ben bu yazıyı sana yazdım

entry31009 galeri293
    828.
  1. ben bu yazıyı sana yazdım sevgili çırak hasan...

    her sabah yere siftah diye attığımız parayı zart diye kasaya geri atma lan... * *
    3 ...
  2. 827.
  3. hep bi acele, bi sabırsızlık...

    öyle alışmışım ki her şeyin yolunda gitmesine, hayat bana güzelmiş...
    * *
    umutlu, mutlu ctrlshiftenter... *
    4 ...
  4. 826.
  5. bıraktığın yaranın üzerine basacak tuz var mıdır?
    yara mı daha çok acıtır yoksa tuz mu?
    neden sadece devam edemiyorum?
    neden sensiz olmuyor?
    çok mu bulunmazsın, yoksa ben mi sana çok anlam yükledim?
    aslında olman gerekenin yarısı kadar var mısın?
    kalbin mi peşinden gitmeli, beynin mi?
    ve neden ikisinin sonucunda da gene benim canım yanacak?
    labirentteki fare gibiyim, her yer çıkmaz yol...
    bir yerde çok fena hata yapıyorum ama nerde bilmiyorum.
    6 ...
  6. 825.
  7. bu sabah bir umut var içimde.. sanki eski günler geri gelecekmiş gibi.. yüzümde kocaman bir tebessüm herkese gülümsüyor ve sohbet ediyorum uzun uzun.. bu sabah bir umut var içimde yeniden güzel olucakmış gibi giden günler gelicekmiş gibi. Umutlarımı yıkmadan gelirmi acaba günlergeri Tarih tekerrür edermi..

    bu sabah bir umut var içimde.. Senin bütün soğukluğuna inat sımsıcak bugün yüreğim.
    6 ...
  8. 824.
  9. bu sefer hiç beklemeyin süslü cümleler. gayet düz olacak. hakettiğiniz kadar...

    günlerdir yaşadıgım bayılma seansları, sinir krizleri, gördüğüm hayaller ve evden çıkamamamın sebebi sizsiniz.
    uyuyamıyorum, yemek yiyemiyorum, nefes alamıyorum...
    20 senedir bir gün geçer elbet diye sabreden bedenim ve ruhum artık can çekişiyor.
    içtiğim sigaranın haddi hesabı yok.
    ne için çalıştım ben bunca zaman, en sevdiklerimi arkamda bana öylece bakarken bırakıp gittim?

    başardınız en sonunda gözlerinin içi bile gülen küçük kız çocugunu hergün ağlatmayı, nefret etmeyi siz öğrettiniz bana!
    sorularımın cevaplarını bulamıyorum. her yanlışta 4 doğru daha gidiyor...
    ağır geliyorum artık hayata.
    yaşamak güzel bir düştü, hep kırıntılarıyla avundum...
    hakkım olana doğru yaklaşıyorum şimdi... belki daha iyi olacak, belki kötü. düşünmüyorum. umrumda da değil!

    annem, babam, kardeşlerim, arkadaşlarım, sevgilim...
    hepiniz artık sadece rüyalarımda gördüğüm gülen gözlerim kadar yalandansınız!

    son dakikalarımda yine gülümsüyorum size. kendi cennetime gidiyorum...
    ağzımda sigara, elimde bir falçata ve herzamanki gibi kulagımda epica...

    hoşçakalın...!

    zorunlu edit: (bkz: #4303429)

