anayasamızın 9 uncu maddesine göre yüce türk milleti adına karar veren mahkemenin verdiği karar ile anasının ak sütü gibi helal olan 2 şampiyonluğu yıllar sonra almış takımdır. size bunun nasıl anamızın ak sütü gibi helal olduğunu anlatmaya at gözlüğünüz ve fanatizminiz müsade etmez.
mahkeme kapılarında dilenerek aldıkları zehir zıkkım 2 şampiyonluğa rağmen 3 büyüklerin en küçüğü olma gerçeği ile yaşamaktan kurtulamayınca türkiye kupasına saran taraftarın takımı.
o kadar büyüktür ki şu anda türkiye'de beşiktaş'ın büyük olmadığını ispat etme amaçlı bir grubun kurulmasına vesile olmuş, bu grubun da amacına ulaşması için bir yerlerini yırtmasını sağlamış, diğer iki ezeli rakibini iki ezeli kanka haline getirmiş ve kendisi de yüksekte ve yalnız uçmaya devam etmiş kartaldır.
bursa ile olan münasebeti fener ile zerre alakası olmayan takımdır. bursa'nın sempatisini kazanmak gibi bir derdi olsa istanbul'daki maçta malum olaylar yaşanmazdı.
büyüklük geçen sene beşiktaş'ın z.ki ile gerdeğe giremeye çalışmakla, büyük taraftarlık da girdiğin enrtye biri kapağı taktıktan sonra o enrtyi değişirmekle olmuyor.
ha bir de büyük taraftar pendik'e yenildikten sonra kendi futbolcularını samandırada göt korkusu ile mahsur bırakmaz.
geçen sene son maçta bursa'ya yatmaları da kendilerini kurtaramamış, bu hafta bursa'da otelden çıkamamışlardır.
e büyüklük, desibel rekoru kırmakla, bursa'nın sempatisini kazanayım diye son maçta yatmakla, yapması gerekeni yapmadığı, 3 puan alamadığı o maçta; "ulan ne güzel yenildik te, bursa bize ne güzel koydu da "beşiktaş" diye bağırmanız boşa gitti hehehe" diye fener'lilerle dalga geçmekle olmaz. olmuyor da işte. sen bursa'lıları istanbul'da ilk maçta bıçaklarsan; bursa'da böyle otelinden çıkartmazlar adamı. göt korkusu ile istanbul'a geri dönersin.
1985 yılında ankaragücü ile oynadığı lig maçında kaleye çapraz bir yerden ankaragücü serbest vuruş kazanmıştı. hayırsız hakem de arka kale direği dibinde yer tutmuştu. orta yapıldı, hakeme çarptı ve top ağlarımızda. bu golle sanırım maç berabere bitmişti.
maçı radyodan dinliyorduk, spikere inanamadık. akşam trt1 den özetleri izlediğimizde önce çok küfür ettik sonra gülme krizlerine girdik. gol olduktan sonra hakemin golü verip süratle santraya koşması bugün bile yüzümüzde tebessüm oluşturmaktadır.
fenerlilerin şu sıralar derdi olan takımdır. bir yandan beşiktaşımızın "küçük takım" olduğunu iddaa edip bir taraftan hırslarından da dişlerini kıracaklar.
1) beşiktaşımızın her yenilgisini kendi aleyhlerine mal etmeye çalışırlar. ne çabuk unutmuşlar: 2002-2003 sezonunda beşiktaş ile galatasaray şampiyonluk için çekişirken saha içinde hiçbir varlık göstermeyerek galatasaray'a 2-0 yenilen takımın kendileri olduğunu. (bkz: 8 mart 2003 galatasaray fenerbahçe maçı)
asla büyük olamayacak zihniyette ki takımdır.süleyman seba ve serdar bilgili den sonra yönetilmekten çok uzak hallere gelen bu takımın tek derdi Fenerbahçedir, başkanları çıkar cincon şampiyon olsun biz kupayı alalım der cincona yatar igrenç papermoon toplantılarında, öbür senelerde hedefimiz fenerbahçeyi şampiyon yapmamak der, geçen sene sırf bi ihtimal fener yenemez diye bursaya yatan, çarşı denen ezik grup gider yunan taraftarlarına destek verir o verdikleri çarşı bayragı pkk bayragı ile yan yana açılır ama bu reziller bunu içlerine sindirir çünkü kıskançlık ve Fenerbahçe kompleksleri onları küçük ve asla ilerleyemeyen bi takım haline getirmiştir.kısaca işleri gücleri fenerbahce kompleksi olmuş bi takımdır.
bursa'daki olaylarla zerre kadar alakası olmayan takımdır. öncelikle beşiktaş taraftarının bursa'ya gitmesi federasyon ve emniyet güçlerinin mutabık kalması sonucu alınmış bir karardır ve bu karar doğrultusunda taraftarlar her takım taraftarlarının yaptığı gibi en doğal hakkını kullanarak takımını desteklemek için deplasmana hareket etmiştir. ikincisi beşiktaş taraftarı "azgın bir şekilde" olayların içine girmeyi bırakın bursa şehrine bile girememiş ve herhangi bir şekilde ne bursa taraftarı ile ne de polis ile çatışmıştır.
şimdi olayları kendi at gözlüğü ile takip eden bazı hazımsız vatandaşlar olaydan beşiktaş'ı sorumlu tutmaktadır. bu vatandaşların duyduklarını, gördüklerini ve okuduklarını iyi analiz etmesi ve okudukları ilkokulun hakkını vermesi gerekmektedir. yoksa böyle uludağ sözlüğe gelip yazarımsı olmaya ve allah'ın bahşettiği akıl melekelerini ziyan edip, beyinleri ile cinsel organlarının yerleri değişmiş olarak yaşamaya (bkz: #8706566) devam ederler.