yediği golleri maçlara yayarak avrupa tecrübesi kazandığını göstermiştir. 8 golü bu sefer 2 maçta yemiştir. ancak iki maçın arasındaki fenerbahçe hezimeti *, bu başarıya gölge düşürmüştür.
sevenlerinin bu ara oldukça üzüldüğü spor kulübü görünümünde bir aşk hikayesi.
canım çok sıkıldığında teselli bulurum beşiktaşla ama bu ara sıkılan canıma acıyan içime dahada bir dert oluyor, ama olsun varlığın bile yetiyor nefes almaya.
ülke puanı kaybı felan degil de şu an önümde duran görenlerin agzını açık bırakan güzelim canım iddaa kuponunun içine sıçan takım.Size güvenmekle hatamı ettim ne.sadece ilk yarı tutsaydınız duburunuzu ne olurdu.
17 de 17 yapacağız umuduyla yola çıkıp ilk hafta berabere kalıp ikinci hafta da ibb ye yenilen türk temsilcimiz olan bu takım dün de kievden 4 yiyip yurda dönmüştür.
bir türk td ile bu hallere gelse o td'ü yaka paça bugün kovmuş olacak takımdı. ama şu lanet olası avrupa ezikliğimiz varya elin alamanı bilgiç bilgiç konuşmaya devam edecek. "istemeyen evinde izlesin, stadyuma gelmesin" diyecek. "60ların futbolu oynanıyor burada" diyecek. bizden de adam haklı beyler dememiz beklenecek. bu ülkenin kaynaklarına yazık.
uzun süredir düşünüyorum, futbol takımı ve taraftarı hakkında bir şeyler yazsam mı yazmasam mı diye. en nihayetinde yazmaya karar verdim. tahminen de en kötüler listeme tepeden giriş yapacak bu entry ama varsın olsun, en azından ne düşündüğümü bir şekilde ifade etmiş olurum.
ben çocukken, beşiktaş önce gordon milne yönetiminde fırtınalar estiren takım, daha sonrasında da şerefli ikinciliklerin takımıydı. süleyman seba gibi karakterli ve dürüst bir başkana sahipti o zaman beşiktaş. kendi takımım olmamasına rağmen ufakta olsa bir sempatim vardı her zaman.
bu sempati serdar bilgili'nin başkanlığı süresinde de devam etti. 100. yıllarında oynadıkları futbol belki göze hoş gelmiyordu ama çok etkiliydi, ben beğeniyordum en azından. uefa'da oynadıkları oyun, şampiyonlar ligi performansı, ligde geleni gideni tokatlamaları, kulüp yönetimi, mali açıdan güçlenmeleri... kısacası her şeyleriyle beşiktaş yükseliyordu düzgün bir şekilde. ben de saygı duyuyordum aslında. hüsnü güreli'nin şekle soktuğu kulüp ekonomisi ve doğru transfer politikasıyla çok iyi bir takım haline gelmişti beşiktaş.
taa ki 2003-2004 sezonunun devre arasında, "olduk biz" deyip yayana kadar. önce hükmen mağlup olunan samsunspor maçı, sonra ardı arkası gelmeyen puan kayıpları ve en sonunda fenerbahçe'ye yenilerek yarış dışı kalınması. işte o maçta kendi başkanına ana avrat küfretti tribünler. serdar bilgili gururlu adammış, kongreye götürdü takımı. yıldırım demirören geldi o koltuğa oturdu, hâla da orda bildiğiniz gibi.
o andan itibaren beşiktaş kendi başarısından daha çok fenerbahçe'nin başarısızlığını ister oldu sanki. fenerbahçe'yi deplasmanda, kalecisiz 4-3 mağlup ettikten bu yana da sürekli bir sikiş sokuş edebiyatı. o gün bugündür ligde fenerbahçe'ye karşı belini doğrultamamış, kritik hiçbir maçı kazanamamış olan beşiktaş'ın taraftarı her seferinde sikicez sokucaz diyebildi. gözleri kör eden lüzumsuz bir nefretten dolayı kendi önlerini göremez oldular.