    şöyle bir entry de aynı şekilde bitiyor. ve çok pis bunalım. oha! hatta tüm yazdıklarım mı öyle ne?! evet doğru bildiniz...
    manyak mıyım lan intihar etmeden buraya nokta virgül cümle düzeni kasıp yazı yazıcam?!
    20 ...
  10. 823.
  11. soyunan ben değildim de; neden bu kadar hafiftim? yokum sanki. "gözün gördüğüne inanmak" olmasaydı; "yokum" derdim tabi.
    üstümü yokladım... giyiniktim ve somut olan her uzvum yerindeydi de eksiktim yine.
    soyunan duygularım, ayaklarımın dibine sıyrılıp atılmış bir kıyafet gibi dağınıktı. toplayacak gücüm, acelem yoktu. kalkanlarımı kaldırıp, dikenlerimi törpülemiştim. zamana bırakmıştım kendimi savruluyordum lodosta. lodosu gelmişti havanın... duygularımı karma vakti... ve başlıyorum!
    duygularımın toparlanmasına yardım edecek sesini duydum önce. "geldim" diyen bakışlarını fark ettim sonra. her konuşma sonrası gülümseyişimi sorguladım gecede. seni ve beni düşünmek için çok boş zamanım vardı. hislerime zamanı ekledim ve doğum...doğduk...
    sen sevgilim, yüzüme dokundun, saçlarımı sevdin küçük aralıklarda...
    gözünü yoldan ayırıp baktın ve "az kaldı 'biz' olmaya" dedin.
    şehrime geldiğin o gece ilk sarılışın, şehrime bırakıp şehrine giderken sarılışın... ve sonra yine geldin, yine... yanında kendimi iyi hissettim ve kendimi sorguladım dedim ki; "gel artık"...
    ve şimdi...
    çıplak olan ruhummuş sevgilim, giyindir beni ve sarmala üşümüşüm...
    sevdiğin şarkıyı aç, sevdiğim şarkıyı. sevdiğimizi... yolumuz uzun.
    *
    5 ...
  12. 822.
  13. yine akşam oldu sensizliğimde benim bensizliğinde bilmem sen nerde...

    oysa ki ne güzel oluyordu bir elmayı paylaşırken gözlerinde ki gülüş bendeki paylaşmış olmanın verdiği sevgliyle karışık mutluluk.

    istanbul sevgilileri alıp en güzel vapurlarlar ile tur attıran istanbul sevglileri alıp toprağın en alt tabakasına atan. ne aşklar yaşanmıştır leyla ile mecnun gibi bazende kerem ile aslı misali sadece bana mı yaşatır tam olmuştu derken yalnız bir adaya düşmek rubinson Crusoe ve hayta cama gibi.

    hep aşk aşk deriz de insanı yalnız bu mu bunalıma sokar. yok be arkadaş uzun zaman önce rastladı ve geçti gitti sadece bazen hüzünlere boğar bir kaç kadeh içinde aniden bu hüznün yerini felekten bir gece çalar.

    yine bir aşkam daha efkarla karışık neşeli bir adam. nereye baksa gitmek istediği bilmediği uzak birkaç şehir kasabası. deniz kenarı, etrafta balığa çıkmak için bekleyen takalar, kurulmuş mangal daha yeni açılmış bir şişe rakı ve tamamlayan balıklar.

    hoşgeldin diyenlere 'hoşbulduk' der. içten bir sesle kaçmak istediklerine 'elvada' der...
    5 ...
  14. 821.
  15. bu da diğer 1111 entry gibi okunmayacak, eminim. ben de okumadım çünkü hiç birisini. zaten yazarların huyudur uzun yazıları okumamak ama kendi yazdığı entry okunmadığında da ona buna söylenmek.. belki ilk entry okunmuştur. her neyse burada okunan ve okunmayanlar hakkında yorum yapmayacağım. bir çoğu gibi aşktan da bahsetmeyeceğim ki zaten birazdan sen diye hitap edeceğim, "sevgili" değil bir "dost".

    hala şaşkınım olan bitene. etrafımda erkek arkadaşı istedi diye son verilen birçok arkadaşlık gördüm, ama etrafta bizimkisi gibi bir arkadaşlık görmedim. dolayısıyla olabildiğince gereksiz bir yalnızlıktayım. benim kadar değilsin sen. tercihini lehine kullandığın birisi var nihayetinde. "ben mi o mu" yapanların ne kadar aptal olduğundan bahsetmiştik. hiç de sevememiştim o aptalı zaten. en başından beri bir arkadaşlığı kıskanıyordu ve benden bunu anlayıp gitmemi bekliyordu. gitmek mi? aklımın ucundan bile geçmiyordu. şimdi gitmek zorunda olduğum bu yerde, senin beni gark ettiğin bu yerde rüyaların sen tarafını kolluyorum. daha sonra da ayrıntısına kadar not alıyorum. bir gün döndüğünde "bunlar oldu sen yokken" diyebilmek için. hüzne benim kadar gömülmüş olacağını sanmıyorum. tercihlerin izin vermez buna.

