Ligin baslamasina bu kadar kisa bir zaman kaldigi halde hala on numara pozisyonunda oynatacak bir oyuncu transfer etmemis kulup arsenal maci geldi catti kaldi bir hafta, ligin baslamasinaysa iki haftadan biraz fazla bir zaman halen ruiz veya belhanda transferi sonuclanamadi. Oguzhan in o bolge icin yeterli seviyede olmadigiysa bariz ortada.
çok üzüldüğüm takım. arsenal ne lan ! zenit falan çıksaydı en azından 2-3 fark yiyip adam gibi elenirdi. arsenal karşısında her an ikinci liverpool faciası yaşanabilir.
cluj ile braga ile eşleşen rakipleri, avrupa nın büyüklerine de gereken dersi vermiştir.
ulan bir de sövüyorlar. fenerbahçesi ayrı beşiktaşı ayrı. gaatasaray gibi oynarsanız yenersiniz anca arsenAL. FENER iN iKi SENE ÖNCEKi ARSENAL HEZiMETiNDEN SONRA BEŞiKTAŞIN DA BÖYLE BiR ŞEY YAŞAMASI MÜMKÜN.
ÇÜNKÜ GALATASARAY GiBi OYNAMIYORLAR.
sanki sağ bek konusunda linnes'ten uzaklaşıp tarık çamdal transferine odaklanan kulüp. kulüpler arasındaki iyi ilişkileri dikkate alırsak bunun yanına kulübün gelecek yılın transfer bütçesinin de bir kısmını kullanabileceğini düşününce, bu transferi bitirmeye yakın gibi duruyoruz. zira bir de galatasaray çekildi bildiğim kadarıyla.
tarık transferi için holosko (bir miktar para:))- gökhan süzen- eneramo ve sezer takas olarak düşünülebilir. nitekim bu oyunculardan bu aşamadan sonra verim alabilmek zor.
tarık'ı alalım, şu kanayan sağ bek sorunumuz bir parça onarılsın.
edit: hem yerli hem gelişime açık bir oyuncu. tutturabilirse uzun süre bek sıkıntısı yaşamayız.
Güzel insanların takımıdır Beşiktaş.. O güzellikte kocaman yüreğiyle en büyük paya sahip olan Süleyman Abiyi, efsane başkanımızı saygı ve minnetle anıyorum...
NEDEN Beşiktaşlıyım
Beşiktaşlı oluşumun hikayesi bir tür çaresizlik ve yokluk hikayesidir. Beş altı yaşlarındayım. Yıldıztepe Mahallesinde oturuyoruz. Evimizin tam karşısında geniş bir arsa var. Mahallenin çocuklarıyla beraber sabahtan akşama kadar it gibi top koşturuyoruz. Takım falan tutmuyorum henüz ama kırmızıyı çok sevdiğimden Galatasaraya yakın gibiyim..
Kahvaltı sonrası kendimi arsaya attığım her zamanki günlerden bir gün. Bir kaç arkadaş bekliyor zaten. Birlikte minyatür kale maç yapmaya başlıyoruz. Bir süre sonra yanımıza geliyorlar sırıta sırıta. Şimdi isimlerini bile anımsamadığım iki kardeş. Sırtlarında pırıl pırıl Galatasaray formaları. Babaları almancı, izne gelirken almış hediye diye. Nasıl da güzeller. O güne kadar ne benim ne de diğer çocukların forması olmamıştı hiç. Geberiyoruz kıskançlıktan. Resmen geberiyoruz. Devam ediyoruz bir süre sonra maça ama kimsenin oyunla alakası kalmamış. Herkesin aklı formalarda. Bırakıyoruz maçı. Ben fazla dayanamayıp koşarak eve gidiyorum. Babam işte. Annem evde. Soluk soluğayım. Annee diyorum, anne nolur bana forma alalım. Gülüyor annem önce. Israrımı görünce de bağırmaya başlıyor. Para nerde diyor, kardeşinin götüne bez alamıyoruz sen forma derdindesin. Sahi ya lan. Bizim paramız yok ki. Zaten ben bildim bileli hiç olmadı ki paramız. Neyse.. Çekiliyorum bir köşeye burnumu çeke çeke ağlıyorum. Annem kapı aralığından bana bakıyor. iyice abartıyorum ağlamayı. Annem yan odaya geçiyor. Takır tukur sesler. Hiç dışarı çıkasım yok. Ağlamayı da kestim. Mal mal oturuyorum. Annem sesleniyor. isteksizce yanına gidiyorum. Bir şey uzatıyor bana. Eski siyah tişörtümün üzerine beyaz atlet parçaları dikip forma yapmış. Arkasına da 7 rakamı dikmiş. Anne diyorum bu Beşiktaş forması. Ben Galatasaray istiyorum. Olsun oğlum diyor bu daha güzel. Hem bak 7 numara bu Feyyazın forması. Forma bir şeye benzemiyor aslında. Alelacele çocuk avutmak için yapılmış uyduruk bir şey. Ama annem o kadar güzel gülüyor ki. O dakika karar veriyorum. Ben artık Beşiktaşlıyım..
Velhasıl neden Beşiktaş sorusunu duyduğumda sallama cevaplar verirdim bugüne kadar. ilk kez itiraf ediyorum. Beşiktaşlıyım çünkü paramız yoktu. Beşiktaşlıyım çünkü kırmızı tişörtüm yoktu. Beşiktaşlıyım çünkü o gün annem bana çok güzel gülüyordu..
öncelikle başımız sağolsun. bir ateist olarak ölümde manevi bir atmosfer göremiyorum. sadece anlamsızlığın içinde bir anlamsızlık olarak görüyorum ölümü. ben ölümden korkmam yaşamdan korkmadığım gibi. hatta ölüm de bana göre bir galibiyettir. sen hem yaşama karşı hem de ölüme karşı mücadele veriyorsun. gün geliyor yaşamı yeniyorsun. bu bir zaferdir bana göre. hiçliğin içinde bir hiçlik. ölürken gülerdim ben. bak siz yas tutuyorsunuz ben gülüyorum. çünkü benim için şu an önemli ve ben anı yaşıyorum. geleceği, ölümü düşünmüyorum. tanrının beni affetmesi de umrumda değil. benim neşeme karşı ise tanrı benim iyiliğimi istemiyor demektir.
süleyman seba iyi bir şekilde öldü. milyonlar onun yanındaydı. o iyi bir hayat yaşadı, milyonlar bunun kanıtıdır. o zeki bir insan, büyük bir şahsiyetti. o öldü; ancak onun bize kattığı şeyler hala yaşıyor, yaşayacak.
arsenal karşısında oynayacağımız maçta 11 kişiyle arsenal'ı yenemeyiz. 15 kişi olmamız gerekiyor. bu rakibin futbolcularını hata yapmaya zorlamak demektir. savaş eşit şekilde kazanılmaz. rakip en zayıf sen de en güçlü olursan, o zamanı değerlendirirsen rakibi mat edersin. 11'e 11 masalıyla çıkmayalım sahaya. biz daha güçsüzüz; lakin mutlaka bir artımız vardır. bu yüzden asla umutsuz olmamalıyız.
not: seyirci top rakipteyken tezahürat yapıyor, yanlış. top rakipteyken ıslıklanır, tezahürat yapılmaz. fb taraftarı rakibi baskı altına almasını biliyor bu konuda.
Belhanda transferinden vazgeçerek doğru karar vermiştir. o kadar para verip sprintçi bir 10 numara yerine daha teknik, oynamak yerine oynatmayı seven ruiz e yönelmesi daha doğru olacaktır.