defans süper. sol bek okey. ismail diye bir adam var. yanında üzülmez abisi var..
sağ bek ? alacağız bir sağ bek fakat ekrem orada oynar erhan var.. olmadı toroman ı çekersin oraya.
orta saha ? ernst var bu adam sahanın dinamosu. guti var bu adam maystro. ernst in yanına necip gibi bu yaşta çılgın atan bir oyuncu var. aurellio var. dünkü gibi tansiyonu daha yüksek maçlarda necip yerine bu mevkide oynayabilir..
ha olmadı mı daha fink diye bir şey var bizde. en az ernst kadar hırslı bir adam. guti nin yerine tabata diye bir tip var. çoğu zaman sapıtsa da bazen maçın kaderini değiştirebilen bir oyuncu. hilbert var kendisini sevemedim gitti. bu sezon sonunda gönderilir diye düşünmekteyim.
bak quaresma diye bir etken var onu işin içine katmıyorum bile.
ama efendim. gelelim forvet hattımıza. bobo var. tamam süper adam bize yaptığı katkılar azımsanamaz, azımsayan çarpılır. penaltı yaptırıyor uzaktan gol atıyor. ama basamıyor kardeşim bu adam. hızı kıt sevgili bobocuğumun. teknik var çalım atıyor faul kapıyor penaltı kapıyor. nobre desen adamın ayakla gol attığını göremedim. hayvan gibi koşuyor sahanın her yerinde. ama bu adam forvet. sağ kanatta çalım kasıyor filan..hız var çalım var ama nedense mevkisinde etkisiz.
nihat ı holosko yu siktir et. nihat ı çok düşündüm ama fonksiyonunu bulamadım bir türlü.
holosko desen allahlık oynamak istemediği zaman hiç risk almayan direkt pas veren, etliye sütlüye karışmayan, arada şut çeken tutarsa güzel golleri olan öylesine bir adam..
fatih tekke ise sakat geldi. izleyemedik daha yani bizim için kapalı kutu..
efendim beşiktaş maçlarında oyunu tamamen karşı cezasahası içine kilitliyor.. hani maçın bitmesine 2 dakika vardır, öndesindir kendi ceza sahan içinde pas yaparsın. beşiktaş takımı bunun zıttını yapıyor ve oyunu karşı cezasahasına yıkıyor.
kaleci oyuna el pasıyla soktu diyelim topu. defanstan ortasahaya gidiyor top oradan kanatlara oradan forvete. forvete kadar hiç bir sıkıntı olmuyor. şahane işler oluyor. ama bizde quaresma, guti gibi adamların paslarını direkt değerlendirebilecek bir forvet yok arkadaşım. bildiğin yok.
çok ciddi sıkıntılarımız var gol hattında. olmuyor işte top boboya geliyor karşıda iki fenerli var. maçın bitmesine 1 dakikadan az bir süre var ve durum berabere. topu saklayarak depara kalksa kaleciyle karşı karşıya.
ama bobo topu ayağında saklayarak faul kazanıyor.o saatten sonra serbest atışla gol kazanma ihtimalinden medet ummak tamamen komedi.
nobre desen olmuyor arkadaşım.
bize guti nin verdiği paslarla direkt içeri basabilecek. koyduğunu kaleye yollayabilecek, diri, fiziken yeterli yani; nobre nin içeri dripling yapabilenini düşünün. şut çekebilenini düşünün, ayağına pas geldiği zaman çok yüksek tehlike yaratabilecek bir adam düşünün. bize böyle bir forvet hattı lazım.
evet beşiktaş ın bu sezon sikerten bir görüntüsü var ama dediğim tip iki tane forvet alabilirsek bağırttıra bağırttıra sikerten bir takımımız olacak.
dün de görülmüştür ki; beşiktaş ligde maçı kiminle olursa olsun, nerede olursa olsun maça hükmedecek. belki bu sistemiyle pozisyonlar verecek, arkaya adam kaçıracak ama karşısındaki takımı bir anadolu takımı görüntüsüne çevireceği bir gerçek. hemde şimdiki gibi değil, eski anadolu takımlarından. şimdikiler en azından illa ki mahkum oynamıyor, arada üstünlük kurabiliyor maçta.
eskiden öyle miydi? büyük takım maçı kontrol eder, anadolu takımı da arkaya adam kaçırmaya filan çalışırdı.
işte dün de gördük ki fenerbahçe ilk yarının 22 ile 45. dk'si arası hariç hep bu eski anadolu takımı görüntüsündeydi.
şu galatasaray'ın yıllardır çıkamadığı 52000 kişilik saraçoğlu'nda.
belki dün maç 4-2 biterdi ilk yarı ama beşiktaş yine aynı şekilde maça hükmederdi büyük ihtimalle. ne olursa beşiktaş sayesinde olurdu. golü de beşiktaş yerdi, rakibini de orta sahadan beşiktaş çıkartmazdı. herşey beşiktaş'a bağlı olurdu.
böyle de olacak...
görünen o ki maçları kaybederse beşiktaş kaybedecek, kazanırsa beşiktaş kazanacak. gidişata bakılırsa bu ligde başka senaryo kalmadı.
dün akşamki golden sonra inanılmaz bir resim vermiş takımdır.
öyle ki sırf o resme bakmak bile bu takıma inanmak demektir.
o resimde "formasında ter olmaya geldiğimiz" delikanlı ruhlu çocukların teri vardır,
o resimde maçın birinci dakikasından son dakikasına kadar mücadelesinden tek birşey kaybetmeyen, inanan çocukların yüz ifadesi vardır,
o resimde golden sonra, 90 dakika rakip takım stadını inleten cefakara koşup, "bir olma" isteği vardır.
o resimde haykırışın en güzeli, sevincin en coşkusu vardır.
o resimde atılan bir beraberlik golü yoktur,
bir "beraberlik" vardır.
ve inanın bu, bir maçtan çok daha fazlasını ifade edendir.
avrupa'da yoluna kayıpsız devam eden ve türkiye'de de şampiyonluğun 1 numarası olan beşiktaş takımı her türlü övgüyü hak eden oyununa devam etmektedir, galip gelememesi değil olay olay ortaya koyulan oyun ve sabır.
eğer bir büyük takım rakibi olan takıma evinde dönem dönem %74 topla oynama genelde ise % 61 topla oynama şansı veriyorsa o takım artık cücüktür;
kimden bahsettiğimi tüm cücükler anladı, şanlı beşiktaş işte böyle hazımsızlıkyaratır, yazık, harcanan milyon eurolara, sayemizde yıldız gördü gözleriniz.
5-0 yenilecekken berabere kalmanın mutluluğuyla saçma sapan entryler giren taraftarlara sahip takım. (bkz: #9434377) yüzde 60 olmasın o kardeşim.ama düşündüm kadıköyde 1 puan da iyi bende beşiktaşlı olsam sevinirdim.
bugun itibari ile 2 quaresma çalımı ve istatistikler sayesinde fenerbahçeyi yenmişcesine ve henüz çok şey ifade etmeyen derbi beraberliği ile havalara uçurulmuş takımdır.
ben kötü takım demiyorum ama ben bizi yendiklerinde şaşırmazdım ama şu an beraberlige sevinmelerine şaşırıyorum be sözlük.*