moneyball'daki takımla uzaktan yakından alakası olmayan takımdır. moneyball'da istastik analizleri yapılarak takım oluşturan brad abimizin takımı çığır açar, beşiktaş farklı bir şey yapmamıştır. ayrıca şunu da belirtmek gerekir beşiktaş şu anda tam kapasite oynamaktadır, düşünün bakalım galatasaray ve fenerbahçe yüzde kaç kapasiteyle oynuyor? şimdi bunları söylemek düşman kazanmakla eş değer fakat akıllı olup fazla beklentiye girmemekte fayda var, çünkü bu beşiktaş şu anda şampiyonluğun adayı filan değildir. sadece fernandes var fark yaratan diğer oyuncularda %90'ını ortaya koymuş durumda zaten.
"arkasından 10 köpek ürmeyen kurt, kurt değildir."
şu gün oluş halen üçüncü büyük diyerek kendi mefkure dünyalarından saldırmaya çalışan bazı topluluklar var. arkadaşım, kuyuda yaşayanlar kuyunun ağzı kadar gökyüzü görürler. yani haklısın, lets go.
bize göre beşiktaş'ı sevmek için bir sebep yok. evet onsekiz buçuk şampiyonluğu, ondört virgül yetmiş beş türkiye kupası, kıçı kırık avrupa kupası yok. hatta senin deyiminle arada 8-0 falan da yenilir. yok yani. biz kasmıyoruz da sen neden kasıyorsun anlamış değilim. biz beşiktaş'ı neden sevdiğimizi çözmek için yaşıyoruz hayatı. herhangi bir aşkı yaşıyor gibi yaşıyoruz beşiktaş'ı. o yüzden önüne aldığı sıfatlarla ilgilenmiyoruz. geçmişine gözümüz kaysa da arada sırada, bazen aşkımızı yarıştırma ihtiyacı hissetsek de, kıskansak da bazen; kurtuluşu olmayan kara sevda gibi taşıyoruz yüreğimizde.
velev ki beşiktaş bu yıldan başlayarak altı şampiyonluk aldı üst üste. muazzam bir stadyum yaptı, altyapı ortganizasyonunu tamamladı, ahlak timsali karakterler sundu türk insanına, ona buna 6 attı 7 attı, bir de avrupa kupası kazandı.. olmaz da hani oldu diyelim. o zaman senin elinde ne kalacak? başarı? hırs? güç? avrupa kupası?
o yüzden şu an bile bizim elimizde beşiktaş var. beşiktaş'lı olmak bize yeter de artar.
brad pitt'in oynadigi moneyball adli film, besiktas adina bu sezonun özetidir. cuk diye oturur. izleyen ne demek istedigimi anlayacaktir.
yillardir para harcayan ama basarili olamayan bir takimin sportif direktörü olan brad pitt, bir yandan finansal yoksullukla carpisirken, diger yandan bircok tepkiye ragmen takimin yildizlarini yollayip, genc oyunculara oynama imkani sunar, olaylar gelisir.
acilen feda ağlaklığını sona erdirmesi gereken güzide kulüptür. bu bahsettiğim işin maddi değil psikolojik kısmıdır keza bazı beşiktaşlı arkadaşlarda "şampiyon olmasak da olur, bu bile şimdilik başarıdır" tarzı söylemler görüyorum ki yanlıştır, beşiktaş'ın hedefi her zaman şampiyonluk olmalıdır.
not: beşiktaş formasını sahanın ortasına koysan ligde ilk 6'ya gireceğine inanan bir fenerbahçeliyim.
adından pek söz ettirmeyen, sıradan olma niteliğinde bir türkiye takımıdır. Henüz fenerbahçe ve galatasaray kadar ileride olmayı başaramamış bir takım olarak türkiye sporunda yerini tutuyor. Fenerbahçeye yetişmesi mümkün olmasa bile galatasaraya yetişmesi mümkün görünüyor.
Türkiyenin en profesyonel klübüdür tek talihsizliği yıllardır amatörler tarafından yönetilmesidir. Unutmadan türkiyenin en sağlam tribünü olan çarşıyı bünyesinde barındırır.
gönül verenleri açısından ifade ettiği şey şampiyonluk, kupa, başarı, galibiyetten çok çok fazlasıdır. ama neyi ifade ettiğini de söylemek zordur. kısaca 'umut' diyelim la her türlü pisliğin içindeyken umudumuzu koruyandır o.
mecburiyetten dolayı doğru yola yönelmiş takımım. çoğu büyük kulüp gibi yüksek paralara nazlı futbolcular yerine başarıya aç, yetenekli futbolcular bulmaya yönelik çalışmalar yapmaktadır. ama şunu söylemek de fayda görüyorum ki henüz önümüzdeki 5 yılı kurtarmış bir takım yok ortada. aynı zamanda zorunluluktan dolayı böyle bir yola başvurduğu için borçtan kurtulduğu zaman nasıl bir politika izler kestirmek mümkün değil.
