john carew'i valencia'dan 3.6 milyon dolara alıp artı 1 senelik primler hariç 4 milyon dolara yakın yıllık ücret ödedikten sonra 7,6 milyon euroya lyon'a maliyetine satmış kulüp. tarihine bakıldığında görülmektedir ki, bu kulüp nihat kahveci haricinde hiçbir oyuncudan adam akıllı para kazanamamıştır.
2008- 2009 sezonunu muhtemelen iki kupayla kapatacak olması üzerine malum cenahlardan '' ballı takım, şampiyonlar liginde yine sekiz yiyecekler, buçuk büyük, üçüncü takım '' tadında artık baymış sataşmalara yeniden maruz kalan yalnız büyük.
evet, yalnız büyüktür beşiktaş, varlık nedenini bir diğerinin mevcudiyetine bağlamaksızın da büyüktür. tesadüf te değildir sembolünün kartal olması. tek başına, bağımsız ve özgür olarak çok yukarılarda kanat çırpar kartal. büyüklüğünün anlaşılması için yanında ille de ötücü bir kuş, yeleli bir step kralının olması gerekmez. ne alınan şampiyonluklar daha da yüceltir beşiktaş'ı ne de alınamayan kupalar değerinden kaybettirir. hakkı ve şeref' idir beşiktaş' ı bir ülke sathına yayılsa da hala semt takımı hüviyetinde tutan. üçüncü bin yılda, endüstriyel futbol devrinde bile semt takımı olmakta ısrar eden, çoğu tarafından anlaşılamasa da bununla iftihar eden. beşiktaş ile diğerleri arasındaki temel fark budur.
30 mayıs 2009 cumartesi günü denizli'den yeterli bir sonuçla dönmesi durumunda 13. -yazıyla on üç- şampiyonluğunu kazanacak takımdır. bazı medya farelerinin afkurduğu gibi 11. degil. bu kadar adi bir basınımız var işte. hazımsızlar için;
2008-2009 sezonunu kötünün iyisi denilebilcek bir şekilde geçirip sampiyon olmuşlardır .
zamanın ötesinden gelen edit : kardeşim avrupa ' da adam gibi ileri giden bi tane takımımız yok bu sene . herkes kötü işte neden anlamak istemiyorsunuz anlamıyorumki , ya da tamam lan süper bi liginiz var beşiktaş ' ta en başından beri bu en iyi ligin en iyi takımıydı .
13. şampiyonluğu ile taraftarının sevgisi zerre kadar artmayacak takım. seviniriz hoplarız zıplarız ama ligi 10. sırada da bitirseydi aynı sevgiyle bağlı olurduk beşiktaş'ımıza. başka takımların taraftarları gibi zaferlerle nükseden bir aşk değil bizimkisi, başarıya açken de çok sevdik başarılı olduğunda da. ayrıca tutmayın ağlamak istiyorum.
akmerkez'deki papermoon bu kulübün tesislerinden biri falan herhalde. her kritik maç öncesi rakip takımın yöneticileri papermoon'da ağırlanıyor ve hep beşiktaş'ın istediği tablo ortaya çıkıyor ne hikmetse. (bkz: adnan polat yıldırım demirören yemeği)
son olarak bjk yöneticisi kenan öner dün gece denizlispor başkanı ali ipek ile şampiyonun belli olacağı denizli-bjk maçına iki gün kala papermoon'da yemek yemişler. bu sırada aylardır parasızlıktan kıvranan denizlisporlu futbolcular ve teknik heyet de keops'ta sabaha kadar eğlenerek beşiktaş maçının hazırlıklarına ara vermeden devam etmişler.
mucize, tesadüf, şans, sözde büyüklerin başarısızlığı vs.. üzgünüm ama tüm bunlar beşiktaşımızın şampiyon olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. rakip görmedikleri, küçümsedikleri, eziklikle suçladıkları bir takım hakkında sesleri gereğinden fazla çıkan arkadaşlar sayesinde, taraftarlarının daha da keyiflendiği, şampiyonluğu kutlamaya başladığı takımımdır. hadi bakalım...