Ölen masum bir çocuğun ardından "oh olmuş", "ne işi varmış" gibi saçmalıklarla nefret kusan, insanlıktan nasibini almamış, her bir insan hayatının kıymetini kavrayamamışlarla boşuna muhattap olup sinirlerinizi bozmanın, o tip şeyleri de paylaşarak nefreti körüklemenin bir faydası yok.
“Karanlık karanlığı defedemez: bunu sadece ışık yapabilir.Nefret nefreti defedemez: bunu sadece sevgi yapabilir.„
— Martin Luther King Jr
iyiler daima kazanır, kaybettiklerinde bile. Siz sadece iyi olmaya devam edin, aydınlık er ya da geç kendiliğinden gelecektir.
berkin ÖLDÜ ama olsun; bilal' in 100 milyon avro'su oldu, ebru gündeş' in çocuğu babasına kavuştu. bunlar bize teselli oldu. düşünsenize ya bilal' in 100 milyon avro olmasa ya ebru gündeş' in çocuğu babasından uzak yaşasa ne kadar üzülürdük ne kadar ağlardık öyle değil mi?
"üzerinden siyaset yapıyorlar" diyen vicdan yoksunu insanları gösteren çocuk.
kimse siyaset yapma derdinde değil, herkes ağlıyor.
ben gözyaşlarımı klavyeden silerek yazıyorum,
"emri ben verdim" dediği geliyor aklıma sadece, siyaset yapmıyorum,
ama
"destan yazıyorlar" dediği geliyor aklıma, siyaset yapmıyorum, yapmıyoruz
ama
aklıma hastane önündekilere "müdahele" ettiğiniz geliyor aklıma, siyaset yapmıyorum,
ama
"aliyi arkadaşları dövmüştür" dediğiniz geliyor aklıma, siyaset yapmak değil niyetim-iz,
ama, geliyor aklıma
"çocukken ekmek alışlarım" da geliyor aklıma benim, kartopu oynadığım günler geliyor,
"anne arkadaşımı eve getirebilir miyim" dediğim geliyor aklıma, aynı elvan gibi,
kapıya arkadaşlarımla su içmeye gelişlerim geliyor, top oynuyorduk 14 yaşındayken,
niyetim siyaset yapmak değil onun üstünden, alçaklık onun üstünden siyaset bile yapmaya tenezzül etmemekte, alçaklık ziyarete dahi gitmemekte,
bir de bulutlar gelince benim aklıma, hemen yağmur yağıyor.
Sol kesimin ölmesini dört gözle beklediği ancak ne akpartililerce ne de solcularca ölümüne zerre kadar üzülünmeyen, masum veya değil sonuçta hayatını kaybetmiş bir insan evladıdır. Allah anne babasına sabır versin. Üzerinden pirim elde etmeye çalışan, intikam diye höykürüp ortalığı velveleye veren orospu çocuklarının da bin belasını versin. Berkin öldü diye Akpartiye oy veren arkadaşına düşman kesilecek kadar adisin ama senin götünü yaladığın CHP, MHP, bdp, ip, tkp, kolektifler gibi adları aklımıza gelmeyip burada zikredemediğimiz aynı bokun laciverdi bilimum orospu cocuğu topluluklarını haklı göstermeye çalışarak mı savunuyorsun sen berkini.
Hassiktir oradan lan.
daha hala eylemlere katıldı katılmadı tartışması üzerinden ölümü haklı gösterilmeye çalışılan çocuk. tekrar ediyorum kafanıza dank etsin diye, çocuk.
"eyleme katılmış, öyleyse öldüğü iyi olmuş". "ethem sarısülük terör örgütü mensubuymuş, öldüğü iyi olmuş". "solcuymuş, iyi ki ölmüş."
sizin kafanızı, zihniyetinizi, aldığınız eğitimi sikeyim.
bak bakalım binlerce masum insanı, çoluk çocuk, asker, sivil demeden on binlerce insanımızı öldüren adam nerede şu anda? astık mı? kestik mi? kazığa mı oturttuk? hayır. ceza sarayında paşalar gibi dinleniyor, bir yandan da hükümete akıl veriyor, yeri geliyor ayar çekiyor.
