futbolu sevmem, takım da tutmam ama dün bu takıma yapılan şerefsizlik aslında tüm türkiye'ye yapılmıştır. bu şerefsizliğe rağmen dalga geçen de onlardan daha şerefsizdir.
dünkü rezilliğin en büyük sorumlusu craig thomson denen şerefsiz hakem bozuntusu tamam ama beşiktaş'ın bir de şapkayı önüne koyup düşünmesi gerekiyor. tamam bu maça kadar yenilmemiştik ama bir taraftan yenemiyorduk da. özellikle son maçlarda takımın hücuma geçmesi konusunda büyük sıkıntıları olduğu bariz belli.
bu çocuğu çok mu abarttık bilmiyorum ama oğuzhan özyakup takımı hücuma taşıyacak kalitede bir futbolcu değil. oğuzhan'dan nasıl verim alırsın biliyor musun? onu orta sahanın gerisinde oynatarak. geçen sezon forvet arkasında sosa oynarken, oğuzhan ise atiba ile orta sahanın gerisinde tandem oluşturuyordu ve bu sistemde oğuzhan kariyerinin en iyi sezonunu geçirdi. oğuzhan serbest dolaşmayı seven bir oyuncu. orta sahanın defansif yükü atiba'da iken kendisi ileri geri serbest dolaşacak, ofansif orta saha görevi ise başkasının olacaktı. ona sırf forvet arkası görevi verirsen takımın hücuma taşınması noktasında sıkıntı çekersin. bu noktada şenol güneş'i de suçlayamıyorum. talisca'nın sakatlığı beşiktaş'ı tam kalbinden vurdu. onun yokluğunda bu görevi oğuzhan yükleniyor ama o da kaldıramıyor bunu.
aboubakar meselesine gelirsek. tabiki gomez'in yerinde yeller esiyor ama ben aboubakar'ın hala iyi bir forvet olduğunu düşünüyorum. yukarıda saydığım sebeplerden kendisi de doğru dürüst beslenemiyor ki nasıl gol atması beklensin.
tolgay arslan bu takımın kesinlikle ilk 11 oyuncusu değil. kendisi 2 sene önce bi liverpool'a salladı sonra kayboldu. bi gökhan inler vardı ne oldu ona? işte bunlar hep sorular.
aynı şeyi olcay içinde düşünüyorum. o da beşiktaş'ın ilk 11 oyuncusu olamaz. ama işte bunlar hep zorunluluktan. caner'de sakat olunca el mecbur olcay'a falan kalıyorsun. çok cenabet bir sezon geçiriyoruz çok.
artık 1000 yıl boyunca avrupa'da bir başarısı olmayacağına inandığımız takımdır, lan çocuktuk, bjk hep son maçın uzatma dakikalarında gol yer ve elenirdi, bir değil, iki değil, üç değil, dört değil, ha arada 8 yiyip millete biz3 güldürdüğü de oldu. dün gece ise kartal, galibiyeti ve iddaası olmayan ukrayna gibi dandik bir ülkenin köy takımından 6 gol birden yiyerek son maç efsanesinin şahikasına çıktı, hayırlı uğurlu olsun, emeği geçenlere bir sittirin gidin'i borç biliriz...
dün gece muhteşem iki serisi ayrı ayrı, hakem ve dinamo kiev tarafından bozulan ezeli rakip, ebedi dost.
durumu biraz açayım;
birincisi malumunuz, beşiktaş dün yenilmese idi, grupları ilk defa namağlup bitirme başarısı gösteren türk takımı olmasının yanında, Galatasarayın 2001-2002 sezonunda yaşadığı, 30 ekim 2001 tarihinde 2-0 Galatasarayın galibiyeti ile biten PSV maçı ile başlayan ve 19 mart 2002 tarihinde barcelonanın ali sami yende 1-0 kazandığı maç ile biten 6 maçlık mağlup olmama serisini* egale eden ilk türk takımı olacaktı. Bu seriye bariz bir şekilde hakem engel oldu.
ikinci seri ise bambaşka bir seri idi, bu seriye ise hakemin desteğine rağmen dinamo kiev engel oldu. eğer olsaydı muhtemelen beşiktaştan başka hiçbir takıma nasip olmayacaktı. durumu kavrayabilmek için önce beşiktaşın bu vakite kadar aldığı bazı mağlubiyetleri hatırlayalım;
1-0: 3 ekim 2007, Porto; 15 eylül 2009, manchester united
2-0: 11 aralık 2007, Porto; 18 eylül 2007, marsilya
3-0: 3 kasım 2009, Wolfsburg
4-1: 13 eylül 2000, milan
5-0: 8 kasım 2000, barcelona
6-0: 26 eylül 2000, leeds united
7-0: :(
8-0: 6 kasım 2007, liverpool
görüldüğü üzere, eğer o son dakikalarda direkten dönen top gol olsa idi, eğer o son dakikalarda direği adeta yalayarak çıkan top gol olsa idi, beşiktaş şampiyonlar liginde daha önce kimseye nasip olmayan, 1 ile 8 arasındaki mevcut tüm rakamlar kadar kalesinde gol görerek mağlup olmayı başaran ilk ve tek ekip olacaktı. ne diyelim, kısmet...
*bilmeyenler için not; o dönem şampiyonlar ligi bu dönemden çok daha zordu ve ilk gruplardan çıkan takımlar ikinci gruplara kalıyordu. Galatasaray ilk turda fransız nantes, italyan lazio ve hollandalı PSV nin olduğu gruptan çıkmayı başararak 2. turda şampiyonlar ligi tarihinin en zor gruplarından biri olarak atfedilen barcelona, liverpool ve romanın bulunduğu grupta 5 beraberlik 1 mağlubiyet alarak şampiyonlar ligi çeyrek finalinin son dakikada kapısından dönmüştür. Galatasarayın elenmesine sebep olan 3 mart 2002 barcelona maçında saviola golü ofsayttan atmıştır.
bu gece grup sonuncusu kiev'e 6-0 yenilmiş. hakem mete kalkavan değildi tabi.
mete kalkavan ve benzerleri pastanın her zaman en küçük lokmasını alan ama her halükarda yemlenen bu camiayı ara ara kolundan tutacak olur. maçlarda dengeler değişir. kaybedip demoralize olacağın maçı, hakemin her nasılsa oluşan lehteki hatalı kararlarıyla, kazanıverirsin. takım morallenir haftaya bir daha kazanırsın. bu böyle gider. arada berabere kalırsın. bir sonraki hafta dişine göre rakip gelir hakem yine maçın tarafını belirler. bir şekilde kolundan tutan olur yani. istanbul takımısındır sonuçta.
sonra çıkıp utanmadan namağlup edebiyatı yaparsın hakem hatalarını hiçe sayarak.
efendisindir ya çünkü, yani kendine yakışanı yaparsın.
gün gelir gün geçer. mete kalkavan yokken götüne göre olur.
geçmiş olsun pek efendiler, çok efendiler.
o kondomları da bir tarafınıza sokarsınız artık. aşağılık herifler.
Beşiktaşk.
Taraftar grubu en delikanlı olan takımdır.
Çarşı herkese karşı hesabı, ve bir gün herkes beşiktaşlı olmasın bırakın o ayrıcalık bizlerde kalsın.