeviren inatçı takım gitmiş yerine ruhsuzlar ordusu gelmiş. mustafa denizli'ye çok destek verdim her ortamda ama olmayacak anlaşıldı yanlış olduğunu gördüğü bir şeyde neden ısrar eder ki bir adam ? ocak 2010 106 yıllık bu koca kulüp için dönüm noktası olacak. yıldırım demirören tekrar seçilirse beşiktaş'ın geleceği adına ümidimi tamamen kaybedeceğim.
geçmişe bakıyorum da, yenildiğimiz zamanlarda da bu takıma olan inancım hiç bitmezdi. "ulan toparlanırlar, böyle gidecek değil ya..." derdim ama, dün akşam gördüm ki, ruhsuz ibneler ordusundan başka bir şey yok sahada.
bu takımın; mahallenin kot pantolonlu, kösele ayakkabılı kıro abisi nihat kahveci'den, tekniği iyi olup da mahalle maçlarında rakipleriyle bacak arası falan çalım atmaya çalışan, gerçek futbolda ise bunu ancak ve ancak eskişehirspor'lu doğa'ya yedirebilecek olan, rooney karşısında maymuna döneceğini hala öğrenememiş yusuf desmond şimşek'ten, defansın ağır vasıtası, her maç 1 sarı kart ortalamasıyla oynayan sivok'tan, artık ülke olarak yapmış olduğu hizmetlere teşekkür edip ayrılmamız gereken her maç ortalama 1 hatalı gol ortalamasıyla oynayan rüştü'den, maalesef ki fiziken ve psikolojik olarak bitmiş ve bir daha da beşiktaş'tayken düzelemeyecek olan bobo'dan, sadece koşarak iyi futbolcu olunamayacağını, olunsaydı her atın aslında futbolcu olacağını öğrenemeyen, beşiktaş'ta ancak ve ancak iyi bir yedek olabilecek ve bunu kabul etmeyecek yapıda olduğunu bildiğim nobre'den, bir top nasıl uzaklaştırılır hala öğrenememiş hakan arıkan'dan, insan fizyolojisine ters bir şekilde her sezon geriye giden ve free transfer'e bırakılsa ancak ve ancak kasımpaşaspor'un falan alacağı serdar özkan'dan, 80'li ve 90'lı yıllarda kalan ve başarısı ancak da o yıllarda gerçekleşmiş bir taktikle beşiktaş'ın her geçen gün dibe vurmasına yıldırım demirören'le birlikte sebep olan mustafa denizli'den kurtulması gerek.
ha zaten bu takımdan önce yıldırım demirören'in gitmesi gerekliliğini kabul etmeyen tek taraftar türü, çarşı'nın içindeki satılmış taraftarlardır. o'nun dışındaki her gerçek beşiktaşlı yıldırım demirören'in gitmesini ister. yıldırım demirören kalsa da yerine başka birisi gelse de yukarıda saydığım insanların beşiktaş'a yararlı olma ihtimali kalmamıştır.
3 büyükler tarihinde bir ilk yapılarak "bu sezon geleceğin kadrosunu kurmak istiyoruz" planıyla bu sezonu, zaten sezon sonu olacağımız yere, yani çöpe atmalı bence beşiktaş. koy ismail köysüren'i sola, batuhan'ı forvete, rıdvan'ı sağa, necip'i orta sahaya... ne olacak ki? formanın ölüsü bile ilk 6'ya girer zaten, daha ötesi var mı?
cevap: insanlık kariyerimde ilk kez bu sezon forma almadım. ne mabede gidip yıldırım demirören'e para kazandıracağım ne de kartal yuvası'ndan bir ürün alıp beşiktaş'ıma ihanet edeceğim. umarım bu küçük çaptaki protestom, daha önce de söylediğim gibi bir halk hareketine dönüşür, yıldırım demirören istifa eder, bildiği işi yapar, istihdamı arttırır, işsizlik azalır...
her takımın tarihinde yaşadığı ya da yaşayabileceği şansız ve formsuz senelerinden birini yaşamaktadır, bir beşiktaşlı olarak daha önce çarşı tarafından söylenen şu sözleri hatırlatmak isterim "ister 8-0 yeniliriz, ister 10-0 yeneriz.biz üzülürüz, biz seviniriz.bırakın üzüntümüzü yaşayalım"
17 ağustos 2009 pazartesi günü oynanan antalyaspor maçının 75.dakikasından, 30 eylül 2009 çarşamba akşamı oynanan cska moskova maçının 90.dakikasına kadar gol atamamış takımdır. bu arada bu takım 4 ü lig 2 si avrupa kupası olmak üzere 6 maça çıkmış 4 ünü kaybetmiş 2 sinde berabere kalmış hiç kazanamamıştır. bir beşiktaşlı olan beni ve bir çok taraftarını hayal kırıklığına uğratmıştır. yukarıdaki istatistik eleştirilmesi gerekenin sadece yönetim değil aynı zamanda teknik kadro ve oyuncular oldugunu da göstermektedir.
skorun değil renklerinin aşığıyız. futbolcularının değil tarihinin sevgilisiyiz. yönetiminin değil armanın tutkulusuyuz. biz üç beş maçlık taraftarın değil! ebedi sempatizanınız.. sen yürü beşiktaşım biz arkandan daima koşar adımlarla geliriz.