bir suçun cezasını verecek kurum, polis teşkilatı değildir. daha "halkın malını ve canını korumak" görevini dahi yerine getiremeyen, neden bu kadar gaz sıkıyorsunuz diye sorunca "naapıyım, osurayım mı?" diye cevap veren bir dingil tarafından yargılanamaz innsanlar. cezaları infaz edilemez.
daha yargının ne olduğunu bilmeyen insanlar var. çok yazık. biliyorum çoğunuz 15-16 yaşlarında çocuklarsınız. ama biliyorum ki aranızda yirmili otuzlu yaşlara gelmiş, hatta daha da yaşlı başlı adamlar var. çoluklu çocuklu olanlar var. sözüm onlara. azıcık çalıştırın şu saksıları. bir düşünün en azından "madem bizim polisimiz kimin hangi cezaya çarptırılacağını biliyor, bunu da gayet güzel yerine getirebiliyor, o zaman biz neden yargıçlara, hakimlere, savcılara, avukatlara bu kadar para ödüyoruz?" diye. en azından bunu düşünebilecek kadar kullanın şu beyninizi. tabi bunun için insanda biraz da vicdan olması lazım.
bir takım insan görünümlü vicdansız piçlerin ağzına sakız olmuş rahmetlidir. çocuktur. ekmek almaya giderken polisin attığı gaz kapsülü kafasına gelmiştir. seni beni korumakla yükümlü polisin hedef gözeterek attığı gaz.
pkknın öldürdüğü kişilerde üzülmediniz diyenler, diyarbakırda barzani ile kolkola olan megri megriciler siz değil misiniz? doğu turkistan için devlet düzeyinde ne yapıldı?
insanların samimiyetini sorgulamak sana mı kaldı?
bu çocuğun katili devlettir. insanlar yasal hakları olan protestolarda orantısız şiddet görürken, polis sözümona destan yazarken ekmek almaya giden berkin bir polis tarafından öldürülmüştür. emri veren de itiraf etmiştir. velev ki eyleme katıldı devletin bir çocuğu öldürmeye hakkı yok.
sen "ono özölmödönöz derken" önce bi ağzına aldığını çıkart, sonra şimdi bu yaladığım devlet bu kişileri niye koruyamadı, bu kişilerin katili ile neden ve neyin pazarlığını ediyor bunu düşün sonra insanların samimiyetini sorgula.
katili önce kendisini bu terörizm olaylarına katılmaya gönderen terörist sempatizanı anası babası, sonra da seve seve bu terörizm olaylarını başlatan vatan hainleridir. el birliğiyle bu çocuğu katlettiler. şimdi de utanmadan daha zavallı çocuğun vücudu soğumadan üzerinden siyaset yapıyorlar.
görevi sivil halkı korumak olduğu halde, protetocu gruplara yönelik müdahalelerde birincil görevi sivil insanların hayatlarını ve mallarını korumak olduğu halde bir çocuğun kafasına nişan alarak ateş eden polis tarafından katledilmiş(artık o her kimse) çocuk. eğer bu olay istem dışı gelişmişse taksirle adam öldürülmüş olur, bilerek ve isteyerek gelişmişse kasten adam öldürülmüş olur. ama bu olayı çeşitli sebepler ve bağlantılarla başkalarına yıkmak bana tuhaf ve anlamsız geliyor. anlamsız olduğu kadar da yanlış. bunu iki şekilde yapıyor insanlar:
1. kesim, tüm bu olayların sorumlusu olarak başbakanı gösteriyor. arkasında yatan sebep de belli, bazı demokratik hakları çiğneyerek halkı sokaklara döken en başta başbakanın kendisi. yani başbakan böyle davranmasaydı halkın bir kısmı sokaklara dökülmeyecekti. öte yandan polis teşkilatını kendisine sadık insanlarla doldurarak polisi hükümetten tarafa duruş sergilemeye zorlayan, bir yandan da onları halka karşı kışkırtan, eli kanlı adamları "kahraman" ilan eden de başbakanın kendisi. dolayısıyla bunun en baştaki sorumlusu ve daha da önemlisi, berkinin katili başbakandır diyenler var.
