çok güzel günlerim oldu. ailemle, arkadaşlarımla, hayatıma girmiş ve hayatımdan gitmiş olan duygusal ilişkilerimle.
lakin ant olsun hiçbiri Beşiktaş kadar mutlu etmedi. hiçbiri Beşiktaş'ın yaşattığı kadar tüm hücrelerimde hissettirmedi güzelliği.
ve yine ant olsun sokağın tavanı kadar, cehennemin dibi kadar seviyorum seni Beşiktaş. tüm şiirler sana Beşiktaş. tüm şarkılar tüm türküler sana.
lan Beşiktaş'a sarılmak nasıl mümkün olmaz. ben Beşiktaş'a sarılmak istiyorum.
sevinçler, hüzünler ant olsun ki seninle güzel.
Beşiktaş var olsun.
yakında seni eski yuvamızda, bir kez daha ilk gördüğüm o yerde göreceğim.
geçen gün sahilde arkadaşlarla takılıyoruz. en son neskafe içeceğiz, neskafe almayı unutmuşlar. termosumuzda sıcak suyumuz var fakat yakınlarda bakkal görünmüyor.
bisikletli bi çocuğu durdurdum. yavrum biz burdayız, bize neskafe alır mısın dedim, kendine de çikolata veya canın ne isterse onu al. cüzdanı açtım amına koyim ne 5 lira var ne 10 lira. 20 lirayı da vermeye gönlüm razı olmadı, son bi bakış attım ufaklığa, üzerinde büyük ihtimal replika bir beşiktaş forması.
bilinçaltımdan mıdır nedir, 20 lirayı çıkarıp tereddütsüz uzattım.
bizim arkadaş grubunda ise tek beşiktaşlı adam benim, kaynatasızların hepsi fenerli, cimbomlu, başladılar taşak geçmeye.
söylediğim tek cümle şu oldu: ufaklık beşiktaşlıysa ben bu neskafeyi içerim amına koyim.
sonra, geri dönmedi çocuk, 20 dakika civarı bekledik. hayalkırıklığım çok büyüktü, tanıdığım tüm efendi adamların, arkadaşlarımın, samimi dostlarımın beşiktaşlı olması tesadüf olamazdı. giden 20 lira olsun diye düşünürken, ufaklığı yolun başında gördüm, hızlı hızlı pedal çeviriyordu, terli terli geldi yanımıza.
önce poşeti uzattı, abi, dedi sizin dediğiniz neskafe yoktu, başka bakkala gittim. sonra minik elleriyle sıkı sıkı tuttuğu parayı uzattı. kendisine hiçbir şey almamış.
parayı cebe indirse, kendisine değil o formaya laf geleceğinin sonuna kadar farkındaydı ve formasına yakışan hareketi yaptı.
tanım: takımı da taraftarı da sonuna kadar karakterlidir.
şimdi fb gibi sadece savunma oynayabilen bir takımın, Beşiktaş gibi ligin en iyi hücum takımı karşısında, can havli ile saldırıp açılmasını izlemek çok ilginç olacak.
daha önünde deplasmandaki fener maçıyla beraber 13 maç olan takımım. puan farkı maç eksiğiyle beraber yalnızca 1 puan. erken havalara girmemek gerekiyor. koskoca 13 maç bunlardan 3 ü gs fb trabzonla. aynı şekilde fenerinde havaya girmemesi gerekiyor onlarda eşit durumda. lig son maça kadar gidebilir belki 4 5 hafta sonra kopabilir. kimin lehine kimin alehine o tarafı asla bilinmez. bunu ancak zaman gösterir
bence bir felsefe beşiktaşlı olmak. hayata karşı bir dik duruş, onur, gurur, karşı koymak, itiraz etmek ve varolmak. formalarımı giyip tezahürat yapasım geldi bak sabah sabah.
elalemin sikiyle gerdeğe girmeye çalışanları ortaya çıkarmış takımdır.yok fener inşallah saplar,yok şike yok tiner.Beşiktaş saplarsa fenere bizde sana saplayalım mı koçum.Kendi pisliğinizi temizlemeniz gerek önce bize bok atana kadar.
(bkz: Derbi maç için yorum yapan el gelinleri haftaya burada görüşmek üzere inşallah)