dünkü fikret orman söyleşisinde akla bazı şeyleri tekrardan getirmiş kulüp.
1) bu kulüp hem olcan adın 'ı hem gökhan töre 'yi alabilecek bir takım olmalı. hani büyük takımsak ikisini birden rakamları az biraz aşağıya çekip alabilmeliyiz.ki takasta kullanılacak oyuncu açısından da çok sıkıntı yok. elimizde bir sürü göndermeyi düşündüğümüz oyuncu var.
2) caner erkin 'e ilgisi olduğunu belli eden orman fenerbahçe'yle anlaşamaması durumunda diyor, yani görüşmeler sürüyormuş fener'le caner arasında. iyi de diego'yu senin elinden almadılar mı orman bey? adamlar fazla verdi, çekip aldı. ne bu iyi niyet ve şeker takım edebiyatları... gir, boz piyasayı. işin etik kısmındaysan fener diego konusunda niye işin etiğine bakmadı.
3) aramızda oynadığımız maçın sonunda bize jest yaptılar diye fenerbahçe şampiyon olmamışken fenerbahçe'nin şampiyonluğunu kutlamak bu taraftarı deli etmekten başka ne işe yarar.
4) beşiktaş niye transfer etmeyi düşündüğü oyuncuyu 7 yaşındaki çocuktan dahi gizleyemeyen bir sistem oluşturmuş durumda. sonra olmazsa olmazımız değil edebiyatıyla kendimizi kandırmış olmuyor muyuz?
5) her şeyden bağımsız ne çileli takım tutuyoruz biz? ne çektik be...
demirören yönetiminde klubün maddi durumu göz önünde bulundurulmadan, parasını nasıl ödeceğimiz bilinmeden birçok yıldız ve yıldız olmayan oyuncu alındı. demirören cebinden harcadığı parayla klubü döndürdü hatta 'servis parası için bile demirören'i arıyoruz' diye açıklamalar bile duyduk ki sonra genç takım servislerinin iptal edildiği açıklanmıştı. demirören bu kadar kaotik ve devamlı sıcak paraya muhtaç sistemi resmen bırakıp kaçtı. bir de klubü soktuğu bu bataklığın sorumluluğunu üstlenmeyip 100 milyon dolar kadar parasını geri istedi. şimdi bu takımın başına, bu koşullar altında çalışmak zorunda olan bir başkan geldi. bu başkan 'niye cebinden sıcak parayla aynı sistemi devam ettirmiyor?' diye kızılan bir başkan oldu. hem de sportif başarı olarak demirörenden pek bir farkı olmamasına rağmen.
evet özellikle medyaya yapılan açıklamalar gerçekten çok kötü yönetiliyor, algı yönetimi sıfır, mutlaka bir halkla ilişkiler ajansıyla çalışmalılar ama bu finansal krizi çok iyi yönetiyorlar. bu 100 yılı aşkın tarihi olan klüp kayyumluk oluyordu nerdeyse. kayyum demek, senin sportif başarını hiç sallamaksızın tüm oyuncularını satmak, yerlerine gerekirse kahveden adam al oynat demekti, bundan kıl payı kurtulduk. ayrıca uefaya gidebilmek için f.orman kendisi 20 milyon dolar borca da kefil oldu, onu da hatırlatalım. şimdi ben açıkçası bu demirören dönemi sonrasını bir daha yaşamak istemeyen biri olarak önümde 2 seçenek görüyorum, ya bu hatalar yapan ama tamamiyle iyi niyetli f.orman'a güveneceğiz ya da yerine takımı petrol zengini bir arap'ın almasını bekleyeceğiz. bu 2 seçeneğin alternatifi kesinlikle adalı değil. adalı'yı destekleyeceğine git demiröreni destekle hiç bir farkları yok. klübe çok para kaçırdıklarını hissettikleri anda ortadan kaybolur böyle tipler.
bu kadar borç harç içinde, takımda kalıcı olabilecek oyuncular görüyorsak, geleceğe yatırım yapılabiliyorsa (belçika'da pilot takım anlaşması), türkiye'nin en büyük sponsorluk anlaşması imzalanabiliyorsa, kimseye hesap vermek zorunda olmadan kendi stadımızı kendimiz yapabiliyorsak, gelecek paraları önceden kırdırıp transfer yapmıyorsak(çok yapıldı demirören zamanında) yani geleceğimizi satmıyorsak, bu yönetimi eleştirmeden 2 defa düşünmemiz gerekir.