    çok farklı bir arkadaşlığımızın olduğunu kimsenin anlayacağını sanmıyorum. çünkü herkes kendisini farklı ve özel sandığı için öyle düşündüğümü sanıyorlar. asıl sanrı içinde olanlar onlar.

    son 2 ay çok güzel idare ediyordum. sensizliğe alışmıştım ama şimdi seni en çok gördüğüm yerde olmadığın için yokluğun olduğu yerden en derinime ataklar yapıyor. dayanmaya çalışıyorum. hala yitirmediğim umudumu "belki bir gün..." cümleleleriyle körüklemeye ara vermiyorum.

    dayanmaya çalışıyorum fakat diğer yandan da mantık çıkageliyor... her şeyden sonra, yedi aydan sonra, o umursamamazlıktan sonra, o tercihten, o geceden sonra, o boşvermişlikten, o aradan sonra ne diyebiliriz birbirimize. üzgün olmak tüm o kırgınlığı silebilir mi ki? üzgünüm yine de. suçlu birinci şahıslar olmaz asla bu masallarda ya işte öyleyiz. ben bu yazıyı okumaman üzere sana yazdım. çünkü umursuyor olsaydın çoktan düzelirdik. bu entry'i girecek ruh halinde olmazdım. nitekim, ben bu yazıyı sana yazdım umudum.
    8 ...
  16. 820.
  17. yeni mutluluğun ve bulduğunu sandıkların, her akşam saçlarına taktığım yıldızlarımdan parlak mı?
    söylesene...

    mutlu ol...
    8 ...
  18. 819.
  19. zaman ilaç olur derlerdi bir şeylerden geçebilmek için.palavraymış.zamanın yaptıgı tek şey karmaşasına ayak uydurmamızı saglamakmış.o karmaşada kaybolmamızı ve unuttugumuzu sanmamızı.oysa kaçırdıgımız bir şey varmış,gece olupta sessizlik çöktügünde,zaman durgulaştıgında,ve insan kendiyle başbaşa kaldıgında o sessizligin içinde, kalbindeki sesi duyarmış.öylesine hızlı ve kırık.şimdi zamanın karmaşasına ayak uydurmaya çalışıyorum.öyle beceriksizimki, senden geçemeyen ben kendimden geçiyorum.sonra hayata sövüyorum,kendime,sana,sensizligime.zamanın acımasızlıgına,pişmanlıgımı ekliyorum.ve her defasında bu son diyorum.çünkü her defasında canımı acıtıyorum.
    sen,hiç başlayamamış ve sonu olmayan bir hikaye.senin için anlamsız benim içinse hayat.eger birgün, aklıma geldiginde gülümseyebilmeyi başarırsam eskisi gibi,işte o zaman bir sonu olucak sensiz ve seninle dolu,belkide çoktan bitmiş olması gereken bu hikayenin...
    5 ...
  20. 818.
  21. teşekkür edemedim ben sana. bir yıl oldu gelicem deyip gelmeyeli,karşında ağlamayalı,gülmeyeli. bekledin beni belki de unuttun arada gitsem mi konuşsam mı dedim. demiştin ne zaman istersen gel diye. gelemedim...

    son konuşmamızda bıraktım oraya aklımda ne varsa, beni o hale ne getirdiyse. daha iyi oldum ama o günden sonra canım daha az yandı iyileştim işte. derdin ya kafanda hepsi anladım ne demek olduğunu.

    bir daha öyle hissetmedim yeniden domuş gibi, başka bir hayta gelmiş gibi kimse inanamadı halime değişimime. mutluydum artık. küçük şeylerde mutluluğu aramayı öğretmiştin çünkü, gülümsemeyi hatırlatmıştın, aslında ne kadar pozitif biri olduğumu farkettirmiştin.

    teşekkür ederim kimse dinlemezken beni dinlediğin için. teşekkür ederim umudumu geri getirdiğin için. teşekkür ederim sıkıntıyı becermeyi öğrettiğin için.

    teşekkür ederim.
    4 ...
  22. 817.
  23. 816.
  24. Ban değil, yazdırtana bakmalı. o güzelliğe... allah'ın karşıma çıkartmış olduğu o güzelliğe.