sonra transfer politikası... o hep eleştirilen fenerbahçe ve aziz yıldırım'ın 90ların sonu ve 2000lerin başında izlediği transfer politikası birebir izlendi. yıldız oyuncular alındı. alındı da ne oldu peki? daha önünüzde taptaze bir galatasaray örneği var geçen seneden kalan? hiç mi ders almadınız? hayır yıllar yılı fenerbahçe aldı yıldızları da ne oldu? bi bok olmadı. eh galatasaray deseniz geçen sene taraftarı ağzından salyalar saçıyordu "ohh jo, dos santos" diye. ne oldu sonunda?
iki tane dünyada adı bilinen adam alındı diye şampiyon olunacağını mı sandınız? hah sonra da devre arasında üç transfer daha. herkes sandı ki tamam puan farkı kapanacak, beşiktaş şampiyon olacak. "17'de 17 yapıcaz." kim yapmış bugüne kadar türkiye liginde? anca kendi sahasında yapan takımlar var o da bir iki kere olmuştur taş çatlasa.
sonra transferlerden gözü dönen, salyalar saçan bir taraftar profili. yine herkesi sikicez, herkese sokucaz naraları yükseldi. beşiktaş taraftarı malesef o adamların adını bile hazmedemedi ki oyunlarını kabullenebilsin. açık oynayan buca'yı 5-1 yenince dünya şampiyonu olmuş gibi sevinip gaza gelindi, ertesi hafta belediye geldi gazı aldı gitti.
sonra uefa kupası dediniz, hedef koydunuz güzel. ama ukrayna takımlarının gelip gidip bizim büyük takımlarımızı tokatladığı gibi bir gerçek varken, "biz manchester city'i düşünüyoruz" diyecek kadar yüzeysel yorumlar yapabildiniz.
ciddiye almadığınız ama sizden daha güçlü olmasa bile daha fazla takım olan dinamo kiev size iki maçta da 4 tane salladı. beğenmediğiniz, sikicez sokucaz dediğiniz fenerbahçe sizi ilk yarım saatte 5leyebilirdi, şansı yaver gitmedi ama kendi kendinizi sabote edip yine 4 yediniz. işin kötü tarafı öyle alışmışsınız ki 2004'ten beri, her yenilgide de hakem diye ağlamanız sadece bir klasik oldu. çünkü beşiktaş yendiği zaman şerefiyle, ama beşiktaş kaybettiyse hakem sabote etti diye. siz çok mu iyi futbol oynadınız, karşı kaleyi maç boyunca ablukaya aldınız, 30 şut çektiniz, 5 topunuz direkten döndü de hakem haksız yere oyuncunuzu attı, olmayan ofsayt bayrakları kalktı vs de siz kaybettiniz. nedense her seferinde ağladınız sızladınız, nasıl daha iyi oynayabiliriz diye düşünmek yerine.
üzgünüm ama beşiktaş hatayı kendinde aramalıdır. her tökezlemede başkasına saldırıp suçu başkasına atmaya çok fazla alışmış durumda bu takım.
ha aklı başında beşiktaş taraftarı yok mu? yığınla var. bir çok arkadaşım var beşiktaş taraftarı olup, çok mantıklı ve aklı başında olan. ama o adamlar da terbiyelerinden ağızlarını açıp kendi hazımsız taraftarlarına "siz seviyesizsiniz" diyemiyor.
bu entry ile ilgili gelen olumlu olumsuz hiçbir mesaja cevap vermeyeceğim. yazdıklarımın aksini düşünen kendisini çok kötü butonuyla tatmin edebilir.