2. kesim ise olaya zıt yönden yaklaşıyor. onlar da diyor ki, en başta sokaklara dökülen insanların istekleri meşru istekler değildi. kendi kişisel çıkarlarına yönelik konularda bir tepki göstermek için toplanmışlardı. öte yandan, öyle olsun olmasın, bu insanlar eylemleri çığırından çıkararak, eylemleri haddinden ileri götürerek ve demokratik bir şeklin dışına çıkararak polisleri kışkırttılar ve böyle bir sonuca sebep oldular. ve onlar da yine diyorlar ki, berkinin katili gezi eylemcileridir.
her iki düşüncenin de hukuken ve hakkaniyet açısından mantıklı ve tutarlı olmadığını söylemeye bilmiyorum gerek var mı? ama yine de dilim döndüğünce anlatayım neden mantıksız bir sonuca ulaştıklarını. öncelikle belirteyim ki her iki tarafın da mantıklı bir çıkış noktası var. 1. grup başbakanın anti-demokratik, sert tutumunu dile getiriyor. diğer kesim ise protestocuların, diğer insanların mal ve can güvenliklerini tehdit eder boyuta gelmelerini eleştiriyor. her ikisi de mantıklı. iyi güzel de, burada işlenen bir fiil var ve bunun sorumluları var değil mi? nasıl oluyor da berkin elvanın ölümünü, kusura bakmayın ama böyle dandik sebep-sonuç ilişkileri sonucunda başbakanın ya da gezi eylemcilerinin üzerine yıkabiliyorsunuz? bakın sorumlu tutmaktan bahsetmiyorum, direk bu insanları katil ilan ediyorsunuz siz. ve bunu da kafanıza estiği şekilde yapıyorsunuz. yoksa berkin elvanın ölümünde sorumluluk yükleyebileceğimiz pek çok kişi, kurum var. ama katil ilan etmek? orası biraz tuhaf.
ayrıca ben bu durumun bir ikiyüzlülük yarattığına da inanıyorum. siz bir çocuğun ölümünü, katledilmesini kendi davanız için kaldırım taşı haline getirmeye çalışıyorsunuz. ya başbakana nefretinizi kusmak için bir alet olarak kullanıyorsunuz, veya protestoculara. ben arada çok büyük farklar göremiyorum.her ikisi de rezil bir uğraşı.
öte yandan asıl önemli olanın, asıl katilin gündemden düşmesine sebep oluyorsunuz. asıl katil, bu çocuğu o silahla vuran ya da vuranlardır. bu tarz olayların gezi eylemleri boyunca pek çok kez yaşandığını da hesaba katacak olursak, bu olayın münferit bir vaka olduğunu söyleyemeyeceğimiz çok açık. belli ki polis teşkilatının çok ciddi hataları ve eksiklikleri var. belli ki bizim polisimiz, elindeki silahın halkın canı ve malını korumak üzere kendisine emanet edildiğinin farkında değil. hatırlar mısınız, eylemlerde protestocunun birisi "bizim vergilerimizle alıyorsunuz o maaşı" diyerek polislere sitem etmişti. sonra da polislerden birisi bir miktar para çıkarıp "al senin bana hayrın olsa olsa bu kadardır" diyerek parayı o adama vermişti. işte sıkıntının temelini oluşturan nokta da burası zaten. biz sadece bu insanların maaşlarını mı ödüyoruz vergilerimizle? sadece bu kadar mı? bir düşünün bakalım, elinizde silah, belinizde cop, arkanızda tomayla istiklalde gezebiliyor musunuz normal bir vatandaş olarak? tutup da toplumsal bir olay olduğunda, bir arbede çıktığında tanımadığınız insanlara biber gazı sıkabiliyor musunuz? havaya bir iki el ateş edebiliyor musunuz?
biz polislere bu hakları veriyoruz. normalde elinde silahla etrafta dolaşana mafya deriz, terörist deriz, en hafif olarak maganda deriz. ama biz bu insanlara polis diyoruz. çünkü onlar bizim yetki verdiğimiz, bizi korumaları için gerekli teçhizatla donattığımız profesyonellerdir. onların bizim malımızı ve canımızı koruyabilmeleri için, suçluları etkisiz hale getirip yargının eline teslim edebilmesi için gerekli olan yetkiyi ve ayrıcalığı veririz onlara.
