tespitlerime göreuludağ sözlükteki yazarların büyük kısmının desteklediği takım.*
evet, peki hakkında fenerbahçevegalatasaraydan kat kat daha az entry girilmesinin sebebi nedir anlayamadım.
başkanı despot, hocası megaloman, futbolcuları ruhsuz bir takımdır. ama itiraf edeyim beşiktaş takımı taraftarının güzelliği sayesinde üçüncü büyüktür. dünya üzerinde dahi çok az görülen bir aşka sahip taraftar grubu vardır.
uğruna binlerce şehit verdiğimiz bayrağımızı ve istiklal marşımızı ağzından köpükler saçarak ıslıklayan ve bu değerlere ancak ermenistan ve yunanistan'da yapılacak muameleyi yapan taraftarları da arasında barındıran diyarbakırspor adlı takımı küme düşürmeyi allah'ın nasip ettiği takımım. bu leş kargaları bayrağımızı protesto ettikleri gün demiştim "inşallah sizi biz düşüreceğiz" diye. allah'a şükür ki kabul oldu. armasında türk bayrağı'nı taşıma onuru bahşedilen alemin kralı, o bayrağı ıslıklayanları layık oldukları yere gönderdi.
ha bi'de semt takımıymışız öyle de diyenler var.
bu sene tek başarısı manchester united'ı yenmek olan takımdır. eğer son maçta bursaspor'a şampiyonluk maçını kaybederse bu sezon ki başarsını ikiye katlayacaktır.
Çarşı zihniyeti yüzünden saygımın bittiği camia. Beşiktaşlılık duruşu vardır evet ama artık yok arkadaş. o zaman saygıda yok sempatide. Beşiktaşlılık duruşu anarşi değil beyefendilik ve centilmenliktir.
''16 yaşındaki bir delikanlı bir kızla olan buluşmasında ne kadar heyecanlanırsa, bir yakını ameliyat olan kişi, doktorun içerden çıkıp müjdeyi getirmesini nasıl beklerse, mezuniyetine tek ders kalmış bir öğrenci, imtihan sonuçlarının asılmasını ve geçtiğini görmeyi ne biçim düşlerse, yeni baba olmuş bir genç, çocuğunun bir gün konuşup evin içinde koşturmasını niçin arzularsa;
Kara Kartallı formaları giymiş 11 kişinin stad tünelinden sahaya fırlayışını ben de o duygularla bekliyorum her seferinde. Seyretme imkanı bulamadığım Şeref'leri, Baba Hakkı'ları, Çengel Hüseyin'leri birer efsane kahramanı gibi dinleyen ben, Sanlı'sını, Nazmi'sini, Mete'sini seyredebilmek için Ankara gecelerinde 19 Mayıs'ın kapılarında sabahlayan ben, bizleri güldürdükçe Rasim'in, Atakan'ın, Şaban'ın yanaklarından öpmek için göğsünde dayanılmaz ateşler yanan ben, üstelik nüfus kağıdımda istanbul-Beşiktaş yazılı olma şerefini de taşıyorum.
Ama bazen stadı boynu bükük terk ettiğim de oluyor. O zamanki hislerim, randevu verdiği kızın gelmemesi, doktorun ameliyat odasından kötü haberle çıkması, kalan tek dersin yine başarısızlıkla sonuçlanması ya da bebeğin kötürüm ve dilsiz olduğunu öğrenmesi ne ise bir kişiye, bana da öyle.
Ne olur, artık kızlar gelsin buluşmalara, hasta iyi olsun, tek dersten geçelim ve bebek yürüsün, konuşsun kısaca adam olsun.
Tanrı herkese, Beşiktaş'lı olmak değil, Beşiktaş'lı olabilmek şerefini bağışlasın. ''
yıldırım demirörenin beşiktaş duruşu diye diye öyle bir duruş bırakmadığı takım neredesin Süleyman Seba takımımız kimlerin elinde
Adam diyor verdiğim parayı geri alacağım beşiktaşın en başındaki adam para davası yaparmı ya yaptığın onca aptalca transfer del bosque ye giden onca para beşiktaşın en yukarında olmanın değeri para ile ölçülür mü bjk ye başkan olmadan seni kim tanıyordu .
kalabalık aileler, topluluklar içinde olsakta, herkesin tekil hayatlar sürdüğü şu dünyada, iyi günde, kötü günde sevdası beni asla terketmemiş ve etmeyecek iki kişilik mutluluğum.
Üzerimde yarattığı çekim anlatılamaz olan spor kulübü. oyle ki bir maçına gidebilmek adına telefonumu sattığım günler olmasına rağmen takım gözlerimin önünde 3 gol yediğinde dahi paramın karşılığını alamadım diyemiyorsunuz. çünkü para o an pes 2010 da c.ronaldo'yu savunmaya çalışan sabri sarıoğlu görevi görüyor.