senin gidisinin uzerinden yıllar gecsede, hic kapanmayan boslugunu icime hapsetsem de, kimselerin kapatmasına izin vermesem de, hayatıma beni seven, sevilen insanları dahil etsem de, bir gun en alakasız yerde yanımdan oylece gecip giden birinde senin kokunu duydugumda aslında benden hic gitmedigini seni bir yere gondermedigimi, gondermeye kıymadıgımı anladım, yıllarca yuzlesmekten korktugum, kendime itiraf edemedigim gercegi haykırdım "o oldu bir daha hic gelmeyecek" dedim iste o anda seni ozgur bıraktım.
sen, benden, bizden, burdan gittiginde bana "hayat simdi baslıyor" diyenler "hani hayat gercekten o zaman baslıyordu" oysa benim hayat saatim hep orda asılı kalmıs ben hala her seyin baslayıp bittigi yerdeyim..
oysa yollardı sana çıkan.şimdi ben; bir bilinmezliğin nesi olurum?
karanlık...ve siz yoktunuz bu masum yalnızlıkların kalabalığında...sevmiştim dediniz, hem bu koku da benimdi.saatler sonra terkedilmiş bir haliniz vardı.biliyorum kokum terketmeyecekti sizi.korkum terketmeyecekti.yenilmiştim oysa hep ben aşklarda.sahi bu aşkın sahibi kim?
lütfen indirin beni son sürat giden şu zamandan.silin adımı bütün şiirlerinizden.dargın cümleler kurmayacağım artık, üzülmeyin diye.sonra kızmayacağım da size.lütfen indirin müsait bir intiharın en kanlı sahnesinde.alın üstümden şu kalabalığı.tüm yalnızlıklar yaralı sanki.tüm yalnızlıklar, şu, şu kalabalık...sen şair.sizinle gelemeyeceğim artık.yorgunum.masum ve yaralı ve yalnız ve kalabalık bırak beni.çelişkiler beni yalan yazın.tarihiniz olmak istemem...ağlamak güzeldir.istersen öldür beni.sahi sen hiç öldün mü?
sev(m)iyorum işte!karamsar olma bu akşam.ve sana sevgimi sunacağım kanlar içinde.kan kutsaldır unutma.aşk tutkal...
Bir acıyı; mutluluk değil de, yeni bir acı unutturduğunda, gerçek ağrı asıl o zaman başlıyor... insan soruyor kendisine, nereden başlasam kanamaya? sondan başa mı? baştan sona mı?
Ben baştan sona gidiyorum, öyle yüzleşiyorum kendimle...Ve anlıyorum; daha sonraki yanılgıları doğuran, hep o ilk acı! O ilk kaybediş... O ilk gözyaşı... O ilk kez yıkılması bir insanın.... Diğer kaybedişler ise, sadece o ilk acıyı hatırlattığı için acıdan sayılıyor! Her şeyiyle gerçek olan aşk, eğer bir kez yaşanıyorsa, acılar diye bir şey yoktur aşk serüveninde. Tek bir acı vardır.... Yani o ilk kaybediş... O ilk gözyaşı... Ondan sonrakiler, O ilk acıyı tazeleyen yeni yüzler sadece... Yeni bedenlerde karşımıza çıkıp kendisini bize hatırlatıyor, dinmeyen o ilk sancı...! Gömülemeyen o eski yüz....! insan her kaybettiğine aşık olmadığı halde, yine de üzülüyor... Onu yeni bir acı, yeni bir kaybediş olarak görüyor. işte aşkın en büyük numarası bu... Aslında insan her yeni kaybedişte, O ilk kaybettiğine yas tutuyor... Başka bir kılığa giriyor ilk acı. Başka bir ses, başka bir ad, başka bir beden olup çıkıveriyor insanın karşısına. Yoksa bir insan; aşk serüveninde birden fazla kişi yüzünden acı çekecek kadar güçsüz olabilir mi?
