istanbul' a kaptırdığım asil prens. asilliği lafın gelişi değil, gerçektir, doğuştan asildir o. ciddi konuların ciddi tartışmacısıdır, çevresini etkilemek için değil, sohbete ortak olmak, dert anlatmak, dert paylaşmak için konuşur.
taraftarı başını asla eğmeyen istikrarsız ama asil beşiktaş...
kendini angelina jolie ya da monica belluci zanneden bursa kızları...
sokrates' ten sartre' ye felsefe...
daha neler neler konuşulur onunla. sohbeti özlenmiştir. kısacık yaz aşkımı özlemiyorum, biricik dostumu özlüyorum. istanbul' a gitmek için bir diğer önemli sebeptir kendisi. diğeri için; (bkz: çok kastım 29 karakter rumuza)
17 ocak 2009 disko krali zirvesi dönüşünde zirvenin 3 ayağı olan taksimde karınlarımızı doyururken kendisinin ortalarda olmadığının farkına vardığım yazar. sanırım kanal d binasının orada unuttuk kendisini. *
doğum günü çocuğudur. tabi kendisi artık sözlükte yazmayınca kimse de hatırlamaz oldu bu etli prensi.*
aslında bu adamın kaprislerine niye katlanıyorum onu da anlamış değilim ama seviyoruz işte kendisini. son zamanlarda yaşadığı bütün aksiliklere rağmen hala direnmesini ise ayakta alkışlıyorum. gerçi verdiğim faideli bilgilere dayanamayıp isyan etmiş olsa da...
doğmak ona göre süper bir şey olmasa da hala yaşıyor olmasından dolayı doğum günün kutlu olsun prensessiz prens. mutluluk senin de hakkın ama bazı haklarımızı hangimiz hak ettiğimiz halde alabildik ki?
seviyorum lan seni.
sesimden nasıl olduğumu anlayan, unuttuğum şeylere rağmen her zaman ki anlayışlı tavrını takınan pirens..
insanlar bazen uzak düşerler, bazen oluverir öyle işte.. ama beraber geçirilen zamanların hatrını unutmamaktır mühim olan. ve verilen değerler. insanlara verdiği değeri ve bu kavramı hala sorgulayanlara inat; hep kendimizde aradık suçu, aslında suçsuzluğu..
anlatmaz çoğu zaman hayvanlara derdini; olsun o hala insan.. tepeden bakar görünür çoğu zaman; yitirebileceği hala bir şeyler olduğunun farkında olduğundan..hem olsun büyüyoruz bak.. bugün ben yine saçma sapan şeylere sinirliyim ve sen yine yorgunsun. pek değişmiyor hayatlar. kolayca değişmiyor hiç hem de.. zaman gelecek aptal aptal sırıtacağız hayata. anne kokulu evlerde çocukluğumuzdan bahsedeceğiz yine ve üşüyüp battaniyelere sığınacağız bu sefer.
burun akıntısı yer çekimine karşı koyarken, zorla bitki çayı içerken, sokaklarda avare dolanırken, kafası karışıkken, koşullar sıkıcıyken, tüm olumsuzluklara rağmen; her zaman iyi bir adam. ve hayatımda gördüğüm en anlayışlı insan. ve gerçekten iyi bir dost.
zamanla değişecek bir şeyler
zamanla iyiye gidecek
yani öyle umuyorum.
-yanmalısın sönmelisin ruhları incitmeli
inanırken yalanlara delirmiş olmalısın!
bakmalısın, görmelisin, acıyan yerler neresi?
varmak için heplere, önce hiçi göze almalısın-
hiçbir saçma yazısına denk gelmediğim, çok iyi bir yazar.
en azından insanların cinsel tercihleri, aileleri, bekaretleri ile uğraşan iğrenç insanlara göre kat kat kaliteli bir kişi modeli oluşturdu gözümde.