    Yine günün en absürt saatlerinden biri.
    Ve yine ben seni düşünüyorum, gün doğumu daha yeni.
    Aklıma geldikçe o gözlerin,
    Uykumu kaçırır, sabahı beklerim..
    Uykuyu unutur gözlerim, tavana bakar,
    Düşümde özlerim seni, tavandaki boya akana kadar..
    Sarar içimi yalnızlığın, gözlerim sığınacak bir liman arar.
    Olmadı beklerim açık denizlerde, kalbim sana tekrar susar.
    içemem bir türlü, çekemem içime öyle güzel bir nefes..
    Hevesle dolamaz kalbim..
    Özgürlüğünü unutan bir kuşun bulunduğu yer gibi her yanım kafes..
    Sabahı beklerim, gelmezsin. Gün batar yine yoksun ?
    Sormazlar mı adama ''Can bunun peşinden niye koşsun ?''
    ''Aşk'' derim soruya cevaben. ''Bırak' derler.. 'Anca böyle kendini avutursun''
    Olsun.. Ben yine ağzımdan düşürmem o iki kelimeyi;
    Aşk olsun...
    7 ...
  25. 815.
  26. hızla çevirdim başımı, o meçhul siluete doğru. gölgeler dikildi karşıma ansızın uzak diyarlardan. hangi kuşkulardan çıkardım seni, hangi sevdalara gömdüm kimbilir. ne zordur bazen kendini anlatmak. ayaksız, tabansız, kalpsiz insanlar karşısında. karmaşa doludur kaygılarım, düşlerim imkansızlık içinde.

    kendimde bile karabasana benzer, kendimi kanıtlaman. uzatılmış sütunlara bağlanmış işaret parmaklarım. ancak ateşi gösteriyorlar, ancak güvensiz bir gündelik telaşı. senden eksik her tümcede betimliyorlar. ne zor, gözlerim uzaklara dalıp gitmiş, kalbim irademi askıya almışken ve bilincimin en derinlerinden yükselen çığ, büyüyerek anılarımı linç ederken. beklemek. adını sabırdan alan sevgili güzellik her daim kendini resmetmiş. hızla çevirdim başımı ve sadece onu gördüm...

    ölüm beni benden alıncaya dek ruhumdaki mahfuzun içine koruyor, özenle saklıyorum seni. *
    4 ...
  27. 814.
  28. sana yazmaktan çok sükür usandımm ! .
    6 ...
  29. 813.
  30. bir kaç saat sonra yolda olacaksın. sen seversin uzun yolları. sanki hiç düşünmüyormuşsun gibi, daha çok düşünürsün cama kafanı yaslayıp, bir kaç şarkıya teslim eder kendini, seyralırsın.
    hiç alışamadığın bir sıcaklıkta belkide haşlayarak bedenini yıkandın, arındın. hazırladın kendini bu yolculuğa da. en sevdiğin yere gidiyorsun önce anlamlarını emanet edeceksin denize sonra yeni anlamlar kazanacaksın. hayır, bu defa anlam falan çoğaltmayacaksın. yeni anlamlar bulacaksın tenine, ruhuna yaraşır. sen bunu daha önce de yaptın yine yapacaksın inanıyorum.
    küçük kız, kadını aldın bedenine ve diğer bütün kimlikleri evde bıracaksın. onları barıştıracaksın bir kez daha. anılarını ayıklayacaksın kim bilir canını acıtanları orada bırakacaksın; sen bir kez daha sen olacaksın. miladını değiştireceksin 3. defa. sen adamlara göre değil kendine göre bir milad yaratacaksın. çoğalacaksın, azalacaksın, masal veya gerçek, hatta ibret veya cinnet;sen sen olacaksın.
    bavulun hazır, biletin hazır. bir kaç şarkı savuracaksın sahilde rüzgara, bir kaç şiir tüküreceksin denize, bir kaç küfür çıkar belki dudaklarından. ama seni senden başka kimse bilmeyecek.

    sana senden daha iyi gelebilecek bir şey yok, biraz ismine özen,gül. gülümseyebilecek şeyler var hala. dedeni hatırla, babana bak, anneni özle, abini düşle yine o bisiklet üzerinde, gamze'ni bekle.. hatırla o en masum günlerini.