Kim bilir kaç kişi seslenmiştir, yeni bir yüze eski acısının adıyla? Kim bilir kaç kişi demiştir, o da böyle kokardı, hareketleri ona ne kadar da çok benziyor diye. gömülemeyen o ilk aşk, geri tepiyor işte... ve bir çok insan, aslında ömrü boyunca aynı kişiyi seviyor, sadece bedenler farklı... baktığı gözlerin rengi değişik... ve yeni bir isim...kısacası aşka aşık insan... bana onu unutturdu- diyen birisi, bilmiyor ki; ona o eski mutluluğu, eski günlerini hatırlattığını-? O eski mutlu günlerini hatırlayan, mutlaka o zamanın kahramanını- da hatırlayacaktır.... Kimse kimseyi unutturamaz... Hatırlatır! Yeni olan, sevdiğinin o eski acısını rafa kaldırabilir ancak. eğer kapıda yeni bir ayrılık daha varsa; rafa kalkan o eski acı tekrar iner ait olduğu yere. Ve kişi, o klasik cümleyi kurar; yine olmadı, yine kaybettim hayır! ilk kaybedişi, o ilk gözyaşını, ilk yıkılmanı hatırladın hepsi bu..... o son giden, ilk gidenin bir parçası.... eski, yiter yenilerde der bazı insanlar, bazen öyle bir an gelir ki; özellikle de giderken, yeniler eskiyi diriltir.....
Kendimle yüzleşmek için, yola -baştan sona- çıktığımda gördüm ki; ilk kaybedişten öteye gidemiyor insan... Orada çakılı kalıyor. Oysa ben diğerlerine de yanmıştım? ilk kaybedişin acısı kandırmış meğer yılarca beni... Demek her kaybedişte,ilk ayrılığıma ağlamışım...
Pek çok insan, tek bir ayrılık?
Esmer; hüküm sürmeye devam ediyor tüm bitişlerde......
bitsin herşey. başlamadan, ağlamadan, üzülmeden. o kadar çok şey var ki kafamda sana dair söyleyecek. evet senden hoşlandım yalan değil. ama bildiklerim ve bana söylenenler kafamı bulandırıyor. yanlış anlama kötü şeyler olduğundan ya da senin kötü biri olduğundan değil. sadece sen ve ben kötü insanlar değiliz. hatta neslimiz tükeniyor diyebilirim.
ama o kadar çok şey söylüyor herkes o kadar çok şey fısıldıyor ki kulaklarıma. onları gözardı etmek imkansız. ben hayatım boyunca kötü bir insan olmamak için uğraştım. şimdilerde kötü gibi lanse ediliyorum. sırf bu yüzden senden ayrılmak istemiyorum. inan senin zarar görmeni, benim yüzümden hiç tanımadığın insanlarla gereksiz diyaloglara girmeni istemem. tabiki üzülmeni de..
burada kalsın herşey. bıraktığımız yerde. ne ilerisini düşünelim ne gerisini. demiştim ya sana söz veremem, senden söz isteyemem diye. sana söz veremiyorum. söz de istemiyorum...
olmayacak bir şey değildi yaşadığımız ya da yaşamak istediğimiz. olmayacak bir şey haline gelmesini de istemiyorum. bırakalım herşey güzel haliyle kalsın.
bağlanamıyorum kimseye ölesiye. oysa benim istediğim tam olarak böyle bir şey. senin o olduğunu sanmıştım. belki de o'sun ama şu dakikadan sonra hiç farketmez. benim aklım bir karar verirse geri dönüşüm imkansız denecek kadar zor.
--spoiler--
düşündüğümde anlıyorum bizimkinin bu zamanda kimsenin cesaret bile edemeyeceği bir aşk olduğunu.
--spoiler--
yıllar yıllar önce gönderilen bu sms hala ilk günki gibi zihnimde. o an ne hissettim, ne düşündüm, ağzımdan çıkan ilk kelime neydi.. hepsi dün gibi aklımda. bir zamanlar uğrunda vaatler verilen, asla ama asla bitmez denilen aşk bitti artık. bize kalan kırıntılarla idare etmek yalnız. aç olan zihnimizi hayali bir aşkın varlığıyla idame ettirmek.
kimsenin cesaret bile edemeyeceği aşk... ilk kez birinin ellerini tutuyorsun, ilk kez başını güvendiğin bir omuza yaslıyorsun, ilk kez sarılıyorsun, öpüşüyorsun titreyerek kaçamak yer ve saatlerde. yanan avuçların, titreyen parmakların...
sonra acımasız bir rüzgar gelip söndürüyor yanan tüm alevini ve küllerini savuruyor senden çok uzaklara. ellerin kenetlenmiş, hiçbir şey yapamıyorsun. kalkıp gidiyorsun, o canından çok sevdiğin sevgili kal demiyor. içinden binlerce kez "kal de lan!" diyorsun. çantanı alırken, ceketini giyerken zamanı yavaşlatıyorsun belki diyerek.. belki..
