20 temmuz çarşamba günü ispanya'ya gidecek olan siyah-beyazlılarımız, atletico madrid ve granada cf takımlarının yer aldığı turnuvada iki maç oynayacak.
--spoiler--
ispanya'nın granada kentinde yapılacak olan turnuvada maçlar 45'er dakika oynanacak. her maç sonrasında ise penaltı atışları yapılacak.
turnuvada maçlarının tamamı 21 temmuz perşembe günü oynanacak. program şöyle:
21.00 granada cf - atletico madrid
22.00 atletico madrid - beşiktaş
23.00 granada cf - beşiktaş
beşiktaş'ın büyüklüğünü kupa büyüklüğü ile ölçmeye kalkarsan kupaları sayamazsın lakin kupalar mühim değildir mühim olan seba, baba hakkı, şeref bey, üstünkaya, maf, şamil bey gibi isimlere yakışır bir kulüp olmaktır.
BEŞiKTAŞ denilince akla ne şampiyonluklarının sayısı, ne kupaları, nede avrupada hasper kader elde ettiği başarılar gelir. ne dünyaca ünlü yıldızlar ne de formasınaki yıldızlar beşiktaşlı için çok büyük anlam ifade eder.
Beşiktaş diyince akla şerefli ikincilikler gelir, güney amerikada baykuşa tekme atıp öldüren futbolcuya tepki veren taraftarı gelir. kendi lehine çalınan hakksız düdüğe eyyamcı hakem diye bağıran gururlu insanlar gelir.
beşiktaş diyince akla halk gelir. cüzzi maaşıyla kırk yılda bir maç seyredebilecek baba ve oğlu gelir.
hakemelerin para ile satıldığı ülkemde parası neyse bizde verelim alalım dendiği zaman benim futbolcum satılık hakemleride yener diyen başkanlarıyla akla gelir.
yenildiğinde eyvallah yenildim, kazandığında şerefimizle oynayıp hakkımızla kazandık diyenler gelir.
diğerleri gibi değildir beşiktaş. ne kibiri vardır, ne böbürlenmesi.
canı sıkılınca,
beşiktaşım benim biricik sevgilim,
söyle, senden başka kimim var benim? der.
anlatamaz derdini beşiktaş. hep üçüncüdür. onlara göre takım büyüklüğü kupa sayısıdır. başkaları için o kupalar alınteri ile ıslanmış mıdır, ıslanmamış mıdır? umurlarında değildir. halbu ki beşiktaş için alınteri ile ıslanmamış o kupalar teneke parçasıdır.
basketbol takımı için bir türlü sponsor bulamayan kulüp. hatta en son yıldırım demirörenülker'e geri dön çağrısı bile yaptı. hani galatasaray'ın şu bizi üvey evlat görüyorsunuz ben başka sponsor bulurum dediği ülker'e. bunun için ortaya deron williams ve kobe bryant isimlerini atarak sponsor bulmaya çalışıyorlar. güzel bir strateji. ama tüm bunların yanında doğan hakyemez'i genel menajer yaptılar ya o zaman anladım beşiktaş iflah olmaz. hayır adamın cv'si de belli yani. hala doğan hakyemez'den medet uman bir yönetici kesimi var beşiktaş'ta. gerçekten basketbol fazla bu kulübe.
yabancı bir sağ bek transferi gündemdeyken şike bombasından sonra nedense transferi askıya almış olan takımım. ufak bir komplo teorisi üretirsek fenerbahçe küme düşürülsün diye bekliyor olabiliriz. zira küme düşme durumunda gökhan gönül de tüm futbolcular gibi serbest kalacak. Beşiktaş ne pahasına olursa olsun böyle bir durumda gökhanı almalıdır.
bir kısım medya tarafından şike olaylarına çekilmeye çalışılan takım. yapamazsınız çekemezsiniz bizi bu pisliğe. (bkz: şerefinizle oynayın hakkınızla kazanın) tek prensibimiz budur.
içimizden biri çıkıp böyle bir bok yersede ona en büyük cezayı biz veririz, başkaları gibi savunmayız biz onursuzluğu. bize verilen her cezayıda ağzımızı açmadan kabul ederiz. çünkü bizim için ahlak, şeref, onur herşeyden önce gelir.
şike skandallarinda herhangi bir sekilde adi gecmesi bile, beni bitirmistir. serdal adali olsun, yildirim demirören olsun mikrofon uzatildiginda "yapmadim ulan! benim lugatimda şike kelimesi gecmez!" deseler icim rahatlayacak, ama "bakacagiz", "görecegiz", "eger öyle olsa burada olmazdim" demeleri, icim icimi yedirtiyor...
eger seba döneminde böyle bi sorusturma acilmis olsaydi, cayimi, cerezimi alir tv karsisina gecip, rahat rahat olup biteni takip ederdim, ama o günlerden eser kalmadi!
ne oldu lan bize? nasil yasadik biz bu asimilasyonu?
eger gercekten öyle birseyin var oldugu ortaya ciksa, bu kara lekeyi nasil silecegiz üstümüzden?