peki bakın bakalım, polisin gezi eylemlerinde içinde bulunduğu tutum bununla açıklanabilir mi? bir çocuk vuruluyor polis tarafından. hem de başından. daha niceleri ölüyor, yaralanıyor ya da ucuz atlatıyor bu türden saldırıları. ve bir kesim bunu savunmaya kalkıyor "yahu kardeşim siz de olsanız aynısını yapardınız" diyerek ya da "canına tak ettirmişsiniz adamların" diyerek. böyle bir kafa yapısı olabilir mi? bu insanların işi bu. bu gibi durumlar için eğitim alıyorlar. biz onlar da bizim gibi davransın diye vermiyoruz ellerine silahı. ona bakılırsa ben bir doktor da değilim. dolayısıyla kalbi durmuş bir insana nasıl müdahale edeceğimi bilemeyebilirim. veya cerrahi operasyonları nasıl yapacağımı bilemem. ama ben bilemem diye, ne yapacağını bilemeyip bütün hastalarının ölümüne sebep olan bir cerrahı da "ben olsam ben de kurtaramazdım" diyerek haklı çıkaramam.
toplum olarak meseleleri ne zaman aklı selimle çözmesini öğreneceğiz bilmiyorum. ama bu büyük bir sıkıntı. bu kafa yapısı öyle tehlikeli ki, bir asır önce işlenen bir suçtan dolayı o olaydan haberi bile olmayan bugünün insanlarını yargılatabilir size. asıl katili bir kenara bırakıp, asıl suçluları, ve sorumluları bırakıp binlerce km ötedeki hayali düşmanlarınızı sorgulatabilir. aman diyeyim. uzak durun.
Ekmek almaya giderken öldürülen, katledilen çocuk.
14 yaşında.
15 yaşında toprağa giren çocuk.
Anasının kokusuna doyamadan toprağa giren çocuk.
şehit edilen, melek olan çocuk değil 14 yaşında 200 küsür gün komada yatıp 16 kiloyken ölen çocuk.
kafasına gaz fişeği yiyen çocuk.
daha küçük bir çocuk.
Affet bizi berkin.
unutursak kanımız kurusun.
bir resim vardır onca gürültülü görüntü arasında
hiç aklımdan çıkmayan
hani bunu mutlaka birine anlatmalı dedirten cinsten
nasıl olsa kaydedilmiş bir hayat parçası
orta yaşın hafif üstünde
düzgün bir kadın
düzgün bir yolun ortasında
düzgün bir binanın önünde bağırıyordu
ama yapmayın o daha bir çocuk
hala sırtına havlu koyasım var
vakitsiz terlemelerde üşütmesin diye
yapmayın o daha bir çocuk
ama yapmayın diyordu kadın
o daha bir çocuk
düzgün metallerle kaplanmış
ve hiç penceresi olmayan
bir cezaevi aracının içindeydi
onaltı yaşındaki çocuk
yüzü görünmüyordu çocukların
sadece bir tanesinin eli
Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı.
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür,
Devlet dersinde öldürülmüştür.
(Ece Ayhan)
bu insanların samimiyetsizlikleri artık komiklikten çok sıkmaya başladı.
şimdi öncelikle şunu belirteyim,
bu video'daki çocuk kadar bana acı vermemiştir berkin'in ölümü.
öncelikle insanların düşman olduğu partiye bu denli düşman olup, sokaklarda eylem yapıp ardından ölümler gerçekleştiğinde bık bık ötüyorsunuz.
bu çocuğun ölümü devletin değil, gezi parkı direnişlerine katılanlarındır. boşuna suçlu aramayın gidin aynaya bakın. sizler orada ne için duruyordunuz ve napıyordunuz? devletin hiç müdahale etmemesini mi bekliyordunuz? iç savaş çıksa da etrafı yağmalasak zihniyetinde dolaşan insanlar varken hiç bir devletin bu gezi parkına müdahale etmemesini mi bekliyordun? o kadar kişi silahla mı dağıttırmayı düşünüyordun? siz ve sizin gibiler orada işleri neydi? oylarla iktidara gelmiş bir partiyi böyle isyan çıkararak iktidardan indirmek için mi? demokrasi, özgürlük anlayışınız bu mu? iyi şimdi samimiyetsiz samimiyetsiz berkin diye ağlamaya devam et. zaten 1-2 sene hiç bir şeyi hatırlamayıp hayatına devam edeceksin.
etrafında bunca çocuk yok yere ölürken isyanın yok muydu keke? senin yüzünden ölen bir çocuğun suçunu şimdi başkalarına atmaya çalışıyorsun!