çocukluğumun takımısın. babamın bana olan mirasısın.
yeri geldi ağlattın yeri geldi güldürdün. bize pascal nouma gibi bir sevgi kazandırdın. metin-ali-feyyaz üçlüsünü bağışladın. ilhan mansız gibi hırslı olmayı gösterdin. les ferdinand gibi klas yaşamayı öğrettin. rıza gibi seri düşünmemizi sağladın. sergen gibi kıvrak bir zekaya sahip olduk. münch gibi adrese teslim paslar attık hayata. süleyman seba gibi onurlu yaşamayı seçtik. marjan mrmic gibi en kötü durumlarda bile soğuk kanlı kalabilmeyi aşıladın. hayatın bazı serzenişlerine shorunmu gibi gülerek karşılık vermesini öğrettin. tümer sayesinde ihanet ile tanıştık. pancu sayesinde azmin başarısına şahit olduk. şifo mehmet ile en akıl almaz olaylara tanıklık ettik. ertuğrul sağlam gibi dik durabilmesini. vedat okyar gibi seni sevmesini. cenk koray gibi veda etmesini. bizim yaramaz amca kazım kanat gibi yaramaz olabilmesini, zago gibi mücadeleyi kovalayabilmesini, ronaldo gibi tabiri caiz ise duvar misali kalabilmesini, giunti gibi karizma yaşayabilmemizi, daniel amokachi gibi hayata abanabilmemizi emrettin. bazen hayatın çirkin olan yüzüyle tanıştırdın ali eren gibi rahim gibi takoz recep gibi ama hepsini sendin sevdiren... en önemlisi de bize çarşı taraftarı gibi bir taraftar topluluğu verdin sen.
sen bize çok şey verdin beşiktaşım. hiç istemedin hep verdin. sen yürü biz seninle daima geleceğiz kartalım yeter ki yürü...
kafamın çalışmaya başladığı zamanlardan bugüne kadar geçen zaman diliminde hayatımda çok şey değişti, çok şey gelişti, başladı, bitti, tekrar başladı... aynı kalan ne peki diye sorsalar vereceğim cevap tek kelimeyle ''beşiktaş'' olur ailemle birlikte...
bunca senede, bir aile ritüeli olan klasikleşmiş pazar banyosunu icra ettikten sonra babamla birlikte radyodan dinlediğim 10-0'lık adana demirspor maçını da dün gibi hatırlarım, galatasaray'ın ankaragücü'ne yağdırdığı goller neticesinde sampiyonluğu averajla kaybettiğimiz ama yine de 3-1 yendiğimiz gençlerbirliği maçını da...
başka hiçbir şeyi bu kadar net hatırlayamam işin garibi... bunun sebebi hafızamın problemli olmasından da değil ayrıca... 100.yıl şampiyonluğunun kazanıldığı sezonki tüm maç skorlarını neredeyse hatasız olarak ezbere söyleyebilme manyaklığım buna en iyi örnek... peki ne bu durum? nasıl oldu? bu seviyeye gelmek nasıl gerçekleşiyor hala anlayabilmiş değilim ama tek bildiğim herşeyin kendiliğinden olduğu... hala da oluyor, bitmiyor beşiktaş...
'nerden tuttum bu takımı ya' dedirtmiştir bu sezon.
sonra aklıma çocukken daha ufacıkken madidalı zamanlarında aşık olduğum geliyor.
aşk işte bırakamıyor insan her aşk gibi alışkanlığa dönüyor belki de.
hani derler ya top yuvarlaktır , futbol bu belli olmaz , falan filan , kem küm , dee ; manchester united - wolfsburg maçındaki futbolu görünce insanın beşiktaş'a acıyası geliyor . walla bana geçen seneki fenerbahçe'nin avrupa performansını , hatta 0 puan alınan seneyi hatırlatmadı değil yani . umarım puan yada puanlar alır .
mustafa denizli'nin varyasyonlarına son hızla devam ettiği takım. ibrahim kaş sağ bek, ekrem ön libero. oyun kurucu yok. ersnt sağa sola amaçsızca koşan.. ismail köybaşı çekingen..
nasıl gol attıysak ona da şaşırdım hani. iyiydi böyle mustafa denizli, mutluyduk biz. cumartesi akşamı 12. seansta görüşürüz.
sevinmek için sevmedik takımıdır bu günlerde... ayrıca bugünkü maçtan sonra istifa furyasının başlayacağı jimnastik klübüdür. renkleri siyah beyazdır fakat siyahı daha ağır basar.
cska ile birlikte, yurt sathına yayılmış tüm beşiktaş düşmanı eziklere de geçirmesini yüce allah tan niyaz ettiğim takım, takımım. denizli takımı sabote etmezse moskova dan bol bol kapak getirir beşiktaşım fenev ve cincon lara takarısss. kıymatlimissss.