futbolcu izleme komitesindeki adamlar da umarım bir süre sonra yamukluklar görülmez. çünkü bu hep böyle olmuştur. bu çizgini bozmaman dileğiyle kartalım...
bir tarafta sene başında büyük laflar söyleyerek kulübün iflastan kurtulamayacağını iddia edenler, artı beşiktaşlı görünerek bedava kazanç sağlayanlar (yorumculuk, bilet) artı cebinde dürüm yiyecek parası varken iphone alanlar gibi transfer bekleyenler.
diğer tarafta sessizce enkazı temizlemeye uğraşanlar, hakkı adaleti çirkeflik yapmadan takip edenler, futbolun takım oyunu olduğunun farkında olanlar.
ikinci grup ordudayım, sayıca çoğunluktayız ancak imkan olarak azınlığız. kimin kim olduğunu zamanla kimin yanaşmaya geldiğini unutmayalım yeter.
bu mantıkla ilerlerken bir de avrupa'da başarı elde edebilirse 5 sene sonra mali durumunu tamamen düzeltebilecek, hatta türkiye'nin porto'su olabilecek takımımdır. genç futbolcuların tecrübelilerle harmanından ortaya neler çıkabiliyor gördük. az maliyetle oynamaya aç, başarıya aç adamları alıp, altyapıdan beşiktaş ruhlu gençleri çıkarıp, bunları tecrübeli adamlarımızla harmanlamaya devam ederken, seneye veya ondan sonraki sene avrupa kupalarında da başarılı olursak hem futbolcu satışından hem de avrupa'dan gelecek rakamlarla bu iş daha çabuk hallolabilir. sene başında samet aybaba bunu uygulamaya başladığında herkes takımı ilk 10'da bitiremez görüyordu. hoş şu mantık devam etseydi ve biz yine 11. ligi bitirseydik yine kimsenin sikinde olmazdı eminim. çünkü yapılmak istenen gerçekten bir şeyleri iyileştirmeye yönelik. samet aybaba'dan fikret orman'dan başlayıp en az kazanan futbolcusuna kadar herkes bir şeyler yapmak için çaba gösteriyor. bu sene şampiyon olarak bitirirsek hiç coşmadan aynı tarz devam etmemiz lazım. şampiyonlar liginden şu kadar gelecek o zaman gidip x takımdaki ünlü ama sorunlu zabazingo'yu 20 milyona getirelim derlerse tırmanmaya başladığımız çukura tekrar düşeriz. tabi yönetimin böyle bir ilerleyişi yok. sen böyle oyna böyle yönetil biz yenilgiye de razıyız.
bu sezon şampiyon olsun yada olmasın herkese büyük ders veren bir takım profili çizmiştir.
fenerbahçe ve galatasaray gibi 10-15 milyon euro tarzı paralarla tek bir oyuncuya biçilen fiyatların yanında, göze fazla batmamış,yetenekli ve genç oyunculara (üstelik yerli) yatırım yaparak sadece bu sene değil gelecek 5-10 seneninde vizyonunu belirleyen bir takımdır.
ara transferde ve sezon başındada sadece as takıma değil alt yapıyada bir kaç genç oyuncu transferi yaparak, barcelona seviyesinde bir altyapı oluştaramasa bile deneme-yanılma yöntemiyle türkiye den en azından her sene bir seçluk inan, gökhan gönül çıkartma seviyesine gelecektir 3-4 sezon içinde.
malum tüpçü hezayının beşiktaşa maliyeti yaklaşık olarak 520 milyon liraydı.
bu borç geçilen süreçte 500 milyon liranın, belki ricardo quaresma felaketindende kurtulmasının etkisiyle biraz daha altına indi.
beşiktaş bu sezon ya da gelecek sezonlarda alacağı bir yada iki şampiyonlukla ve "biz 3 büyüklerdeniz heeyt ulan" gibi bir kasılmaya girmeyip yüksek transfer maliyetleri yapmayıp gene genç oyunculara yatırım yapıp hatta bu oyuncuları yüksek meblağlarla bizim transfer meraklısı takılarımıza satarsa, 5 sezon içinde bu borcun en azından yarısından fazlasını kapatıp diğer türk kulüplerine fark atacaktır.
fikret orman ağzıyla konuşursak "kolej takımı" olma yolunda gerçekten emin adımlarla ilerleyip bu vizyonu devam ettirmesini diliyoruz.
bizim gibi fenerbahçe ve galatasaray takımlarına gönül veren taraftara en azından her sene bir wesley sneijder ya da belhanda kıyameti kopmayıp, beşiktaş sayesinde aynı meblağlara türk oyuncularımız olur..