ama f.orman'ın alternatifi biri çıkar, önder özen'le çalışmaya devam edicem, tüm bu projeleri birebir sürdürücem ama her yıl kendi cebimden en az bir yıldız alıcam derse, ben de o adamı desteklerim. ama öyle bir adam maalesef yok, bu durumda yapılan eleştiriler sadece klübü yıpratıyor. başka hiç bir işe yaramıyor.
bir futbolsever ve iyi bir bahisçi olarak bütün türk takımlarını yakından takip ederim. bazılarını severim bazılarını sevmem o bende. çoğu takımda iyi veya kötü ortalama varken bu takım taraftarlarından gerçekten bir ortalama yok. iki tip taraftarı var beşiktaş'ın 1- ergen. 2- realist. bunları incelersek.
1- ergen: bu tip taraftarlar her şeyden önce aziz yıldırım gibi, ünal aysal gibi ultra zengin başkan istiyorlar. bu başkan ergen taraftar için avrupa'nın kalburüstü takımlarından kalburüstü yıldızlar getirmeli. ayrıca diğer kulüplerin başkanlarıyla iyi geçinmemeli ve onlarla ağzı dalaşına girmeli. başkan ayrıca da getirttiği yıldızlarla iyi geçinmeli. çünkü bu tip taraftar için yıldız futbolcu zamanla kulüpten önde oluyor. bu tip taraftarların bir diğer özelliği ise genellikle kulübe destek olmamaları, beşiktaş store'den alışveriş yapmayan, kulüp ürünlerini almayan kısaca kulübe herhangi bir desteği olmayan taraftardır bunlar.
bu taraftar için başarı ya da aşama kaydetme endeksi ise akıllara durgunluk verici niteliktedir. mesela kulübe robinho ve ayarında 3-4 yıldız aldın ligi 5. bitirdin. o zaman diğer sezon git eto'yu bitir, ibrahimoviç'i al... yani parayla başarı gelmemişse git biraz daha para harca.
2- realist: bu taraftar grubu başarıdan önce yapılanmaya öncelik verir. mali disiplin ve kulüp gelirleri daha ön plandadır. futbolcu transferinden ziyade önceliği teknik direktör ve teknik ekibin kalitesini tartışır. genellikle maçlara gider, kombine alır ve beşiktaş ürünlerinin daimi müşterisidir. bu taraftar çok çalım atabilen yıldız futbolcudan ziyade ernst gibi veli kavlak gibi zago gibi takımın iskeletini oluşturabilecek oyunculara değer verir.
işte beşiktaş taraftar profilinde bu iki grubu dengeleyecek bir ara grup yok. gs ve fb'de de ağır ergen taraftar ve realist taraftarlar var ama onların arasında olan bir taraftar profili de var. beşiktaş'ta yok.
Kendimi bildim bileli tuttuğum ne olursa olsun her haliyle gurur duyduğum takımdır. Renkleri asil kartalı güçlü bir simgedir. Bursa da Beşiktaşlı olmakta ayrı bir zevktir.
hala daha quaresma edebiyatı yapan bir başkana sahip kulüp.
yahu kardeşim yeter. vallahi yeter. başarısızlığın sorumluluğunu geçmişten hedef göstererek üzerinden atmak nedir yahu.
geçmiş, geçmişte kaldı. kimse demirören travmasını yaşamak istemezdi ama yaşadık. geç artık onu sen. 2 senedir bu takım senin elinde, ne yaptın?
quaresma gideli 2 sene olmuş sen daha neyin derdindesin? sen danny, serdar, sezer, eneramo gibi adamlara yığınla para dökmüş adamsın, allah aşkına bi sus da işine bak be kardeşim.
harbiden de mobese kamerası görsen çıkıp "paramızı boşa harcamayacaz" minvalinde bir açıklama yapıyorsun. sonra da gidip bütün paranı boşa harcıyorsun. yeter la.
yerli oyuncu açısından rakiplerine göre daha şanslı olan takım
tolga, ersan, ismail, muhammed, oğuzhan, cenk, Gökhan töre( umarız), olcay, kerim, mustafa gibi yerli oyuncular Beşiktaş ayarında bir takıma yakışabilecek yabancı oyuncularla süslenirse hem bilic e yazık edilmemiş hem de bir sene daha ziyan olmamış olur.
