karabük maçından 1 penaltısı ve golu verilmeyen takım.. suçu hakemlerde ararlar doğrudur, suç hakemlerdedir lakin H. almeida'nın konuşmasına bir bakalım..
--spoiler--
Portekizli yıldız, Top içeriden çıktığında orta hakem de, yardımcısı da pozisyonu net olarak gördü. O anda birbirlerine baktılar ve oyunu devam ettirdiler. ikisi de topun çizgiyi geçtiğini görmesine rağmen kasıtlı olarak golü vermediler. Bu pozisyon o kadar açık ve net ki, görmemeleri imkansızdı. Öyle seken bir topun çizgiyi geçmemesi fizik kurallarına aykırıydı. Ama hakemler tarihe geçecek bir şekilde Gol yok dediler, devam ettirdiler. Öğreniyoruz ki maçtan sonra arkadaşlarımıza ve yöneticilerimize, Tepkiniz haklı, özür dileriz demişler. Biz özür değil, attığımız golün verilmesini istiyoruz. Emeklerimiz boşa gitti. Dünyanın her yerinde bu pozisyona gol verilir. Ancak nasıl böyle bir karar alındı hâlâ anlamış değilim dedi.
--spoiler--
bunu üzerine hakemin dediği yoruma da bakınız..
--spoiler--
Pozisyondan önce ayağı burkulan yan hakem Sakat olduğu için çizgiye koşamadı iddialarına cevap verdi: Sapasağlamdım. Tedavimi oldum ve maça devam ettim dedi
Abitoğlu topun çizgiyi geçip geçmediğini Ömer Güvenç'e sordu.
'Evet' cevabını alan iki hakem de adeta yıkıldı. Hem Beşiktaşlı hem Karabüklüler maçtan sonra hakeme isyan etti. inönü tribünleri 'ÖZGENER iSTiFA' diye bağırdı.
Almeida'nın çizgiyi geçen şutuna, 'Gol kararı' vermeyen hakem Mustafa Kamil Abitoğlu maçtan sonra yayıncı kuruluş muhabiri Ömer Güvenç'in yanına gelip, 'Abi siz görüntüleri izlemişsinizdir, top çizgiyi geçmiş mi' diye sordu. Ömer Güvenç'in, 'Evet geçmiş' demesi üzerine üzgün bir şekilde soyunma odasının yolunu tuttu.
birileri tarafından üzerinde kirli işler dönen takımım.
yeter artık mhk, tff verilmeyen puanlar, penaltılar, fauller. acaba diyorum yine mahkemeye falan mı gitsek?
bir takıma bu kadar yavşaklık yapılmaz ki arkadaşım. hem türkiye kupasında mücadele ediyor, hem avrupada ülkemizi temsil eden tek takım.
- sadece bunun bile program tarihinde oynama yaratması gerekir.- ama çarşamba günü maç yapan takım cumartesi günü maç yapıyor. acaba aynı konumda bi galatasaray bi fenerbahçe olsaydı maç programları böyle mi olurdu, verilmeyen goller, penaltılar, fauller daha mı az olurdu sanki diyesi geliyor insanın.
IFFSH tarafından yapılan Dünya Kulüpler sıralaması açıklandı.
Türk takımları yerlerde sürünürken, Beşiktaş'ın yükselişi tavan yaptı.
işte dünyanın en büyük 10 kulübü ve bizimkilerin durumu:
(1.) FC Barcelona
(2.) Internazionale
(3.) FC B.Münih
(4.) Estudiantes
(5.) A.Madrid
(6.) Chelsea
(8.) Liverpool
(10.) Internacional
(18.) Porto
(25.) beşiktaş (Geçen ay 48. sırada yer alan Beşiktaş 23 basamak birden atlamayı başardı.)
(136) fenerbahçe F.Bahçe 81. sıradan 136. sıraya düştü.
(Beşiktaşın UEFAdan elediği Viktoria Plzen ile aynı basamakta yer aldı.)
(132.) G.Saray (132. sıradan 163. basamağa indi.)
(Dundee United ve Hajduk Split ile aynı basamakta yer aldı.)
(147.)Trabzonspor -164. sıradan 147. sıraya yükseldi-
(198.)Bursaspor ise 256. sıradan 198. sıraya yükselmeyi başardı.
bu sezon "tüpten bu kadar para kazanılıyormu lan" diyerek şaşırdığım transferleri yapan.bu transferlere rağmen hala bi cacık olamayıp aynı sezonda ikinci kez beni şaşırtan kulüptür.
Beşiktaş demek bizzat kendim yaşadığım, Beşiktaş istanbul maçında olimpiyatın bozuk yollarında 4 tarafından rüzgar alan, oraya ulaşmak için bileklerine kadar suya girip, yolları aşıp sırılsıklam ayaklarınla 3 saatini buz gibi havada ayakları uyuşmuşmuş, bundan hiç şikayet etmeden tam 3 saat nefesi kesilene kadar takımına destek olmak, maç sonunda mağlup olup yinede beşiktaş aşkıyla besteler söyleyip evine gelmek demektir. Beşiktaş takım değil bir yaşam biçimidir.
avrupa ligi kupası'nı kazanabilecek kalitede bir kadrosu var. umarım bunu başarabilirler. lig ve kupaya gelince işin içine desteklediğim takım girdiğinden pek bir şey diyesim gelmiyor. ama şu avrupa ligi kupası'nı alsalar da sevinecek bir şeyimiz olsa ne de güzel olur.