ama faydası olmuyor...
her yeni güne seninle uyanmak, senin varlığına bağlamak her şeyi ve tüm tüm güzellikleri senden bilmek... artık ne acı. bittiğinde anlıyor insan. ne yana dönsen o oluveriyor her şey. bileklerin kesiliyor ama kimse takmıyor seni. kendinle baş başa kalıveriyorsun.
fark etmediğin her ayrıntıyı fark etmeye başlıyorsun artık. bakışlarındaki derinlik, her sözün altında yatan anlamlar...
sen bir insanın karşılaşabileceği en mükemmel insanlardan birisin. ama hayat bize adil davranmadı be! sen ve ben gerisi yalan diye bir şey yok. olmuyor işte olmuyor! istemek yetmiyor bazen. çaba gerekiyor. her şeye göğüs germek gerekiyor. bir yerden kopunca, gerisi çorap söküğü gibi geliyor. olan sevgilere oluyor...
yargılamadan, sorgulamadan, o güzel dünyanda yer verdiğin biriyim ben de şu an sadece. paylaştığın her şey için binlerce kez teşekkürler. seni kırdığım ve üzdüğüm her güne lanet olsun! herhangi bir nedenle aklıma düştüğünde hala göğsüm acıyor. ve bu ağırlık öyle büyüyor ki içimde, kendimden nefret ediyorum. böyle zamanlarda keşke diyorum zamanı geri alabilsem!
yaşadığın tüm olumsuzluklara, kötü anlara, iğrençliklere inat hep böyle dimdik ayakta kalmanı diliyorum allahtan. ve dilenebilecek daha ne kadar iyi dilek varsa senin için diliyorum. iyi ki bana o tertemiz dünyanda yer verdin! iyi ki daha nice insana insanlık nedir öğretmek için hayattasın!
--spoiler--
Bu sana veda ederken son bakış, son gülücük,
Bu sana kalbimden kopan son öpücük
Sana yıllar yılı büyüttüğüm aşk
Ne yazık ellerinde artık küçücük
--spoiler--
bu sabah uyandığımda salonda ki sehbanın üzerine uzattığım ayaklarım buz kesmişti. pencere yine açık kalmış.
o kadar yorgundum ki ne dişlerimi fırçaladım, ne de üstümü çıkarttım. olduğum gibi uyumuşum.
dün mutluydum her şeyden uzakken ilk kez birine başımı yasladım, film izledim. soluklandım!
koca koca kahkahalar atıp, hınzır çocuklar gibi gözlerimi kıstım, hain planlar kurdum karşımdakini şaşırtabilmek adına!
ve bir anda ilk kez ihanet ettim kendime. seni düşündüm bir başka kadının yanında. seni istedim belkide o an. ya da ..bilmiyorum!
şişkoo bu sıralar çok hasta, biraz ona üzülüyorum. duvardaki tablolar, duvarı boyamak bahanesiyle aylar önce yerinden sökülmüştü.
geçen hafta tüm kitaplarımı kontrol ettim içinde senden bir şeyler kalmış mı diye! yoktu. her şey tükenmiş.
birazdan ofise geçerim bütün gün çalışır akşam yedi de evde olurum oysa eskiden eve geç gelirdim ve sen hiç haz etmezdin.
dokuz on.. ve daha geç saatleri sırf beraber yemek yiyebilmek için beklerdin. sen yokken unutuyorum yine akşamları yemek yemeyi, ilaçlarımı vaktinde içmeyi..
okuyorsun ya burayı sırf o yüzden yazıyorum. durumun vahametinin farkında olman için ve fakat gelme geri! gelirsen mahvolur her şey!
bu kez yeniliriz. bir kaç ay daha lazım buna alışmam için sonrası allah kerim.
bazen gitmek istiyorum buralardan. nereye gidecegimi bilmeden. sadece gitmek istiyorum. bazen yaşadıklarım agır geliyor kaldıramıyorum belki. güclü olmak, her zaman gülmek zorunda olmak, hep komik olmaya çalısmak, her türlü şakaya maruz kalmak ama aynı insanlara bir şaka yapınca tavırla karsılasmak bilmiyorum belki bunlardan sıkıldım.
suçum olmadığı halde özür dilemekten bıktım.