ayrıca takımda kimin kaldığı veya gittiği belli değil. fiko, "elimizden geldiği kadar " politikasını sürdürürse yıldırım demiröreni bile aratacak demektir. yabancılardan motta, atiba ve franco kalıp hepsi gönderilse çok yararlı bir hareket olacak ama bonservis parası vermek istemeyen yönetim, aman holosko gitmesin aman sivok kalsın derse hiç şaşırmamalıyız.
beşiktaşa adebayor, torres, kalitesinde forvet
agger, lescott, van buyten ayarında defans
Gökhan gönül ayarında bir sağ bek
atiba, fabian ernst ayarında bir yabancı ön liberö
quaresma ayarında bir kanat oyuncusu ki cazorla ve joaquin gibi mesela,
bir de kurnaz, sergen,tümer ayarında orta saha alınmalı kanatta da kullanabilme amacıyla ya da getir ronaldinho yu,
bütün bunları yapan başkan, sezon sonu şampiyonluk kutlamalarında bir kasa da şampanya ısmarlamak zorunda kalacak teknik ekibe.
forvet olarak duje cop, khouma babacar veya Alfred Finnbogason'dan birinin bonservisini alırsa mükemmel bir iş yapmış olacak takım. üç forvette genç, fizikli, takımı oynatabilen ve gol kralı olmuş futbolcular. demba ba gibi, eto'o gibi, gomis gibi isimlerin peşinden koşmak anlamsız. satabileceğimiz bir futbolcu alırsak verdiğimiz bonservis bedeline de yazık olmaz.
fanatik taraftarları yüzünden ağır darbe alan takım. mesela hemen bir örnek senaryo verelim; Beşiktaş'ın artık belçika'da bir pilot takımı var. bu takıma gelişmesini istediğimiz oyuncularımızı göndereceğiz, haliyle anadolu klüplerinde kiralık oynadıklarında, gelişeceklerine daha çok köreliyorlar. Belçika ligi, genç oyuncu yetiştirme konusunda oldukça usta, burada oyuncular hem daha iyi teknik eğitim alacak, hem de yurt dışında oynama korkularını yenmiş olacaklar. musa muhammed gibi gelecek vaad eden oyuncuları erkenden alıp bu takıma gönderebileceğiz. zamanında böyle bir adım atılmış olsaydı belki mami şimdi as takım oyuncusu olmuştu.
tabi bunlar güzel hayaller. çünkü türkiye de olacak belli. bizim huysuz taraftarımız, q7,simao,guti,fernandes,almeida'lı kadromuzla 4üncü olduğumuzu unutan taraftarımız, yönetime karşı ayaklanacak, medya zaten bir tek bjk'ye yüklenebiliyor, onlarda yüklenecek ve f.orman'ı gönderecekler, yerine adalı ya da benzer tarzda bir adam gelecek, büyük bir isim almak için bu klüple olan bağı koparacak, borca harca sokarak, avrupada kimsenin istemediği, ahı gitmiş vahı kalmış adamları getirecek sonra göndermek için milyon dolarlar harcayacak en sonunda klübü batırıp kaçacak. sonra bu borçları temizlemek için gene f.orman tarzı bir adamı mumla aramaya başlayacağız. bu döngü böyle gidecek, çünkü bizim taraftarımız bunu hakediyor, çünkü bizim taraftarımız avrupada başarıyı, uzun süre stabil gelişimi değil, aldığımız dünyanın geri kalanının istemediği dünya yıldızıyla övünmeyi tercih ediyor.
bugüne kadar yaptığımız transferlerin bazıları karavana olsa da hiç birisine yalakalık yaptığınız, istifasını istiyemediğiniz demirören'in yaptığı gibi gitsin diye 8milyon euro vermeyeceğiz. Demirören döneminde kimler geldi kimler geçti, bi q7 transferiyle hepiniz sustunuz. bi yıldız transfer yapsın başkan sonra takım 12inci olsa ağzınızı açmazsınız. öyle mi yönetilir klüp? klüp dediğin, takımın uzun vaadeli geleceğini düşünerek yönetilir, avrupa hedeflenerek yönetilir, porto gibi, arsenal gibi, ajax gibi yönetilir, alırsın gelecek vaadeden oyuncuyu geliştirir satarsın, masrafını alt yapıya, geleceğin yıldızlarına yaparsın, stadını yenilersin, feeder klüp alırsın, transfer politikanı klubü soymaya çalışan menajerlerle değil, takımın nasıl daha iyi olabileceğini düşünenlerle yaparsın. geçtiğimiz sezon tüm maçlarını deplasmanda oynayan bir takımın, 6 maç seyircisiz oynama cezası alan bir takımın, 100milyonlar harcayan gs'nin 3 puan geride bitirmesini eleştirmeye devam edin siz. ayrıca zaten fb uefadan men, 2inci bitirdik sayılır. bu sene yapılacak transferlerde eminim yerinde olacaktır. ha gökhan töre yi kaptırırsak tabii ki üzülürüm ama 7.5 milyon euro asla verilmez o adama, başkasına kaptırmayacağız derken saçmalamamak lazım. sneijder bile 7 ye geldi.
