çoğunlukla yerinde ve zamanında kullanmadığımız bir organımız olmasına rağmen bize bu organı verdiği için allaha şükrettiğimiz ve bazı mahlukatlarda bu organın ne işlev gördüğünü kestiremediğimiz ilginç bir durumdur.
Beynimiz uyuyan bir dev gibidir. Uzmanlar beynimizin ancak % 1'ini kullandığımızı söylemektedir. Bu durumda çok büyük bir potansiyelin varlığı söz konusudur. Biyolojik olarak incelendiğinde beyin; alt beyin, üst beyin ve sinir sistemi olarak üç kısımdan oluşmuştur. insan beyninin farkı da üst beynin gelişmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Önceleri beynin büyüklüğünün zeka gelişimindeki ana faktör olduğu düşünülmüştü. Ancak gözlemler bunu doğrulamadı. Sonra beynin kıvrımlarının gösterdiği artışın zekanın asıl kaynağı olduğu saptandı. Bu kıvrımlar her hücrenin diğer hücrelerle yapmış olduğu birleşmeler arttıkça, fazlalaşıyordu.
Çarpıcı bir benzetmeyle insanı bir bilgisayara benzetirsek beş duyumuz klavyeyi, bilinçaltımız hard diski temsil etmektedir.
Davranışlarımız ise hard diskten ve klavyeden gelen bilgilerin görüntülendiği monitöre benzetilebilir. iç programlarınız ne ise davranışlarınız bunların hayata yansımalarıdır.
sanılanın aksine beyin bir bütün olarak makine gibi, bilgisayar gibi bir işlem için el ele verip tek kanal yoluyla herşeyini seferber edip çalışmaz. beyin temsili demokrasilere benzer belli durumlarda. bir nevi kendi içinde de çatışma yaşayan kısımları vardır. en basitinden sigara içmek isteği(dürtüsel kısımları devrede beynin) duyan birinin korteksini devreye sokup uzun vade düşünüp, planlama yapıp yok ama içersem şu şu olur diye kendince düşünmesi örnek verilebilir. beyninizde planlama olmasaydı,(kortekslerde sorun olsaydı misal) dürtülere yenik düşüp sigara içmemeliyim bile diyemezdiniz muhtemelen.