insanları kurtarmaya calısmaktan bıktım. yaptıkları hataları düzeltmekten bıktım.
bilmiyorum ya kafam biraz bulutlu belki.
nedir yani. nedir benden istenen? ne yapmam isteniyor? offf sıkıldım yahu. trip cekmekten sıkıldım. insanların yalanlarınından bıktım.
nem kapmış bir kum saatinin içinde, sana akmayı beklerken görüyorum kendimi.
beklemekten ilerisine gitmek tedirgin edici zira sen buyurdun bu nem'i, senin damlaların, senin 'yokavar'ın bu.
kıpırdasam belki düşerim yanına...
dikiş tutturamıyorum. ne yaparsam yapayım hep başa dönüyorum. mutlu olmayı haketmiyorum. harcadığım bir mutluluğu yanlış yerlerde arıyorum. galiba hep böyle gidecek. bunları sana neden mi anlatıyorum? pişmanlığımı, sevgimi ve gerçeği gör diye. mutluluğumu harcadım evet, seni kaybettim ama seni hiç aldatmadım, başka kimse sen olmadı o zaman da şimdi de. herşeye rağmen, geçen zamana rağmen sana olan sevgimi hep bir yerlerde saklı tutmuşum. gel demiyorum, yeniden demiyorum artık, sadece bil. bir ihtimal duyarsan eğer.
--spoiler--
şehrin küçük bir semtinde yaşadım çocukluğumu...uzanabilsem alacağım yakınlıkta idi umutlarım...lakin öyle güçsüz kollarım vardı ki...etrafımdaki çemberi kıramadım...
--spoiler--
adı gibi kendi de boran'ım.. adı gibi, kendi de devrim olacak olanım..
devrim boran'ım..
adı gibi umutlu, adı gibi asi olanım..
bak, ne yazmış baban senin için.
bak ne yazmış baban, iki yıldır bizimle arkadaşlık eden, hayali golinwır için. karanlık günleri güneşe çevirecek tüm çocuklar için..
...................
Golinwır... dedi henüz yürümeye başlamış olan çocuk, yüksek bulutlara bakarak!..
Yılanlarla insanların düşman olmadığı başka topraklarda yaşayan küçük kır çocukları hep beraber kovalamaktaydı bulutları ve her birinin saçları arasındaydı Golinwır!
Düşmanlık tohumlarının en fazla saçıldığı çağlarda ışığın olmadığı karanlık dağlardan gelirdi ve en çok çocuklar korkardı karanlık suratlılardan! bilinmezdi gelişleri ile dönüşleri arasındaki anlam.. Çünkü hiç kimse karanlıklar ülkesine gidememişti Golinwır'ın çocuklarından.
nasıl bilebilirlerdi oralarda neyin vaktiydi!
Hiç bir evde yaşamazdı çocuklar, güneşin solmadığı bu topraklarda.
Çocuğunu tanımayan insanlar korurdu onları ve hepsi kendi çocuklarıydı!
Sert isimlerle çağrılırdı çocuklardan bazıları mevsimsel olurdu adları!
Rüzgar saçlı çocuğun kulağına Boran dedi Golinwır;
"KORKMA KARANLIK ÜLKE ÇOBANLARI YANACAKLAR IŞIĞIMIZLA"
gidenler eşlerine dostlarına yazarken ben sana yazdım sözlük.
yağmurlu bir akşam üstü kafam gözüm dağınık getirip koyarlarsa kapının önüne soranlara kavgasına kurban gitti dersin.
cenazame gelen arkadaşlarımı benim yerime koy, benim yerime sev.
velhasıl sıkıntılarımı yine sana, arabamı teşkilata, kavgamı ve aşklarımı genç kardeşlerime, parkamı ve inadımı oğluma, sevgimi kızıma, sabrımı kadınıma bırakıyorum.bana hakkınızı helal edin. (bkz: sözlük yazarlarının vasiyetleri)
bu yazıyı sana yazdım.. yazının sana yazıldığından bi haber olsanda.. bu yazıyı sana yazdım bütün itiraflarımı dinledikten sonra bunlara inanmak istemediği için inanmayan sana.. bu yazıyı sana yazdım beni ben yapan sana.. bu yazıyı sana yazdım kalbimde devrim yapan sana.. bu yazıyı sana yazdım yazdıklarım bizim için yazılanlar olmasada.. bu yazıyı sana yazdım bize yazılan yazgıyı değiştirmek için..