azgın renkilerin oyuncularının sakatlıklarından dolayı zevkten dört köşe olduğu takımım. neciple olcayla kerimle şampiyon oluruz daha çok gücenirsiniz.
- necip in oyunun başında sakatlanması. tolgat veya talisca idare edilebilirdi ama necip orta sahaya sertlik katan tek isimdi.
- rhodolfo yu aldıktan sonra marcelo yu öne kaydırmak varken bütün savunma kurgusunu bozup adriano yu orta saha oynatmak. bu çok kritik:
1- hem orta saha sertliğini kaybetmeye,
2- hem savunma alışkanlığını kaybetmeye,
3- hem de dolayısıyla takımı çok yormaya sebep oldu. oysa bütün bu rotasyon işi takımı napoli maçına diri çıkarmak içindi.
- kaleci hatasından gol yemek. ( neuer sandı kendini, iki övülen sapıtıyor.)
- tosic kart cezalısı. trabzon maçında yok.
- yumuşak bir takım, dirençli bir gençlerbirliği'ne karşı 45 dakika boyunca 1 - 0 dan dönmeye çalışacak. çok yorulacaklar kazansalar bile.
sonuç olarak... sakatlıktı, hatalı yenilen goldü derken takımımı biraz tanıyorsam bu maçı kaybeder, gider napoliye de yenilir; sonra da kriz günleri başlar.
yav arkadaş, madem inler ve oğuzhan'ı napoli maçı için riske etmiyorsun; atiba niye yok? kaleciler zaten hep sıkıntı; birisi çıkacağı diğeri çıkmayacağı zamanı bilmiyor.
şenol güneş ve fabri ye sıvadığımız bir üç puan geliyor diye düşünüyorum.
daha fenerbahçe, osmanlı,başakşehir ve trabzonla oynamadığı için sevgili taraftarımızın burnu hemen erkenden havaya kalkmamalı.
ardarda 2 maçta puan kaybı takımı bir anda mahvedebilir. dikkatli olmak gerekir. taraftar hemen şampiyonluk şarkıları söylüyor. unutmasınlar 2004 te 11 puandan verdik şampiyonluğu. o beceriksizlik damarlarımızda mevcuttur.
Renklilerin başlığı altında atıp tuttuğuna bakmayın. Aslında köpek gibi kıskanıyorlar beşiktaş şerefini ve takımını. Bir çok renkliden bu itirafı duydum.
tüm gün müdürden azar işit, sikimsonik insanlarla yüz göz ol, milyonlarca insan gör derken beynim iptal oluyor. o akşam beşiktaş'ın uefa şampiyonlar ligi maçı var. unutma ha. iptal olan beynimi düzeltmem için bunu unutmamam gerek.
giriyorum eve. üzerimdeki her boku çıkartıyorum. terlemekten donuma yapışan aletim kırış buruş olmuş anasını satayım. etrafındaki kıllar arap sakalı. ev zaten bok yuvası, saatlerce hava girmemiş, 5 dakika daha pencereyi açmasam kendi pisliğimde boğulacağım.
kitliyorum evin kapısını. isterse kapıda bekleyen alexis texas olsun gene açmayacağım ulan, gün içinde zibilyon tane insan görmüşüm zaten. telefonu kapalıya alıyorum. gün içinde düzenli olarak arayıp beyin siken teyzeoğlu, evde süt kaldı mı diye soran komşu, sikimsonik whatsapp grupları... hiçbiri yok, orospu çocuğu grahambell telefonu icat etmemiş lan daha.
saat olmuş 21.45, her bok hazır be oğlum. altımda beşiktaşlı şort, üzerimde beşiktaşlı forma, boynumda ''la vittoria sara nostra'' atkısı, odanın kliması da açık. sol elimde çerezler/cipsler, sağ elimde 50'lik efes bira. şampiyonlar ligi müziği heyecanlandırıyor, hakemin düdüğüyle birlikte tadını çıkarıyorum.
patronmuş, azarmış, stresmiş, boynu sıkan kravatmış... hepsi terrane anasını satayım, kafayı kırmışım. bak hayat çok güzel ya, beşiktaş falan..
bunların yanına takım ritmini sekteye uğratmayacak, sıkı görev adamları ( fabri, beck, necip, cenk, olcay, ömer vesaire ) da eklendiğinde işleyen bir harman oluyor.
ilk şl maçından sonra söylemiştim, bu takımın git gide daha iyi olacağını düşünüyorum diye ki o benfica maçında da rakibi elimizden kaçırmıştık. beşiktaş, yeni sezon başladıktan neredeyse 2 hafta sonra kurulmuş ( transferlerini bitirmiş) bir takım. zamana ihtiyacı vardı, hala da var.
eski defterleri açmak istemiyorum ama geçen yıl şampiyonluğu getiren 4 oyuncunun ( atiba, oğuzhan, sosa, gomez ) ikisi ayrıldı diğeri sakatlıktan sezona tam manasıyla başlayamadı. beşiktaş istemediği şekilde hem kadrosunu hem de oyununu değiştirmek zorunda kaldı.
şahsi görüşüm hala %50 siyle oynuyor. buna rağmen sezonda namağlup; benfica ve kiev maçlarında talisca ya yapılan penaltılar verilse şl de 9 puanla liderdi bu takım. bu üç maçlık seride de benfica ve napoli maçları deplasmanda oynandı.
benfica ve kiev maçında yediğimiz gollere girmiyorum bile.
ama ne yazık ki bu takım; dış düşmanları yetmezmiş gibi sürekli kendi taraftarından dayak yiyor. aras oynamıyor diye şenol güneş'e '' ırkçı '' diyeni bile gördüm.
beyler, 3.5 sene önce bu kulüp ne haldeydi. şimdi napoli maçını geçtim kazanmayı kaybedebilirsin de; napoli deplasmanında her takım kaybedebilir ama kora kor oynadı.
kıymet bilin, bilmezseniz tüpçü orada duruyor. ve işin kötü tarafı da istifası isteniyor.
bakın; spor medyasını az biraz takip ediyorsanız beşiktaş'a saldırıların ne boyutlara ulaştığını fark etmişsinizdir. beşiktaş eğer devre arasına ligde zirvede ve şl de de gruptan çıkmış olarak girerse işler çok değişecek. hele gelecek sezon takımın kombineleri ve yayın gelirleri boşa çıkıyor, artı olarak ffp kısıtlamalarından kurtuluyoruz. hem de gs borç için arazi satarken; hem de fener ffp kısıtlamasında ve hali hazırdaki kadrosu duman olmuşken.
anlamıyorsunuz, farkına varamıyorsunuz. beşiktaş bu seneyi başarıyla atlatırsa, bir daha zor frenlenir. o yüzden legal/ illegal her şekilde saldırıya uğruyor bu takım. medyasından sosyal medyasına; federasyonundan mhk sına.