tarihinin en zor ve kötü günlerini geçiren ezeli rakip. takımda ruh gitmiş görüntüsünden başka bir boşvermişlik havası da var. mutlaka geri dönecekler ama zamana ihtiyaçları olduğu kesin böyle bir toparlanma için. futbol çok garip bir oyun ve biz onu bu sebeple seviyoruz. artık abartmadan geyiklerin de bitmesi gerektiği inancındayım, çünkü keyif alamayacak kadar baydılar. ama beşiktaşlılar için şöyle de bir tehlike var ki, o da kupadan da elenmeleri halinde seneye avrupa'ya katılamayacaklar. o sebeple çok acil düzelmeleri gerekiyor.
ve yanlış değilsem geçen tur uefa maçları arasında 2 maçta en fazla farkı yiyen takım oldular ve bu senenin en erken golünü akşam kiev'de 2:12' de yediler.
kendisine çeki düzen vermesi gereken, titreyip kendine gelmesi lazım gelen türk takımıdır, candır.
çok büyük bir revizyona gitmelidir, çok büyük.tertemiz bir sayfa açmalıdır, 70li yıllardaki başarısızlığından esintiler sunmakta, iç acıtmaktadır.
1-bu revizyona da, tüpçüden kurtularak başlamalıdır.kusura bakmayın demirören, beşiktaşlılığınıza bir sözüm yok ama birkaç yılda 7-8 teknik direktör değiştirdiniz, onlarca futbolcu geldi gitti, istenilen elde edilemedi.demek ki sorun sende.olmuyor işte, olmuyor; yeter.
2-yıldırım demirören, beşiktaş'ın başkanı olduğundan beri, beşiktaşımıza teknik direktör dayanmaz oldu, yıldo'nun yanlışlarının ardı arkası kesilmez oldu.ben, hep teknik direktörlerin kalmasından, onlara daha fazla şans tanınmasından yanaydım ama ilk defa bir teknik direktörün gitmesini istiyorum.çünkü bu adam, tek kelimeyle arsız.
türk futboluna, beşiktaş taraftarına, önüne gelene sayıp sövüyor.bir teknik direktör olarak neyine güveniyor anlayabilmiş değilim.yeter schüster, yeter.
bana kalırsa, takımı çok yakından tanıyan, uzun yıllar beşiktaşımızda top koşturmuş,birkaç yıldır da yardımcı antrenörlük yapan tayfur havutçu'yu teknik direktör yapmalıdır.her teknik direktöre karşı tavrından farklı olarak, işte bu kişiye, tayfur abimize sabır göstermeli, tayfur havutçu'yu türk alex fergusonu yapmalıdır.
3-transfer politikası değiştirilmelidir.her sene 20 futbolcu gitsin 15 tane gelsin şeklinde olmamalı transfer.kulübe menajerler adım atmamalı, oyuncu takibinde uzmanlaşabilecek bir transfer komitesi, aktif hale getirilmelidir.gündem yaratmak için değil, ihtiyacı gidermek için transfer yapılmalıdır.
4-kadro, gereksiz futbolculardan(nobre, aurelio vb vb) arındırılmalıdır.mevcut takımın defansif zaaflarını kör göz bile görüyor.o yüzden yerinde transferlerle kadro güçlendirilmeli.(andreas beck, serdar kesimal)
1903 model
Çok kullanılmış
2 ileri 4 geri vitesli
Önden arkadan yandan vuruğu var...
Beyaz renkli camlarda siyah film var...
Modifiye edilmeye çalışılmış
Q7 arması ferrari vites kolu takılmıştır..
8 kişi rahat biner...
Sorun olursa 4´ü perşembe 4´ü pazar biner...
Bir defa ingiltere´de denedik 8 kişi de binebildi...
--spoiler--
ancak şöyle de salakça bir durum var ki, hasımları beşiktaş'ın ikinci turunda elendiği bir kupada eleme turunu bile geçememişler. lakin beşiktaş'la dalga geçmeyi bir hak olarak görebiliyorlar.