" Gün gelecek, FEDA diye dalga geçtiğiniz BEŞiKTAŞ, puan kaybetsin diye dua edeceksiniz. " (Güntekin Onay - 27.12.2012)
bugünlük bu entry yeterli herhalde.
tanım: sevda'nın renklerdeki vücut bulmuş hali.
çok zor şartlarda iyi oynayan takım. bir fenerbahçeli olarak imrenerek izliyorum. başkanı her konu da çok özverili ve sabırlı. bilic bizde olsa aziz daha 6. haftada kovmuştu.
546 pas yapmış adam gibi futbol oynayan takım. Neticede 4 gol atmış Avrupa da ve ligde liderlik koltuğuna oturmuştur. Türkiye de hadi hakem diyorsunuz da yav Avrupa maçlarında kim yardım ediyor bu takıma öe.
Stadımız bitsin bu sürgün günlerin hesabı sorulacaktır mutlaka.
son partizan maçında 54. dakikada gökhan töre 4. golü attı.
ayağa fırladık, sevindik falan. sonra kanepeye oturdum, biramdan bir yudum aldım ve içimden kaygı ve sıkıntıyla, "e ne olacak şimdi?" dedim.
bir ne hissettiğini bilememe hali...
sevinçliyim... öyle olmam lazım... dörtlemişiz deplasmanda... ama bir sıkıntı var...
bünye dört sıfırı kabul etmiyor.
beyne o bilgi geldi: dört sıfır oldu ve çok iyi oynuyoruz.
fakat hayır, beyin bu bilgiyi onaylamıyor.
bir salaklık geldi üzerime.
biraya yüklendim belki açılırım diye.
maç bitti, fakat o hal geçmedi.
öngörüldüğü üzere her zamanki gibi çok erken götü kalkan taraftarlara sahip küçük şikeci kulüp. bunları yine taraftarlarının önünde rezil etmek farz oldu.
öyle çok yüz güldürmez, sevindirmez belki. ancak, sevdadır beşiktaş. taraftarının, sevinmek için sevmediği takımdır. delikanlıdır beşiktaş sevdası. hayata ya siyah, ya da beyaz bakmaktır durumuna göre. çok sevdik be abi! diyebilmektir. maç sonrası ses kısıklığıdır. ben mi? beşiktaş mı? sorusunu sormaya korkan sevgilidir. göz yaşıdır. hayattır. doğumdan, ölüme en büyük aşktır.
şu anda türkiye' nin en iyi futbol oynayan takımıdır. ancak beşiktaş' ın her sene lige ve avrupa' ya iyi başlaması gerçeğinin yanında, uzun süredir devam eden istikrarsızlığı, sakatlık problemleri yeniden gündeme gelecek mi ? bekleyip görmeli ve ondan sonra yorum yapmalıyız.
Bir beşiktaşlı olarak oynadığı futbola, verdiği keyife seviniyoruz, gururlanıyoruz. Ame beni aklıma her geldiğinde gülümseten, hep içimin kıpır kıpır olmasını sağlayan bu futbol değil, futbolcuların egoizmden uzak kendi halinde efendi tavırları ve arkadaşlıkları. Bu duruma nasıl mutlu oluyorum anlatamam, tarif edemem.
Yani mahallenizde saf, herkesin sevdiği tipler vardır, kafa bulur herkes ama onlarsız yapamaz. Başta olcay olmak üzere hepsi aynı bunlardan ya!
Demba ba maçtan önce olcayın kafasını öper, tolga üçlü çektirmeye olcay yerine morali bozuk töreyi yollar, anası babası yok diye yurtdışından dönüşte töreyi her zaman bir iki tane futbolcu arkadaşı karşılar, ozzy herkesin neşe kaynağı olur, olcay her röportajında bizi yarar, yerlere düşürür.
Dün maçta mesela bir enstantane vardı, kerim frei ayağına darbe aldı, uzaktan koştu geldi franco kaldırdı onu başını okşadı, moral verdi. Bu sahne o kadar etkiledi ki beni, belki beşiktaşlı olmayanlarınız anlamaz, ama benim gibi damarı olanlar anlıyor ne demek istediğimi.
Bir tane çirkef topçun yok, herkes birbirinin yardımına koşuyor, ego yok, kıskançlık yok, Allahıma çok şükür.
Ha bu takıma laf söyleyen adalıcı yeni model beşiktaşlıların da ta amına koyayım, bu takıma zamanında destek olmadınız, keyfini de çıkarmayın ibneler.
futbolu, ezeli rakiplerinin taraftarından bile alkış alan kulüp. bu performansını bütün sezona yayabilirse şampiyonluk ipini göğüsleyebilir. avrupa'da da bir yarı final bekliyorum ben. partizan teknik direktörünün de dediği gibi, bu kadro uefa avrupa ligi için fazla güçlü.