    ismine özenip, bir açıp bir solma, sadece gülümse.
    4 ...
  31. 812.
  32. evet sana! hani bana sırtını dönmüş ve yazdığım yüzlerce yazıyı okumayı hakedememiş adama!
    5 ...
  33. 811.
  34. binbir zahmetle sabahlari ise giderken aldigim cikista evine biraktigim allah' in meksikalisi gay eduardo, sozum sana; beni ilgilendirmez nereden verdigin nereden aldigin ama bugun her nasil basardiysan bozdun ya arabamin otomatik camini allahta seni...
    cam yarida acik kaldigi gibi looser bir yola park ettigimden bu gece arabamin calinma ihtimali bile var. getirelim goturelim sevaba girelim dedik cenabet ciktin. birde araban calinirsa give me a call demedin mi gay gay kirita kirita, iste o an sana bir yazi yazacagimi hissettim.

    give me a break yahu!
    7 ...
  35. 810.
  36. ben bu yazıyı sana yazdım...
    bu cümleyi kurmuştum bir gece yarısı sensizlikten sonra belki bir gün ışığı doğar beklentisi içinde bir kaç satır karalamaya çalışırken
    ansızın kurulmuş bi cümlenin şaşkınlığı vardı sessiz harflerde
    ben bu yazıyı sana yazdım...
    hangi yazıydı sana yazılan satır satır acıyan acıtan yakan kavuran
    yoktu aslında ne bir söz ne bir yazı kirletmemişti sayfalarımı, tek bir cümle vardı kalemimin kırık ucunda
    ben bu yazıyı sana yazdım bir çalışma masasının uykusuz bırakıldığı noktada
    düşüncelerimdi aslında tüm bu cümleler henüz karalanmamıştı her hangi pis yada temiz gerekli veya gereksiz olma çabasındaki bir kağıda dudaklarım bağırmaya çabalarken kalemimden, kalem inatla kanatıyordu tüm sayfayı ve ben son çabamla söylüyordum son sözümü
    ben bu yazıyı sana yazdım yazma çabalarımın içinde boğulurken....
    4 ...
  37. 809.
  38. çok uzağız aslında. içtesin en derin, en yara ve en özlem oldun. bayramdı seyrandı geldi geçti! senin gibi benim de saçlarımda aklar var şuan ve senin gibi içiyorum her gün paket paket sigaraları. aynaya baktığımda "bazen" seni görüyor gibiyim sonra öfkelenip olduğum yeri göğü yaradana sövüyorum. bunca sene geldi geçti hala tükenmedi sana olan öfkem.
    6 ...
  39. 808.
  40. dünyanın nüfusu ikiye bölünüyor,
    yarısı sen oluyorsun, yarısı ben..
    sonra ikimiz bir bütün oluyoruz,
    kimseye sezdirmeden..
    * *
    7 ...
  41. 807.
  42. 806.
  43. sayın başbakan

    yeminlen sizi ilk defa bu akşam başbakanım olarak gördüm. her ne kadar devlet geleneklerine ters bir uslupla konuşsanız da filistin'de yaşanan katliamı en azından dünyaya haykırdığınız için gururlandım bile diyebilirim. hatta bir ara helal olsun sana bile dedim. ama işte o ama var ya, hani basın toplantısında geri vites yaptığınız ama ben en çok moderatöre kızdım diyişiniz, yine hevesimizi kursağımızda bıraktınız.

    oysa ben sizi bu akşamlık da olsa sempatik bile görebilirdim. neyse sayın başbakan ne diyelim, önümüzdeki maçlara bakıcağız artık.

    saygılar.
    9 ...
  44. 805.
  45. bilmiyorsun.
    not: başbakanla bir ilgisi yoktur.
    oha: bunun neyini eksiledin sevgili manyak!*
    9 ...
  46. 804.
  47. --spoiler--
    Sandın ki ne yaparsan yap yanındayım ben
    Acıyı ihaneti taşımak zorundayım ben

    Yapamam gidemem sandın ki vazgeçemem
    Artik yalnız geçmişte anındayım ben
    --spoiler--
    7 ...
© 2025 uludağ sözlük