muhteşem bir klip çekilmiş muhteşem bir şarkıdır.
bir vakitler basit bir korkudan terk edildiyseniz, size hala küçük bir çocuğa bakarmış gibi bakıyorsa, hatta çoğu zaman kendinizi küçük bir çocuk gibi hissediyorsanız ağlatabilir.
"belki korkuları hayallerimiz boğar
o masal günü gelinceye kadar; susuyorum"
en güzel soner arıca parçasıdır. sözleride şöyledir;
Git hadi git ciğerim yanıyor.
Son gece bu beni sevsen ne olur.
Kim saracak beni kim sevecek.
Dur dokunma yüreğim acıyor.
Sevme beni sevdalardan vurgunlar yedim.
Bana çok gördüğün aşkı sen ellere ver.
Terk edilişim ilk değil alışır gönlüm.
Sevilmeden sevmek var ya o daha beter.
Hadi beni öldür beni unut,
Hadi beni göm yalnızlığa,
Hadi bana hepsi yalan de,
Beni bırakma...
çok güzel, animasyonlu, kısa film tadında bir klibi bulunan feridun düzağaç şarkısıdır. beni bırakma'lar içinde belki de en güzelidir. aslında klip niyetine kullanılan kısa film şarkıdan önce hazırlanmıştır. hatta beni bırakma şarkısı bu klip f.d. tarafından izlendikten sonra direkt bu görüntüler üzerine yazılmıştır. uzun süren telif hakları falan filan gibi prosedürlerden sonra şarkı ve klip birbirine kavuşmuş, şahane olmuştur.
gel bak bir avucumda gökyüzü var hala
ötekinde kayıp giden yıldızlar la laaa
korkular da benim, umutlar da
beni bırakma...
--spoiler--
O masal günü gelinceye kadar; susuyorum
--spoiler--
gibi kişisel tarihimde harikulade bir yere sahip olmuş şarkı. durumlar değişir zamanla lakin şarkılar aynı güzellikte mi kalır, yada beni bırakma bilinen güzellik sınırlarının üzerinde mi bilemedim.
Söylemeyi çok istediğimiz ama gururumuzu hiç etmeyi göze alamayarak söyleyemediğimiz, sanki söylediğimiz de kendimizi aciz gibi hissedeceğiz izlenimi veren, sanki imkansız gibi bir istek.
giden insanın ardından son bir sesleniştir. sevmediği bilindiği halde bıkmadan sevilen tek taraflı sevgiliye söylenebilecek en güzel şarkılardan biri, mükemmel bir soner arıca şaheseridir. sevilmeden sevmenin insana bu kadar koyduğu bir şarkı daha olamaz sanırım.
son bir umutla; yaşananların yalan olması, sevilenin geri dönüp sarıp sarmalaması beklenirken gerçekle yüzleşmekle insanı apayrı darma duman eder. tuhaf bir hissiyata büründürür insanı. bir anda "ah ulan ahh" derken bulursunuz kendinizi istemsiz...
söylemek istenip bir türlü söylenemeyendir. kişinin yaşadıklarıyla biraz daha zor gelir telaffuz etmek. ama yürekte hep bir dilek olarak yer alır*
sonunda bu dünyadan göçüp gitmek olduğu için tutulması imkansızlaşan ama sonunu bile bile yan yana olmanın verdiği mutluluk bir ömüre bedel olduğunda hissedilen, istenilen durum.
aslında söylenmek istenmeyen, gurura yedirilemeyen ama içten içe haykırılan sözdür. son bir yakarıştır. gözler yaş içinde, kalp kırık, dudaklar kenetli...
gidişe engel olmak için çırpınışların ardından söylenen söz. feridun düzağaç da çok güzel anlatmış bu süreci. önce demiş ki, "gel bak bir elimde gökyüzü var hala". burada anlatılan gökyüzü ne ola ki? geceleri camdan bile bakmadığımız ama orda olduğunu bilmdiğimiz gökyüzü mü? değil işte! eğer bu şarkıyı ve feridun'un diğer şarkılarında geçen kelimelerin gerçek anlamıyla kullanıldığını düşünüyorsanız, şarkılardan bir şey anlamayacaksınız demektir.
ne zaman feridun dinleyen birine rastlasam soruyorum, dostum burda ne demek istiyor bu adam, diye. bilmiyorlar ki feridun kelimeleri ve notaları dünyada var olan nesneleri iç dünyasında değiştirmekte. zaten bunun için bir şeylere isim vermenin yanlış olduğunu düşünüyorum. bak işte, gökyüzü sana göre hep duran, dünyayı çevreleyen bir tabaka. ama o'na-bana öyle değil. elinde tuttuğu gökyüzü sevgisi. sonsuzluğa denk gelen bir gökyüzü.