son aldığımız türkiye kupasında herhangi bir şike hile falan yapılmamıştır renkli arkadaşlar götünden uydurmasın, kalite ve şeref olarak bu düzenbaz ligin en üst takımıdır şayet maçları türk hakemler yönetse bu takım her sene şampiyon olur o kadar da iddalıyım.
(bkz: boş beyinli kanaryalar ötüyor yine cik cik)
mustafa pektemek, holosko, jones, fernandes, dany, escude, hugo almeida, ibrahim toraman, sezer öztürk, gökhan süzen, uğur boral gibi oyuncuları göndermesi gereken bunların yerine sivok tutulsa dahi yabancı bir stoper, yabancı bir 10 numara, yerli bir sağ açık, yabancı bir forvet bir de yerli bir sağ bek alması gereken kulüp. sağlam 5 oyuncu gerekiyor.
şöyle bir çalışma yaparsak;
tolga (cenk)
yerli sağ bek (serdar) franco (sivok) yabancı stoper (ersan) ismail(motta)
atiba veli(necip)
yerli sağ açık -olcan- (gökhan) 10 numara yabancı (oğuzhan) olcay (kerim frei)
yabancı forvet (cenk)
hatta kadro zenginliği açısından sefa yılmaz, aydın karabulut, ömer şişmanoğlu ve muhammet'te düşünülebilir.
görünen o ki 5 nokta atışıyla (ikisi yerli) işlem tamam.
mevcut kadro da sadece 7 yabancı oluyor. sivok muhtemel bir sakatlık sorunu babında defansı yedekliyor. motta'da ismail'le değişmeli düşünülebilir.
şu sıralar demba ba'nın hayalini kuran kulüp. ahahahaha yazık lan. belli bir seviyeye ulaşmış, kariyerli, kaliteli topçuları isterler, ama her seferinde adı sanı duyulmamış üçüncü sınıf topçuları alırlar, taraftarlarını hayal kırıklığına uğratırlar.
mesela defansa john terry'i isterler, girişimlerde bulunurlar. ama aldıkları defans dany olur.
mesela sol açığa di maria'yı isterler. ama aldıkları sol açık en fazla olcan olur.
mesela forvete şimdi demba ba'yı istiyorlar. ama alacakları forvet büyük ihtimalle antalyaspor'dan ısaac, gaziantepspor'dan serdar özbayraktar, rizespor'dan liban abdi falan olur en fazla asdasfdadsfdaf. ne bekliyorsunuz ki.
hem diego ribas da cunha neyinize yetmiyor olm? mis gibi yıldız futbolcu işte. ha ama pardon, onu biz aldık de'mi? ahahahahahahah. hadi siz orta sahaya akhisar'dan bilal kısa'yı alın. diego neyinize sizin.
önümüzdeki günler itibariyle yöneticilerinden şu cümleleri duyacağımız kulüp:
- transfer sezonu uzun acele etmek istemiyoruz
- haftaya netleşir
- yönetici arkadaşlar çalışıyor, yakın zamanda bir netice alaklardır
- oyuncu almak için oyuncu almayacağız, isme değil vereceği katkıya bakıyoruz
- kimse bizden büyük paralar harcamamızı beklemesin
- en uygun oyuncu için çalışmalarımız sürüyor
- isim veremem ama takıma yakışacak oyuncular üzerinde çalışıyoruz
vs. vs.
sonuç: hüsran.
neden?
çünkü bu iş transferle değil zihniyetle oluyor.
zihniyet?
profesyonel, planlı, hedefi olan, seviyesini bilen, nitelikli işler yapan, matematik bilen bir zihniyet.
milliyet ve vatan gazeteleri (tüpçünün oluyorlar biliyorsunuz) tarafından yönetimi aşağılamak için kasıtlı haberler ya da içeriklerle bir süredir dayak yiyen kulüp.
transfer konusunda işi ağırdan almasının sebepleri arasında uefa'dan şike hususunda bir sürpriz gelmesi durumuna karşılık atılan mantıklıca bir hamledir.