istanbul avrupa yakasında yer alan bir ilçemiz. nüfusu 250 bini geçik değildir. sosyetik ağırlıklı insanların yaşadığı bir semttir. futbol takımı da ilçeyle aynı adı taşır ve türkiye'nin 4 büyük kulübünden bir tanesidir. ambleminde taşıdığı türk bayrağı ile bu alanda 3 kulüpten biridir türkiye'de.
türkiye'de kurulan spor klüplerinin ilki, futbol kulüplerinin üçüncüsü olan kulüptür. takım sembolünün ''kara kartal'' olmasının sebebi bir balıkçının 1940'lı yıllarda, 6-0 beşiktaş'ın kazandığı bir maçta, atatürk panosunun olduğu trübünden '' haydi kara kartal '' diye bağırmasıdır. daha sonra tüm trübünler bu tezahürata eşlik eder. amblemindeki türk bayrağı, türkiye'yi, yunanistan milli futbol takımı karşısında temsil ettiği için türkiye futbol federasyonu tarafından verilmiştir.
1-2 dönem daha başkan olarak kalırsa beşiktaş'ın kombine satışlarını dibe vurduracak olan bir adam tarafından yönetilen kulüp. sezon başında "bu seneki seçimde bu tüpçünün karşısına herhangi bir aday çıksın yeter, çıkan da kaybederse bu kombineyi kırarım, kırmazsam da topum." demişti bir ahbabım. kırmış, telefonla da resmini çekip o sözü verdiği ortamdaki herkese yollamış.
bu adam bile maça gitmiyorsa emin olun tribünden vazgeçecek adam sayısı çok fazla olacaktır.
kan kaybediyor beşiktaş.
ayrıca reha muhtar'ın bugünkü yazısında başkanın ağzından yaptığı aktarmaya göre, sezon sonunda mübariz mansimov tarafından 15 milyon euroluk ve futbol komitesi tarafından bir o kadar para verilerek iki tane yıldız futbolcu alacak kulüp.
buna da en çok basın sevinmiştir. gelsin şimdi "başkanım beni al" manşetleri.
semtimiz erkekler semti,aşık eder herkesi
üzerimden eksilmesin bayrağımın gölgesi
işte biz kötü günde hep omuz omuzayız
övünmek gibi olmasın, biz beşiktaşlıyız.
süleyman hurmaya bestelenmiş mütiş bir şarkısı vardır:
haydi bastır şanlı kartalım
süleyman hurmaya koyalım
adınla şanınla sen yürü
arkanda taraftarın gücü
çocukluğumdan beri, özellikle bir kişinin etkisinde kalmadan kendiliğimden sevip tuttuğum bir takım. geçip giden öğretim yıllarındaki arkadaşlarla aaa nasıl yendik, şampiyonuz bu sene, lay lay lay türünden muhabbetlere girmişliğim de vardır. ancak futbol da diğer sporlar gibi bir oyundu nihayetinde benim için hep. futbol yüzünden küsen, kavga eden koca koca adamlara güldüm hep. hiçbir dönem beşiktaş'ın ilk onbirini sayamadım hiç. oturduğumuz mahallede bizzat bir futbolcudan dayak yemiş bir komşuma üzüldüm sadece bu oyunu bu kadar ciddiye alışına. ama şunu farkettim ki son zamanlarda, futbol kimileri için o kadar da basit bir oyun değil . bir takımın taraftarı olmak başka birileriyle kan bağına sahip olmak gibi düşünüyor kimileri. beşiktaşlıyım dediğiniz anda ise futbol severlerin o baştan sona ya hep ya hiç tavırlarıyla karşılaşmıyorsunuz tuhaf bir şekilde. diğer takım taraftarları birbirlerinden neredeyse nefret ederken, beşiktaş taraftarı olmak mahallenin hep sevilen çocuğu olmak gibi birşey gördüğüm kadarıyla.
beşiktaş jimnastik kulübü. 1903 yılında istanbul'da kurulmuştur. ilk başkanı şamil osmanoğlu'dur. türkiye'nin ilk spor kulübü olma özelliğini taşır. Amblem'indeki ilk beyaz cizgi 1'i; 3 siyah çizgi 3'ü; ve ikinci beyaz çizgi 1'i simgelemektedir. 6 kasım 2007 liverpool beşiktaş maçı'nda liverpool'dan 8 gol yiyerek şampiyonlar ligi tarihine geçmiştir. 8-0 biten maçta beşiktaş'ın yediği goller 19 ve 89.dk Crouch, 32, 53, 56.dk Benayoun, 69.dk Gerrard , 79 ve 81.dk Babel'den gelmiştir.
süleyman seba'nın mirasını serdar bilgili ile koruyabilecekken, yıldırım demirören ile tüketme yoluna gitmiş rakip... baba hakkı'ların dönemini bilmiyoruz, görmedik ama seba'nın beyefendiliğine şahit olduk, insan rakip dahi olsa bir kulübün seba çizgisinden, demirören seviyesine gelmesine üzülüyor açıkcası...